Allah’a hamd, Rasulüne salat ve selam olsun…

Allah’ın izni ve inayeti ile bu sayıdan başlamak üzere Rasulullah’ın (sav) Medine’ye hicret etmeden kendisine nazil olmuş Mekki sureleri kısa, öz ve içerdiği önemli dersleri derlemeye gayret göstereceğim. Bu çalışmayı hazırlarken tefsir kitaplarına ve Arap dünyasındaki muasır yazarların makalelerine müracaat ettiğimi ayrıca belirtmek isterim.

Bu ay sizlere Allah Rasulü’ne (sav) ilk nazil olan Alak süresinden başlayıp sonrasında nuzül sırasına göre diğer sureleri ele almaya çalışacağım. (İnşaallah)

Allah (cc) bu surede şöyle buyurmaktadır:

“Yaratan Rabbinin adıyla oku!. O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Rabbin (en cömert ve ihsanı en bol olan) El-Ekrem’dir. O ki; kalemle (yazmayı) öğretendir. İnsana bilmediğini öğretti. Asla! Hiç şüphesiz, insan azgınlaşır. Kendini müstağni (kimseye ihtiyacı olmayan, kendisine yeten) olarak gördüğünde. Hiç şüphesiz, dönüş Rabbinedir. Engel olanı gördün mü? Namaz kılan kulu (namazdan alıkoyanı). Ne dersin? Ya o kul doğru yol üzere ise? Ya da takvayı emrediyorsa? Ne dersin? Ya (bu alıkoyan) yalanlayıp yüz çevirdiyse? Allah’ın (onu) gördüğünü bilmez mi? Asla! Şayet buna bir son vermezse, hiç şüphesiz onu perçeminden yakalarız. (O) yalancı ve günahkâr perçeminden. O da beraber oturup kalktığı yakın çevresini çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız. Asla! Ona itaat etme. Secde et ve yakınlaş.”

Aişe (r.anh) şöyle buyurmaktadır: “Rasulullah’a (sav) gelen ilk vahy uyku halinde iken görmüş olduğu sadık rüyalardır. Hangi rüyayı görse mutlaka gün aydınlığı gibi aynen çıkardı. Sonra ona yalnızlık sevdirildi, Hıra mağarasına çekilip orada pek çok gece ibadetle geçirirdi. Bunun için de yanına azık alırdı. (Azığı bitince) Hadice'nin yanına gelir ve yine azığını alıp tekrar mağaraya dönerdi. Nihayet O Hıra mağarasında iken hakk ona geliverdi. Melek O'na geldi ve: "Oku" dedi. Rasulullah: "Ben okuyucu değilim (okuma bilmiyorum)" dedi. Rasulullah (sav) "Melek beni aldı ve takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra bıraktı ve "Oku" dedi. Ben yine "Ben okuyamam" dedim. Beni ikinci kere takatten kesilinceye kadar sıktı, sonra bıraktı ve "Oku" dedi. Ben yine "Ben okuyucu değilim" dedim. Beni üçüncü kere yakalayıp takatim kesilinceye kadar sıktı, sonra bıraktı ve "Yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı bir alakadan yaratmıştır. Oku, Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir…" dedi.[1]

Alak Suresi, Allah tarafından İslam davetinin başlangıcı için indirilen ilk ilahi mesajdır. Alak Suresi, vahyin ilk surelerinden biri olarak bilinir ve birçok dersleri taşır. Bu sure hakkında konuşmak ve içeriğini anlamak oldukça önemlidir.

Alak Suresi, Mekke'de inen ilk sure olup Rasulullah’a (sav) inen ilk vahiydir ve ondan önce inen başka bir sure yoktur. Sure 19 ayetten oluşur ve Kuran-ı Kerim'in 30. cüzünde yer alır. Mushaftaki sıralamada 96. sıradadır. Sure, Allah'ın emri olan "Oku" kelimesiyle başlamaktadır ve hicretten 13 yıl önce indirilmiştir. Sure aynı zamanda ilk ayetinden dolayı "İkra" Suresi olarak da anılır. Son ayetinde bir secde ayeti bulunmaktadır.

