Maalesef çoğu insan bana ulaşmaz, ‘O kıyametin büyük fitnelerini görmeyiz’ sanıyor… Sahabeler ile aramızdaki en büyük farklardan birisi buradadır. Onlar bir şeyle uyarıldıklarında hemen üstlerine alınırlar, önlem almaya çalışırlardı. Biz ise ‘sonrakilerin vay haline’ diyoruz…
Sakınmamız ve önlem almamız adına bu ayki hadis-i şerifimiz şöyle;
Ebu Derdâ (ra)’dan rivayet edildiğine göre Nebi (sav) şöyle buyurdular;
“Her kim Kehf suresinin başından on ayet ezberlerse Deccâl’den korunmuş olur.”[1]
Şerh:
Bu hadis, Kehf suresinin ilk 10 ayetini ezberlemenin faziletinden bahsetmektedir. Deccâl'in fitnesinden korunmak için dua etmek ve Allah'a sığınmak önemlidir. Kişi cuma günleri bu âyetleri okuduğunda, her namazın sonunda selam vermeden önce Allah’a sığındığında ise büyük bir fitne olacak olan Deccâl’in şerrinden ve fitnesinden Allah’ın izniyle korunacaktır. "Kim onu (Deccâl’i) sizden görürse, ona karşı Sûre-i Kehf’in başındaki âyetleri okusun."[2]
Nedir Deccâl?
Deccâl, "çok yalancı, aldatıcı, hilekâr" manasına gelmektedir. Deccâller ikiye ayrılır. Biri kıyamete yakın çıkacak, kendisine mucizeler verilecek olacak meşhur mesih Deccâl’dir. Diğeri ise Allah’tan başka ilahlık taslayan ve peygamberlik iddia eden her bir kimsedir. Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Ümmetimin sonunda yalancı Deccâl’ler olacak. Onlar, ne sizin ne de atalarınızın hiç işitmediği şeyleri anlatacaklar. Onlardan sakının!”[3]
Yalancı peygamberlik iddiası eden insan çoktur. Müseylimetul Kezzâb ise bunlardan biridir. Nebi (sav) şöyle buyurmuştur: "Ahir zamanda sayıları otuza yakın yalancı Deccâllar türemedikçe kıyamet kopmaz."[4]
İlmi Ketmedenler!
Bu insanlar ise dinsiz laik insanlar olmayacaklar. Bilakis din kisvesi altında, İslam ile kamufle olmuş şekilde, hakkı batıl, batılı ise hak göstereceklerdir. Ümmete hainlik edecek, fitnelerin ortaya çıkmasına ve büyümesine neden olacaklardır.
Gerçekten de öyle bir zamanda değil miyiz? Mesela yöneticilerin demokrasiyi yüceltmesini anlayabilirsiniz. ‘Ne de olsa oradan nemalanıyor’ dersiniz. Ama hocaların demokrasiyi yüceltmelerine gelince; bu, Deccâllikten başka bir şey midir?
Egemenlik Allah’tan alınıp insanlara verilirken de susuyorlardı. ‘Peygamber ocağı’ deniyor ama Peygamberin sünnetine yaşam hakkı verilmiyor. İşin garibi bu hususları dile getiren ilim sahiplerinin susması yahut hakkı söylemeyip insanları batıla sürüklemesidir.
Peygamberlerin mirası, hiç şüphesiz ‘ilim’dir. Âlimler, bu ilimle hakkı batıldan ayırırlar ve insanları irşat ederler. Peki, kendi çıkarları adına bu ilmi gizleyenlere nasıl bir tehdit vardır? Rabbimiz buyurur ki: “İndirdiğimiz açık delilleri ve onu Kitap'ta insanlara açıklamamızdan sonra hidayet çizgisini gizleyenler var ya, işte bunlara Allah da lanet eder, bütün lanet ediciler de lanet eder” (Bakara, 159)
Hülasa, ayet ve hadisleri kullanarak, kendilerini bizdenmiş gibi göstererek ümmete fitne olan küçük Deccâllere karşı uyanık olalım. Dua, ilim ve salih amellerle Allah'a yakınlaşmaya ve O'nun yardımına ulaşmaya çalışalım. Çünkü Allah yardım etmedikçe kurtuluşa ermemiz mümkün değildir.
