Kâfirûn Suresi Mekke döneminde nazil olmuş olup altı ayetten oluşmaktadır. Sure “Kâfirûn Suresi” ve “قُلْيَاأَيُّهَاالْكَافِرُونَ” isimleriyle de anılmıştır.
Surenin Temel Konuları
Bu sure son derece önemli meseleleri ihtiva etmektedir. Surenin en önemli konuları arasında tevhid akidesinin açık bir şekilde ortaya konulması, şirkten ve müşriklerden kesin bir biçimde uzak durulması, Allah Teâlâ’dan başka ibadet edilen bütün bâtıl ilâhlardan beri olunduğunun ilan edilmesi bulunmaktadır. Allah (azze ve celle) şöyle buyurmaktadır:
“De ki: Ey kâfirler! Ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet etmem. Siz de benim ibadet ettiğime ibadet edecek değilsiniz. Ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet edecek değilim. Siz de benim ibadet ettiğime ibadet edecek değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır.”[1]
Bu sure, müminin inancındaki netliği ve tavizsiz tevhid anlayışını en açık şekilde ortaya koymaktadır. Müslüman, Allah’a kullukta hiçbir ortaklığı kabul etmez, şirkle uzlaşmaz, bâtıl inançlarla hak dini bir araya getirmez.
Kâfirûn Suresinin Fazileti
Ferve bin Nevfel’den, o da babasından rivayet ettiğine göre babası, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gelerek “Ey Allah’ın Rasulü! Yatağıma girdiğim zaman okuyabileceğim bir şey öğret bana” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“قُلْيَاأَيُّهَاالْكَافِرُونَ suresini oku, sonra onunla birlikte uyu. Çünkü o, şirkten berâettir.”[2]
Kur’ân’ın Dörtte Birine Denk Oluşu
Kâfirûn Suresinin en dikkat çekici faziletlerinden biri de Kur’ân’ın dörtte birine denk kabul edilmesidir.
İbn-i Ömer (radıyallahu anhuma)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“قُلْهُوَاللَّهُأَحَدٌ suresi Kur’ân’ın üçte birine denktir.
قُلْيَاأَيُّهَاالْكَافِرُونَ suresi ise Kur’ân’ın dörtte birine denktir.”[3]
İhlâs Suresi ile Birlikte Okunmasının Hikmeti
Kâfirûn Suresi ile İhlâs Suresi, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in gece-gündüz birçok namazda sürekli okuduğu sureler arasında yer almaktadır. Bunun en önemli sebebi; bu iki surenin tevhidin iki büyük yönünü kapsamasıdır:
1. Amelî Tevhid
Bu yön, Kâfirûn Suresinde yer almaktadır. Kulun ibadetini yalnızca Allah’a tahsis etmesini ve şirkten uzak durmasını ifade eder.
2. Haberî ve İtikadî Tevhid
Bu yön ise İhlâs Suresinde bulunmaktadır. Allah Teâlâ’nın zatı, birliği ve sıfatlarıyla ilgili doğru inancı ortaya koymaktadır. Bu sebeple Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu iki sureyi sürekli okuyarak ümmetine tevhidin hem amelî hem de itikadî yönünü öğretmiştir.
Rasûlullah’ın Bu Sureyi Okuduğu Yerler
Birincisi: Sabah Namazının Sünnetinde
Ebu Hureyre (radıyallahuanhu)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sabah namazının iki rekât sünnetinde “قُلْيَاأَيُّهَاالْكَافِرُونَ” ve “قُلْهُوَاللَّهُأَحَدٌ” surelerini okurdu.[4]
Sabah namazının sünneti olan bu iki rekât, Rasûlullah’ın en çok önem verdiği sünnetlerden biridir. Ayrıca İbn-i Ömer (radıyallahu anhuma) şöyle demiştir:
“Bir ay boyunca Rasulullah’ı gözlemledim. Sabah namazından önceki iki rekâtta sürekli olarak ‘قُلْيَاأَيُّهَاالْكَافِرُونَ’ ve ‘قُلْهُوَاللَّهُأَحَدٌ’ surelerini okuyordu.”[5]
İkincisi: Akşam Namazının Sonraki Sünnetinde
İbn-i Ömer (radıyallahu anhuma)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem “Sabah namazından önceki iki rekâtta ve akşam namazından sonraki iki rekâtta birçok defa “قُلْيَاأَيُّهَاالْكَافِرُونَ” ile “قُلْهُوَاللَّهُأَحَدٌ” surelerini okumuştur.[6]
Bu uygulama, müminin günün başlangıcını ve sonunu tevhid akidesiyle süslemesinin önemine işaret etmektedir.