Alak Suresi, Rasulullah’a (sav) inen ilk sure olup, bu nedenle Allah'ın kitabından gelen ilk iman mesajıdır. Bu sure, önemli ve amaçlı bir mesaj olarak diğer vahiylerin öğrenilmesi için bir başlangıç niteliğindedir. Okuma emriyle başlayan bu sure, ilmin ve eğitimin önemine vurgu yapar. İlmin sayesinde insan, İslami mesajı, kurallarını ve hedeflerini anlayabilir. Bu nedenle eğitim, İslami davetin ilk talimatı olmuş, böylece dinin ve dünyanın tüm meselelerini kavrayarak doğru yol bulunur. Ayrıca insanın nasıl yaratıldığına vurgu yapılmakta kendisini yeterli görüp hakka boyun eğmeyen insanın akıbetini açıklamaktadır.

Sure aynı zamanda Rasulullah (sav) peygamberlik öncesi Hira Mağarası'nda tek başına ibadet ederken vahyin inmesiyle başlayan peygamberlik sürecini anlatır. Bu davet, Mekke'de başlayıp tüm dünyaya yayılan İslam davetinin başlangıcı olmuştur. "Alak" kelimesi, insanın yaratılışının başlangıcı olan pıhtılaşmış kan anlamına gelir ve bu, İslami davetin başlangıcı için uygun bir isim olmuştur. Bu davet, kıyamete kadar insanlık tarihinin en büyük mesajı olarak kalacaktır.

Alak Suresi, Rasulullah’a (sav) okuma ve öğrenme emri vererek başlar. Bu, Allah'ın peygamberine, okuma yazma bilmemesine rağmen, ilim ve bilgiyi arama çağrısıdır. Bu emir, İslam'ın ilk ve en önemli mesajlarından biridir.

Sure, kalemin ve yazının önemini vurgular. Allah, insanlara bilmediklerini öğreten kalemle yazmayı öğrettiğini belirtir. Bu, ilmin ve yazının medeniyetin temel taşları olduğunu gösterir. Katade (ra) şöyle demiştir; “Kalem yüce Al­lah'tan gelmiş pek büyük bir nimettir. Eğer o olmasaydı ne bir din dimdik ayakta dururdu, ne de hayat düzene girerdi. Yüce Allah, kullarına bilmedik­lerini öğretmiş olmayı, onları cahilliğin karanlığından ilmin aydınlığına çıkar­mayı lütuf ve kereminin kemaline delil göstermiş, kendisinden başka hiç kim­senin bilemeyeceği kadar pek büyük faydalar ihtiva eden yazma ilminin üs­tünlüğüne dikkat çekmiş olmaktadır. İlimlerin kaydedilmesi, hikmetlerin yazılması, öncekilerin haber ve görüşlerinin tesbiti, Allah'ın indirilmiş kitap­larının yazılması, hep yazı ile gerçekleşmiştir. Eğer yazı olmasaydı din ve dün­ya işleri doğru bir şekilde ayakta duramazdı.”

Sure, ilmin, okumanın ve yazmanın toplumların kalkınması ve ilerlemesi için ne kadar önemli olduğunu vurgular. Bu nedenle, İslam medeniyetinin temeli olarak kabul edilir. İnsanın okumayı ve yazmayı öğrenmesi, Allah'ın ona verdiği aklı en iyi şekilde kullanmasıyla başlar. Bu sure, insanın diğer yaratıklardan üstün kılınmasının başlangıcının ilim olduğunu belirtir.

İlim arayışında Allah'tan yardım istemenin önemi vurgulanır. Doğru ilmi elde etmek ve yanlış yollara sapmamak için Allah'a yönelmek gereklidir. İlim arayışında içtenlik ve gayretin önemine dikkat çeker. Azim ve gayretle ilim peşinde koşmak, doğru anlayışa ulaşmayı sağlar.

Alak Suresi, bilginin ve öğrenmenin İslam'ın temel taşlarından biri olduğunu ve medeniyetin ilerlemesi için ne kadar önemli olduğunu gösterir. İlim arayışında Allah'a yönelmek, doğru yolda kalmak ve içtenlikle çaba göstermek surede vurgulanan ana temalardandır.