Fitnelerin En Büyüklerinden Bir Tanesi; Mesih Deccâl!
Ubade bin Samit, Rasulullah (sav)’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir; “Şüphesiz ben size Deccâl’den çok bahsettim, anlayamamış olmanızdan korktum. Şüphesiz Deccâl kısa boylu, eğri bacaklı, kıvırcık saçlı, tek gözlüdür. Gözü siliktir, pörtlek de çukur da değildir. Eğer durumu size karışık gelirse biliniz ki Rabbiniz tek gözlü değildir.”[5]
Deccâl, ahir zamanda ortaya çıkacak olan kâfir bir adamdır. Deccâl tek gözlüdür. Resûlullah bir gün Deccal’dan söz açarak “Şüphesiz, ben sizi, ona karşı uyarıyorum. Hiçbir peygamber yoktur ki, gönderildiği toplumu ona karşı uyarmamış olsun. Nitekim Nuh da (as) kavmini ona karşı uyarmıştı. Ama ben size Deccâl hakkında hiçbir peygamberin kavmine söylemediği bir söz söyleyeceğim. Haberiniz olsun ki, o kördür, Hâlbuki Allah asla kör değildir." buyurmuşlardı.[6]
Önce peygamber daha sonra ilah olduğunu iddia edecektir. Deccâl’in fitnesi Âdem (as) yaratıldığı günden beri ortaya çıkmış ve kıyamet gününe kadar ortaya çıkacak olan fitnelerin en büyüğüdür. Çünkü ona büyük mucizeler bahşedilmiştir. Mesih Deccâl denmesinin, Mesih İsa ile ilgisi vardır. İsa (as) Allah'ın izniyle ölüleri diriltirdi. Mesih Deccâl de aynı şeyi Allah'ın izin vermesi ile bir imtihan için yapacaktır. Yağmur yağdırma, bereket getirme, ölüleri diriltme mucizeleri ile insanlar onun ilah olduğunu sanacaklardır.
Nevvâs İbni Sem’ân (ra) şöyle dedi: Bir sabah Resûlullah (sav) Deccâl’den uzun uzun bahsetti. Sonunda yorulup sesini alçalttı, sonra tekrar yüksek sesle konuştu. Biz onun anlatışına bakarak Deccâl’in Medine civarındaki hurmalıklara gelip dayandığını zannettik. Tekrar yanına gittiğimiz zaman üzüntümüzü anladı ve “Hayrola, bu ne hal?” dedi. Biz de:
- Yâ Resûlallah! Sabahleyin Deccâl’den bahsettin. Kâh alçak sesle kâh yüksek sesle konuştuğun için, biz onun hurmalıklara gelip dayandığını sandık, dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Sizin adınıza Deccâl’den başka şeylerden daha çok korkuyorum. Şayet Deccâl ben aranızdayken çıkarsa, onun oyununu bozar, delillerini çürütürüm. Eğer ben aranızdan ayrıldıktan sonra çıkarsa, artık herkes kendini ona karşı savunup korumalıdır. Zaten Allah Teâlâ mü’minleri onun kötülüklerinden koruyacaktır. Deccâl kıvırcık saçlı, patlak gözlü, (Cahiliye devrinde ölen) Abduluzzâ İbni Katan’a benzeyen bir gençtir. Sizden onu gören Kehf sûresinin baş (ve son) tarafından onar âyet okusun. O Şam ile Irak arasındaki bir yerden çıkacak. Sağa sola her yana kötülüğünü yayacaktır. Ey Allah’ın kulları, imanınızı koruyup direnin!”
- Yâ Resûlallah! Deccâl’in yeryüzünde kalma süresi ne kadardır? diye sorduk. Şöyle buyurdu:
“Kırk gündür. Bir günü bir yıl kadar, bir başka günü bir ay kadar, bir diğer günü de bir hafta kadardır; geri kalan günleri ise sizin bildiğiniz günler gibidir.” Biz: Yâ Resûlallah! Bir yıl kadar olan günde, kılacağımız bir günlük namaz kâfi gelecek mi? dedik.
