Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a, salat ve selam Rasulullah’a (sav) olsun.

Bu risale Muharrem ayı ve aşura hakkında faydalı ve küçük bir risaledir. Allah’tan (cc) bizleri bununla faydalandırmasını ve hayırla mükâfatlandırmasını istiyoruz.

1) Allah’ın ayı Muharrem, hicri senelerin ilk ayıdır. Son haram aylardan üç tanesi peşpeşe gelir. Bunlar Zilkade, Zilhicce, Muharremdir. Sonra da Receb gelir. Allah (cc) şöyle buyurmaktadır: “Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah'ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı on iki olup, bunlardan dördü haram aylarıdır.”[1] Allah Rasulu (sav) şöyle buyurmaktadır: “Hiç şüphe yok ki zaman, Allah Teâla’nın yarattığı gündeki şekil ve nizamına dönmüştür. Sene on iki aydır; dördü haram aylardır; üçü peş peşe gelir: Zilkâde, Zilhicce ve Cumâdâ ve Şa'bân arasındaki Mudar’ın Receb'idir.”[2]

2) Muharrem ayının faziletlerinden birisi Nebi’nin (sav) bu ayı ‘Allah’ın ayı’ diye isimlendirmesidir.[3] Rasulullah’ın (sav) ‘Şehrullah/Allah’ın ayı’ diye izafette bulunması tazim/yüceltmek içindir. (Allah’a izafet edilmesi) şerefli ve faziletli olmasına işaret eder. Çünkü Allah’ın (cc) ismi ancak özel mahlûkatına izafe edilir. Nasıl ki Muhammed, İbrahim, İshak, Ya’kup ve diğer peygamberler (Allah’ın selamı onların üzerine olsun) “Allah’ın kulları” diye izafet edilmiştir. Ve beytullah/Allah’ın evi ve negatullah/Allah’ın devesi diye izafet edilmesi de bu kapsamdadır.[4]

3) Bazı âlimler Muharrem ayının, haram aylarından daha da faziletli olduğu görüşündedir. Hasan Basr-i (ra) şöyle demiştir: “Haram aylardan en faziletlisi Allah’ın ayı Muharrem ayıdır.” Ve şöyle devam eder: “Allah (cc) hicri senelere haram ayı ile açmakta ve haram ayla kapatmaktadır. Ramazan ayından sonra hiçbir ay yoktur ki Allah katında ecri Muharrem ayından fazla olsun.”[5]

4) Muharrem ayının en faziletli günü, ilk on günüdür. Ebu Osman en-Nehdi (ra) şöyle der: “Onlar (sahabe) şu üç on güne değer verirlerdi: Ramazanın son on günü, Zilhicce’nin ilk on günü ve Muharrem’in ilk on günü.”[6]

5) Allah (cc) haram aylardan nefse zulüm etmeyi yasaklamıştır. “O aylar içinde (Allah'ın koyduğu yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin.”[7] Diğer aylara nispeten hürmeti ve büyüklüğü daha fazla olduğu için haram aylarda günah işlemek daha büyüktür. Katade (ra) şöyle der: “Haram aylarda işlenen zülüm, günah bakımından diğer aylarda işlenenden daha da fazladır. Allah dilediği şeylerin değerini yüceltir.”[8]

6) Faziletli bu ayda oruçları çoğaltmak müstehaptır. Rasululllah (sav) şöyle buyurmaktadır: “Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farz namazlarından sonra en faziletli namaz, gece namazıdır.”[9] İbn-i Receb (ra) şöyle der: “Bu hadis açık bir şekilde bildirmektedir ki Ramazan ayından sonra en faziletli nafile oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur.”[10]

7) Muharrem ayında tutulan müstehap oruçlar, o ayda oruçların çoğaltılmasına hamledilir. Yoksa o ayın hepsini oruçlu geçirilmesine hamledilmez. Çünkü Rasulullah’tan (sav) sabit olmuştur ki Ramazan ayı haricinde hiçbir ayı tam bir şekilde oruçlu geçirmemiş ve Şaban ayı haricinde (diğer aylarda) çok oruç tutmamıştır. [11]