Üçüncüsü: Vitir Namazında
İbn-i Abbas (radıyallahu anhuma)’tan rivayet edildiğine göre Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) vitir namazını üç rekât olarak kılar; ilk rekâtta “سَبِّحِاسْمَرَبِّكَالْأَعْلَى”, ikinci rekâtta “قُلْيَاأَيُّهَاالْكَافِرُونَ”, üçüncü rekâtta ise “قُلْهُوَاللَّهُأَحَدٌ” surelerini okurdu.[7]
Dördüncüsü: Tavaf Namazında
Kâfirûn ve İhlâs sureleri, tavaftan sonra Makam-ı İbrahim’in arkasında kılınan iki rekâtta da okunurdu. Sahih-i Müslim’de geçen Cabir bin Abdullah (radıyallahu anhuma) rivayetinde şöyle geçmektedir: “Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem) tavaf sonrası kıldığı iki rekâtta “قُلْهُوَاللَّهُأَحَدٌ” ve “قُلْيَاأَيُّهَاالْكَافِرُونَ” surelerini okurdu.”
Kâfirûn Suresinde Velâ ve Berâ İnancı
Kâfirûn Suresinin en büyük faydalarından biri de velâ ve berâ akidesini açık ve net bir şekilde ortaya koymasıdır. Velâ; Allah Teâlâ’ya, Rasul’e ve müminlere sevgi, bağlılık, dostluk göstermektir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Sizin dostunuz ancak Allah, O’nun Resûlü ve namazı dosdoğru kılıp rükû hâlinde zekât veren müminlerdir.”[8]
Tevhid inancı ise ancak küfürden ve küfür ehline kalpten bağlanmaktan uzak durmakla tamam olur. Çünkü hak ile bâtıl, tevhid ile şirk bir arada bulunmaz. Yüce Allah, İbrahim (aleyhisselâm)’ın kavmine şöyle dediğini haber vermektedir:
“Hani İbrahim babasına ve kavmine şöyle demişti: ‘Ben sizin taptıklarınızdan tamamen uzağım. Ancak beni yaratana kulluk ederim. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir.’”[9]
Başka bir ayette Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
“Müminler, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa Allah ile olan bağından uzaklaşmış olur. Ancak onlardan gelebilecek bir tehlikeden korunmanız başka…”[10]
Yine Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Ey iman edenler! Benim de düşmanım sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz; hâlbuki onlar size gelen hakkı inkâr etmişlerdir.”[11]
Allah’ın Berî Olduğu Kimselerden Uzak Durmak
Biz neden müşriklerden uzak durmayalım ki? Allah Teâlâ, bize bunu emretmeden önce zaten onlardan berî olduğunu ilan etmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Büyük hac günü Allah ve Resûlü tarafından insanlara yapılan bir ilandır ki; Allah da Rasûlü de müşriklerden uzaktır.”[12]
Hakiki mümin; Allah’ın dost edindiğini dost edinir, Allah’ın düşmanlık ettiğine düşmanlık eder ve Allah’ın berî olduğu kimselerden uzak durur.
Peygamberlerin Ortak Yolu: Şirkten Berâet
Müşriklerden uzak olduğunu açıkça ilan etmek, bütün peygamberlerin ve rasullerin ortak metodudur. Bizler de onların yoluna tabi olmak ve onları örnek almakla emrolunduk.