“Hayır, siz namaz vakitlerini ona göre takdir ve hesap ediniz” buyurdu. Biz: Yâ Resûlallah! Onun yeryüzündeki sürati ne kadardır? diye sorduk. Şöyle buyurdu:
“Rüzgârın sürüklediği bulut gibi insanların yanından geçer, ilâh olduğunu söyleyerek kendisine iman etmelerini ister, onlar da iman ederler. Göğe yağmur yağdırmasını emreder, yağmur yağar; yere bitki bitirmesini emreder, otlar, çayırlar biter; insanların yayılmaya gönderdikleri hayvanları daha gösterişli ve semiz, sütleri daha bol olarak döner. Daha sonra başka insanların yanına gelerek onları kendine inanmaya davet eder; fakat onlar kendisine inanmayıp teklifini geri çevirirler; Deccâl de yanlarından ayrılıp gider; lakin sabahleyin suları çekilip çayır çimenleri kurur, hayvanları da helâk olur.”
“Deccâl bir örene uğrayıp ‘Definelerini ortaya çıkar!’ der, o harabedeki defineler arıbeyinin peşinden giden arılar gibi Deccâl’in arkasından gider. Sonra Deccâl babayiğit bir genci yanına çağırıp onu kılıcıyla ikiye biçer; vücudunun her parçası bir yana düşer; ardından ona seslenir. Delikanlı gülümseyen bir çehreyle ona doğru gelir. Deccâl böyle işler yaparken Allah Teâlâ Mesîh İbni Meryem’i (as) gönderir. Mesîh, boyanmış iki elbise içinde, ellerini iki meleğin kanatları üzerine koyarak Dımaşk’ın doğusundaki Akminare’nin yanına iner.”
“Mesih parıldayan yüzüyle başını yere eğince saçlarından terler damlar, başını kaldırınca inci gibi nûrânî damlalar dökülür. Onun nefesini koklayan kâfir derhal ölür. Nefesi baktığı yere ânında ulaşır. Mesih Deccâl’in peşine düşer, onu (Kudüs yakınındaki) Bâbülüd’de yakalayıp öldürür. Sonra Îsâ (as), Allah Teâlâ’nın kendilerini Deccâl’in şerrinden koruduğu birtakım insanların yanına gelir, onların yüzlerini okşayarak Deccâl fitnesinin sona erdiğini söyler ve kendilerine cennetteki yüksek derecelerini haber verir. Bu sırada Allah Teâlâ Îsâ’ya (as) vahyederek “Kimsenin öldüremeyeceği kullar yarattım; diğer kullarımı toplayıp Tûr’a götür” buyurur. Allah Teâlâ Ye’cûc ve Me’cûc’ü yeryüzüne gönderir. Onlar tepelerden süratle inip giderler; öncüleri Taberiye gölüne varıp gölün bütün suyunu içer.”
“Arkadan gelenler oraya vardıklarında, “Bir zamanlar burada çok su varmış” derler. Îsâ (as) ile yanında bulunan mü’minler Tûr dağında mahsur kalırlar. Onlardan her biri için bir öküz başı, sizin bugünkü paranızla yüz altından daha kıymetli olur. Îsâ (as) ile yanındaki mü’minler bu belâdan kendilerini kurtarması için Allah Teâlâ’ya yalvarırlar. Allah Teâlâ da Ye’cûc ve Me’cûc’ün enselerine kurtçuklar musallat eder; hepsi bir anda ölüp gider. Ardından Îsâ (as) ile mü’minler Tûr dağından inerler. Ye’cûc ve Me’cûc’ün kokmuş cesetlerinin olmadığı bir karış yer bulamazlar. Îsâ (as) ile yanındaki mü’minler bu belâdan da kendilerini kurtarması için Allah Teâlâ’ya yalvarırlar.”
“Allah Teâlâ deveboyunları gibi iri kuşlar gönderir; bu kuşlar onların kokmuş cesetlerini alarak Cenâb-ı Hakk’ın dilediği yere götürüp atarlar. Sonra Allah Teâlâ hiçbir evin ve çadırın engel olamayacağı bol bir yağmur gönderir; bu yağmur yeryüzünü ayna gibi pırıl pırıl temizler. Daha sonra yeryüzüne “Meyveni bitir, bereketini getir” diye emredilir. O gün bir grup insan tek bir nar ile doyar, kabuğuyla da gölgelenirler.”