8) Rasulullah’tan (sav) açık bir şekilde Ramazan ayından sonra en faziletli orucun Muharrem ayında tutulan oruçtur diye varid olmasına rağmen, Rasulullah’ın (sav) Muharrem ayında değil de Şaban ayında çokça oruçlu geçirmesi Âlimler tarafından bu mesele zor bir hal almıştır. Şu şekilde cevap verilmiştir: Rasulullah (sav) Muharrem ayında tutulan orucun faziletini hayatının son döneminde bilmiştir. Ya da Muharrem ayında Rasulullah (sav) çokça oruç tutmamasına dair mazereti vardı. Seferde olması, hasta olması ve bunun dışında başka sebepler vardır.[12]

9) Selef ve Halef âlimlerin cumhuruna göre, hadislerin zahirinden, lafzın gerektirdiğinden ve ma’ruf lügat ehline göre Aşura, Muharrem ayının 10. günüdür.[13]

10) Aşura ismi, cahiliyyede bilinmeyen İslamî bir isimdir.[14]

11) Aşura gününde oruç tutmak kuvvetli bir müstahaptır. Rasulullah (sav) şöyle buyurmaktadır: “Aşura günü orucunun önceki yılın günahlarına keffaret olacağını zannederim.”[15]

12) Aşura orucu büyük günahları değil de tüm küçük günahlara birer keffarettir. Aşura gününde oruç tutan kimsenin küçük günahlarına varsa keffaret olur. Şayet ne küçük günahı ne de büyük günahı yoksa bu kişiye sevaplar yazılır, dereceleri yükseltilir. Eğer büyük günahı ya da günahları varsa büyük günahların hafifletilmesi umulur.[16]

13) Kişi ehline, çocuklarına ve elinin altında bulunan insanlara Aşura gününde oruç tutmalarını ve seher vaktinde kalkmalarını nasihat etmesi gerekir. Rubeyy binti Muavviz’den (ra) aşure gününde oruç tutulması -aşure orucu Ramazan orucundan önce farz kılınmıştı- ile ilgili şöyle demiştir: “…Bundan sonra biz (her aşura) orucunu tuttuk, küçük çocuklarımıza da tutturduk. Onlara yünden oyuncak yapmıştık. (Acıkıp) yemek için ağladıkları zaman, o oyuncağı verip iftar vaktine kadar onları oyalıyorduk.”[17]

14) Yahudilere ve Hristiyanlara muhalefet olsun diye Muharrem ayının 9. ve 10. günlerinde oruç tutmak müstahaptır. Abdullah bin Abbas (ra) şöyle der: Rasulullah (sav), Aşura günü oruç tutup, tutulmasını da emredince; “Ya Rasulallah, bugün Yahudi ve Hristiyanların tazim ettiği bir gündür” dediler. Bunun üzerine Rasulullah (sav), “0 zaman inşallah önümüzde ki yıl dokuzuncu gün tutarız.” buyurdu. Ancak bir sonraki yıl gelmeden Rasulullah (sav) vefat etti. Bir rivayette “önümüzde ki yıla kalırsam muhakkak dokuzuncu gün tutarım” buyurdu.[18]

15) Muharrem ayının 9. gününü oruç tutmayı geçiren kimseye Yahudilere muhalefet olsun diye 10. ve 11. günlerde oruç tutması meşrudur.

16) Aşure orucunun bazı âlimlerin nezdinde üç mertebesi vardır. Birincisi; üç gün oruç tutmak. Muharrem ayının 9, 10 ve 11. günlerinde oruç tutmak. Bu husus ile alakalı zayıf bir hadis rivayet edilmiştir. İhtiyat kısmından olmak üzere bu günlerde oruç tutma ile ilgili bazı seleften böyle yaptığına dair rivayetler vardır. İkincisi; Muharrem’in 9 ve 10. günlerinde oruç tutmak. Bu günlerde oruç tutma ile ilgili birçok hadis ve sünnet varid olmuştur. Üçüncüsü; sadece aşure gününde oruç tutmak. Buda caizdir; mekruh değildir.[19]