Allah Teâlâ, Hûd (aleyhisselam)’ın şöyle dediğini haber vermektedir:
“Ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben sizin Allah’tan başka ortak koştuklarınızdan uzağım. Haydi hep birlikte bana tuzak kurun, sonra bana mühlet de vermeyin. Çünkü ben benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim…”[13]
İbrahim (aleyhisselam):Velâ ve Berânın En Büyük Örneği
Allah Teâlâ, İbrahim (aleyhisselam)’ın velâ ve berâ akidesinde müminler için örnek bir şahsiyet olarak göstermiştir:
“İbrahim ve onunla beraber olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: ‘Biz sizden ve Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi inkâr ediyoruz. Siz yalnızca Allah’a iman edinceye kadar bizimle sizin aranızda sürekli bir düşmanlık ve nefret ortaya başlamıştır.’”[14]
Bu ayette Allah Teâlâ, kâfirlerle ilişkide üç temel esas zikretmiştir:
1. Kâfirlerden ve onların ibadet ettiklerinden uzak durmak
2. Onların bâtıl inançlarını reddetmek
3. Allah’a iman edinceye kadar hak ile bâtıl arasındaki ayrılığı açıkça ortaya koymak
Kâfirûn Suresinde Açık Berâet İlanı
Kâfirûn Suresinde Allah Teâlâ, Rasulü’ne kâfirlerden, onların bâtıl dinlerinden ve Allah’tan başka taptıkları şeylerden uzak olduğunu ilan etmesini emretmiştir:
“De ki: Ey kâfirler!Ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet etmem.Siz de benim ibadet ettiğime ibadet edecek değilsiniz.Ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet edecek değilim.Siz de benim ibadet ettiğime ibadet edecek değilsiniz.Sizin dininiz size, benim dinim banadır.”
Bu sure, tevhid ehlinin inançta taviz vermeyeceğini, şirk ile uzlaşmayacağını ve kulluğu yalnızca Allah’a tahsis edeceğini ilan eden büyük bir manifestodur.
Velâ ve Berâ İmanın En Sağlam Bağlarındandır
Velâ ve berâ akidesi, imanın en güçlü bağlarından biridir.
Berâ bin Âzib (radıyallahuanhu)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“İmanın en sağlam bağı; Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir.”[15]
Muâz bin Cebel (radıyallahuanhu)’ın rivayetinde ise Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem şöyle) buyurmuştur:
“İmanın en faziletlisi Allah için sevmen, Allah için buğzetmen ve dilini Allah’ın zikriyle meşgul etmendir.”[16]
Sonuç
Velâ ve berâ akidesi; tevhidin ayrılmaz bir parçası, imanın sağlam temellerinden biridir. Müminin sevgisi, bağlılığı, dostluğu ve düşmanlığı heva ve menfaat üzerine değil Allah’ın razı olduğu ölçüler üzerine kurulmalıdır.
Kâfirûn Suresi ise bu hakikati en net şekilde ilan eden surelerden biridir. Mümin; bu sureyi okurken yalnızca bir sûre okumadığını, aynı zamanda tevhid akidesini yenilediğini, şirkten uzak olduğunu ilan ettiğini ve Allah’a olan bağlılığını tazelediğini bilmelidir.
109/Kâfirûn, 1-6.
[2]Ebu Davud, Tirmizi ve Nesâi.
[3]Taberânî.
[4]Müslim.
[5]Tirmizî.
[6]Tirmizi.
[7]Tirmizi.
[8]5/Mâide, 55.
[9]43/Zuhruf 26-27.
[10]3/Âl-i İmrân 28.
[11]60/Mümtehine, 1.
[12]9/Tevbe 3.
[13]13/Hûd 54-56.
[14]60/Mümtehine4.
[15] Ebu Davud.
[16]Ahmed bin Hanbel.