“Yaylıma gönderilen hayvanların sütü de bereketlenir, bir devenin sütü kalabalık bir grubu, bir ineğin sütü bir kabileyi, bir koyunun sütü bir cemaati doyurur. Onlar böyle yaşayıp giderken Allah Teâlâ tatlı bir rüzgâr gönderir; bu rüzgâr onları koltuk altlarından sarmalayıp her müminin ve müslimin ruhunu alıp götürür. Yeryüzünde insanların en fenaları kalır; onlar eşekler gibi birbiriyle tepişip herkesin gözü önünde cinsel ilişkide bulunurlar ve kıyamet onların üzerine kopuverir.”[7]
Hadisten Çıkan Dersler
- Sahabeler dinlenen hakikatlerden etkilenirlerdi. Öyle kendilerini kaptırmışlardı ki, hurmalıklardan hemen çıkacak sandılar. İnsanların çoğunun durumunu ise böyle göremezsiniz! Kabir azabı anlatılır veya cehennem anlatılır, insanlar azap çekiyordur ama çoğu kimse umursamaz bile…
- İmanı sağlam mü’minlere Deccâl zarar veremez. O yüzden imanımızı sağlam, tahkiki bir şekilde öğrenip, amel etmemiz gerekmektedir. Ne zaman ki Deccâl anlatılmamayı başlandı, işte o zaman Deccâl çıkacaktır.
- Zaman kavramı alt üst olacak. Bir anda dünyanın her yerine nüfus edecektir. Bir günü bir yıl kadar olacak, sonra düşerek gelecek. Ama kırk günde dünyanın en büyük fitnelerinden biri olacak.
- Sahabelerin derdi böylesi bir ortamda ne idi? Elbette namaz. O kırk gün içinde nasıl namazlarını kılacaklarını önemsediler. Çünkü namaz önemsenmesi gereken bir ibadettir. Nefsimize sormak lazım; ‘sizin gönlünüzde namazın kıymeti/değeri nerededir?’
- Şeyhleri yüceltenler, ‘onlardan şöyle mucizeler gördük’ diyenler bu hadisi iyi düşünsünler! Deccâl de birçok mucize gösteriyor insanlara ve insanlar da ona tabi oluyor. Ama helak olmaktan kurtulamıyorlar!
Ebu Said el Hudri (ra) anlatıyor; "Deccâl, Medine geçitlerine girmesi kendisine haram kılınmış olarak çıkacak. Derken (Medine civarındaki) bazı ekimsiz yerlere kadar gelir. O gün insanların en hayırlısı olan -veya en hayırlılarından- bir kimse onun karşısına çıkar ve:
"Sen Resûlullah’ın (sav) bize haber verdiği Deccâl'sin!" der. Deccâl de (kendi adamlarına): "Ben şunu öldürüp sonra da diriltsem ne dersiniz? Bu işte bir şüpheye düşer misiniz?" der. Oradakiler: "Hayır!" derler. Deccâl onu öldürür ve sonra diriltir. Diriltildiği zaman adam: "Allah'a yemin olsun. Senin hakkında hiçbir vakit bugünkünden daha basiretli olmamıştım!" der. Deccâl onu tekrar öldüreyim mi di(yerek öldürmek isteye)cek, fakat musallat edilmeyecek."[8]
Allah’ın kullarına bir imtihan vesile olması için Deccâl’e verdiği bazı özellikler;
a) Kendisi bir insandır.
b) Erkek, genç, kızıl, kısa, çarpık bacaklı, kıvırcık saçlı, alnı açık, göğsü geniştir.
c) Bir gözü kördür.
d) Alnının ortasında ‘kâfir’ yazısı mevcuttur.
e) Kısırdır.
f) Rablik iddiasında bulunacaktır.
g) Kendisinin cennet ve cehennemi olacaktır.
h) Bir şehirden diğerine çok hızlı şekilde intikal edecektir. Ancak Mekke ve Medine’ye giremeyecektir.
i) Göğün ve yerin emrinde olması
j) Şeytanlardan yardım görmesi söz konusudur.
k) Bir insanı öldürüp tekrar diriltecektir.
“Şunu iyi bilin ki sizden biri ölene kadar Rabbini göremez.”[9]
Bu hadis Dünya gözü ile Allah Teâlâ’nın görülemeyeceğini, dolayısıyla da rablik iddiasında bulunan bir kimsenin insanlar tarafından görülemeyeceğini ifade etmektedir. Deccâl’de kusurların olması onun rablik iddiası ile kusurların çelişmesinden kaynaklıdır.