17) Aşure gününde tutulan oruç Cuma veya Cumartesi gününe denk gelirse, tek günlerde oruç tutulmasına dair herhangi bir engel yoktur ve mekruhta değildir. Bu günlerde oruç tutmak meşrudur; Cuma günü veya Cumartesi günü olduğundan dolayı değildir.[20]

18) Ramazan orucundan kazası olanlar sünnet niyeti ile Aşura orucunu tutmasında her hangi bir engel yoktur. Aşure orucundan sonra Ramazan orucunu kaza eder. Tercih edilen görüşe göre sünnet orucu Ramazan orucunun kazasından önce tutulması caizdir. Çünkü sünnet orucu muayyen bir oruçtur; o günün geçmesi ile gider. Kaza orucunun zamanı ise geniştir.

19) Ramazan orucundan kazası olanlar Aşure orucunu tutarken Ramazandan kalan bir günün kazasına diye niyet ederse bir günün kazası geçerlidir. Bazı ilim ehline göre Aşure orucunun sevabını elde etmesi umulur. Aşure orucu ile beraber kaza orucunun sevabı hâsıl olur. Ancak en faziletlisi Ramazan orucunun kazasını Aşure orucunu dışında kaza etmesidir.

20) Muharrem ayının 9 ve 11. günlerini sünnet niyeti ile Aşure ve Ramazan orucunun kazası caizdir. Sünnet orucu ve kaza orucunu sevabı elde edilir.

21) Sefere çıkan kimse kendisine zor gelmezse Aşure orucunu tutmasında bir beis yoktur.

22) Hayızlı veya nifaslı kadına veya hasta olan bir kimseye Aşure orucunu kaza etmesi caiz değildir. Çünkü bu günlerde oruç, muayyen bir güne tahsis edildiği için gününün geçmesi ile hükmü de geçer.[21]

23) Bir özürden dolayı –Hasta, hayız, emzikli kadın- aşure orucunu tutmasına engel oluyorsa ve sürekli her sene Aşura orucunu tutmayı adet haline getirmiş ise niyetinden dolayı ecir alır. Bir hadiste şöyle geçmektedir: “Kul hastalanır veya yolculuğa çıkarsa (bu sebeple yapamayacağı amellerin karşılığı), daha önce mukim/evinde iken, sağlam olduğu zamanlarda yatığı amellerinden ötürü aldığı ecir kendisine yazılır.”[22]  

24) Aşura orucu Ramazan orucu farz kılınmadan önce farzdı sonra müstehaplığa nesh edildi. Aişe (ra) şöyle der: “Rasulullah (sav) ramazan orucu farz kılınmadan önce Aşura orucunun tutulmasını emrederdi.  Ramazan orucu farz kılınınca (aşura orucunu) dileyen tutsun, dileyen tutmasın.”[23] buyurdu. Başka bir hadiste “Bu gün aşura günüdür. Allah bugünün orucunu farz kılmamıştır. Ancak ben oruçluyum. Dileyen oruç tutsun, dileyen tutmasın.”[24]

25) Arefe günü, Aşure gününden daha faziletlidir. Arefe gününün orucu iki senelik (geçmiş ve gelecek) günahlara keffarettir.

26) Aşura, Allah’ın günlerinden büyük bir gündür.[25]  Allah (cc) şöyle buyurmaktadır: “Allah'ın günlerini hatırlat.”[26] Allah (cc), Musa’yı (as) ve kavmini o gün kurtardı; Firavun ve kavmini boğdu. Bu sebeple Musa (as) nimetin şükrünü eda etmesi için (Aşura) günü oruç tuttu. Rasulullah ’ta (sav), Allah’ın nebisi Musa’ya (as) ittiba ederek oruç tutmuş ve tutulmasını müstahap babından emretmiştir. İbn Abbas (ra) anlatıyor: Rasulullah (sav) Medine’ye gelince, Yahudilerin aşura gününde oruç tuttuklarını gördü ve “Bu gün niçin oruç tutuyorsunuz?” diye sormuştu. “Bu hayırlı bir gündür. Allah, o günde İsrailoğullarını düşmanlarından kurtardı. (Şükür olarak) Musa (as) o gün oruç tuttu.” dediklerinde Rasulullah (sav): “Ben Musa’ya sizden daha layığım/yakınım.” Buyurup o gün oruç tuttu ve müminlere de tutmalarını emretti.[27]