Alak Suresinden Dersler

1. Kulluk ve İtaat: Alak Suresi, Allah’ın insanları sadece O’na ibadet etmek ve O’na itaat etmek için yarattığını vurgular. Bu nedenle, Allah’a itaat etmeyen ve O'na karşı kibirlenenlerin hem dünya hem de ahirette kötü bir sonla karşılaşacaklarını bildirir.

2. İslam Mesajına Bağlılık: Sure, her türlü zorluğa rağmen İslam mesajına sıkı sıkıya bağlı kalmanın önemini belirtir. Rasulullah’ın (sav)) karşılaştığı zorluklara rağmen davetini sürdürmesi, bu bağlılığın örneğidir.

3. Allah’a İman ve Sabır: Allah’a iman etmenin ve O’nun dinine sıkı sıkıya bağlı kalmanın yanı sıra, yaşanılan zorluklar karşısında sabırlı olmanın önemini vurgular. Sabır, Allah’a iman etmenin önemli bir mertebesidir.

4. Ebu Cehil'in Kıssası: Sure, Ebu Cehil'in Rasulullah’a (sav) zarar vermeye çalışırken yaşadığı korku dolu olayı da anlatır. Ebu Cehil, peygamberi zarara uğratmak için gittiğinde büyük bir ateş çukuru gördüğünü ve bu yüzden geri döndüğünü söylemiştir. Bu kıssa, Allah’ın her şeyi bildiğini, her şeyi gördüğünü ve O’nun kullarını koruyabileceğini gösterir.

5. Korkusuzluk ve Secde: Sure, Allah’tan korkmamanın ve O’na secde etmenin gerekliliğine dikkat çeker. İslam'ın evrensel mesajı, her yer ve her zaman için geçerlidir ve Allah’a yaklaşmanın ve O’na secde etmenin önemini vurgular.

 6. Okumanın Önemi: Alak Suresi, ilk vahiy olarak Allah tarafından Peygamberimize (sav) verilen bir emirle başlar ve bu emir okumanın önemini vurgular. Okuma, bilginin anahtarıdır ve bu bilgi, insanları Allah'a yaklaştırır. Dolayısıyla, İslam davetinin temeli olarak ilk vahiyde okumanın emredilmesi, bu bilgiyi anlamanın ve öğrenmenin gerekliliğini gösterir.

7. İsyan ve Red Tehdidi: Sure, başlangıçta isyan ve daveti yalanlama girişimlerine karşı bir uyarı içerir. İslam davetinin başında, bu tür eylemlerden kaçınılması gerektiğini ve Allah’ın bu tür davranışları cezalandıracağını belirtir.

8. Cesaret ve İbadet: Sure, insanları korkmadan ve cesur bir şekilde Allah'a yönelmeye teşvik eder. İslam’ı savunmanın ve Allah’a secde etmenin gerekliliğini belirtir. Kafirlere veya onların baskılarına karşı korkmamayı ve Allah'a yaklaşmayı önerir.

9. Davetin Cesurca Yayılması: Sure, İslam davetinin cesurca ve kararlı bir şekilde yayılması gerektiğini teşvik eder. Davetçilerin karşılaşacakları zorluklardan çekinmemeleri ve Allah'a tam bir teslimiyetle yaklaşmaları gerektiğini vurgular.[2]

10. Allah’ın Gücü: Allah’ın (cc) insaoğlunu bir kan pıhtısından yaratması kendisinin her şeye kadir olduğunu, insanoğlunun ise aciz bir varlık olduğunu bildirmektedir. Bu sure, ayrıca Allah’ın (cc) kullarına vermiş olduğu nimetleri hatırlatır. İnsan hiç iken malum evrelerden sonra eksiksiz bir şekilde var olması, bir de olayları anlayacak akıl vermesi insanoğluna nimet olarak yeter.

 
 


[1] Buhari.

[2] “Mevkıu Fikre” adlı siteden derlenmiştir.