“Deccâl’in cenneti ve cehennemi olacaktır. Onun cenneti cehennem, cehennemi ise cennettir.”[10]
İmtihan, fitne bir başladı mı insanların nasıl değişeceği, iman edenlerin bile ertesi güne mü’min çıkabilecekleri meçhul olur. Şu hadiseyi bizzat gözlerinizle görmüş olduğunuzu bir düşünün, ne derdiniz. Nebi (sav) şöyle buyurdu: “Rüzgârın yönlendirdiği yağmur gibidir. Deccâl bir kavme gelir, onları davet eder. Onlar da davetine icabet edip ona iman ederler. Bunun üzerine Deccâl semaya emreder onlara yağmur yağdırır, yere emreder onlara nebatat bitirir. O kavmin otlağa çıkmış hayvanları akşam olunca zirveleri en yüksek, böğürleri daha geniş ve memeleri sütten dopdolu olarak dönerler.
Sonra Deccâl başka bir kavme gelir, onları davet eder. Onlar Deccâl’i reddedip iman etmezler. Deccâl onları bırakıp gider. O kavim kuraklığa ve kıtlığa uğramış olarak sabahlar, malları ellerinden gider. Deccâl bir harabeye uğrar ve ‘hazinelerini çıkar’ der. Bunun üzerine o harabenin hazineleri, arıların arıbeyinin arkasından takip etmesi gibi onu takip ederler.”[11]
Deccâl’i Kim Öldürecek?
Deccâl, yeryüzüne inip, tabi olacakları kendisine tabi olduktan sonra, fitnesi geneli kapsadıktan sonra müminlerin azı hariç kurtulduktan sonra İsa (as) yeryüzüne iner ve “Bab-ı Ludd” denilen yerde karşılaştıklarında kendisini öldürür.
“İsa b. Meryem, Lüdd kapısında Deccâl’i öldürecek.”[12]
Bu hadis, Deccâl’in fitnesinden kurtulmak için İsa’nın (as) nüzulünü ve onunla mücadelesini haber vermektedir. Lüdd, Filistin’de bir şehirdir. Bu hadis, aynı zamanda, İsa’nın (as) ölmediğini, göğe kaldırıldığını ve ahir zamanda tekrar yeryüzüne ineceğini doğrulamaktadır.
“Bilin ki, o kıyamete ait bir bilgidir. Sakın ondan şüphe etmeyin ve bana tâbi olun. Bu dosdoğru yoldur.”[13]
“Hani Allah şöyle buyurmuştu: "Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim.”[14]
“Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki muhakkak ileride Meryem oğlu İsa sizin içinize adaletli bir hakem olarak inecektir. O zaman haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak, mal o kadar çoğalacak ki hiçbir kimse mal kabul etmeyecek. Nihayet bir tek secde dünya ve dünyada ki her şeyden daha hayırlı olacaktır.”[15]
Günümüzde İsa’nın (as) yeryüzüne ineceği ile ilgili bir fitne var ki, bu âyet ve hadisler ile şüphe edilmemesi gerektiğini ifade edelim. Rabbim doğru yolundan ayırmasın.
Yüce Allah, vahye kulak verenin ayağını imtihanlar karşısında sabit kalır. Nitekim Rasulullah (sav) Deccâl’in vasıflarını bize anlatmıştır. İman eden ve uyanık olan bir mü’min, Allah’ın izniyle onu tanıyacak ve ondan beri olacaktır. Rabbim bu uzun yolda yar ve yardımcımız olsun. “Allah'ım! Kabir azabından, cehennem azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden ve Mesih Deccâl'ın şerrinden sana sığınırım.”[16] Âmin.
[1] (Müslim)
[2] (Müslim)
[3] (Müslim)
[4] (Tirmizi)
[5] (Ebu Dâvûd)
[6] (Buhari)
[7] (Müslim)
[8] (Buhari)
[9] (Müslim)
[10] (Müslim)
[11] (Müslim)
[12] (Müslim)
[13] 43/ Zuhruf 61
[14] 3/Âl-i İmrân 55
[15] (Buhari)
[16] (Buhari ve Müslim)