27) Aşura günü, şükür günüdür. Allah katından bir zafer ve dertlerden kurtulma günüdür. Musa’ya (as) şöyle denildi: “İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları: İşte yakalandık! dediler. (Cevaben Musa şöyle dedi:) Musa: Asla! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir.”[28]

28) Aşura gününü tazim etmek cahiliyye ehli tarafından bilinmekteydi. Cahiliyye ehli o günü yüceltir ve oruç tutardı.[29]

29) Aşure gününü tazim etmek; o günü oruçlu geçirmekle olur.

30) Bazı insanlar Aşura gününde birçok bidatler çıkarmaktadır. Bidat ehlinden bazıları Hüseyin’in (ra) öldürüldüğü günü matem ve hüzün günü olarak tayin edip elbiselerini parçalamakta, yüzlerine ve göğüslerine vurmaktadırlar. Yapılanların hiçbiri Allah’ın dininde yoktur. Bilakis cahiliyye ehlinin yaptığı amellerdir.

31) Şeytan birçok insanın bu günde akıllarıyla oynayarak, müminlerin yolundan uzaklaştırmaktadır. İnsanlardan bazıları bu günü mateme, bazıları da törene ve festivallere dönüştürerek o güne özel helva ve yemek yapmaktadır. İşte bu ameller Yahudilere ve Hristiyanlara benzemedir. Bunların hepsi dinde sonradan çıkmış bidatlerdir.  

Allah’tan (cc) bizleri sevdiği ve razı olduğu amelleri muvaffak kılmasını istiyoruz. Hamd, âlemlerin rabbi olan Allah’adır.  

 
 


[1] (9/Tevbe, 36)

[2]                 [2] (Buhari, 3197); (Müslim, 1679)

[3] (Müslim, 1163)

[4] (Lataifu’l-Mearif, İbn-i Receb, 36)

[5] (Lataifu’l-Mearif, İbn-i Receb, 34)

[6] (Lataifu’l-Mearif, 35)

[7] (9/Tevbe, 36)

[8] (Tefsiru Taberi, 14/238); (Tefsiru İbn-i Kesir, 4/147)

[9] (Müslim, 1163)

[10] (Lataifu’l-Mearif, 33)

[11] (Buhari, 1969-1971) ; (Müslim, 1156-1157)

[12] (Nevevi, Müslim Şerhi 8/37, 55); (el-Mecmu’, 6/387)

[13] (Nevevi, Müslim Şerhi 8/12) ; (el-Mecmu’, 6/383)

[14] (Kadı İyad, Meşarıku’l-Envar 2/102) ; (Buhutî, Keşşafu’l-Kana’, 2/338)

[15] (Müslim, 1162)

[16] (Nevevi, Müslim Şerhi 3/113, 8/51) ; (el-Mecmu’, 6/382)

[17] (Buhari, 1960) ; (Müslim, 1136)

[18] (Müslim, 1134)

[19] (Zadu’l-Mead, 2/72) ; (Fethu’l-Bari, 4/246)

[20] (Fethu’l-Bari, 4/234)

[21] (Fetava İbn-i Useymin, 20/43)

[22] (Buhari, 2996)

[23] (Buhari, 1592) ; (Müslim, 1125) 

[24] (Buhari, 2003) ; (Müslim, 1129) 

[25] (Müslim, 1892) 

[26] (14/İbrahim, 5)

[27] (Buhari, 3943) ; (Müslim, 1130) 

[28] (26/Şuara, 61-62)

[29] (Buhari, 1893) ; (Müslim, 1125)