Allah’a hamd, Rasulüne salat ve selam olsun.

Karia suresinin konuları tamamen kıyamet gününün dehşetini ve hâllerini anlatmaya, ayrıca insanların o gün ikiye ayrılacağını açıklamaya yöneliktir.

Surenin konuları üç ana başlıkta toplanabilir:

1. Kıyamet gününün “Kâria” (Şiddetle Çarpan) olarak isimlendirilmesi ve bununla onun büyüklüğünün vurgulanması.

2. Kıyamet gününün bazı korkunç hâllerinin anlatılması.

3. İnsanların iki gruba ayrıldığının açıklanması: Mutlu olanlar ve hüsrana uğrayanlar. Ayrıca hoşnut bir hayatın yolu gösterilir ve hüsranın sebebi açıklanır.

“Kâria” Nedir?

“Kâria”, kıyamet gününün isimlerinden biridir.

Araplar, büyük ve önemli şeylere çok isim verirler. Bu yüzden kıyametin de birçok ismi vardır.

Bunlardan bazıları: Kâria (Çarpan), Ahiret günü, Çıkış günü, Diriliş günü, Ayırım günü, Tehdit günü, Seslenme günü, Ebediyet günü, Din (Hesap) günü, Toplanma günü, Hesap günü, Diriliş günü, Aldanma günü, Pişmanlık günü, Karşılaşma günü, Yaklaşan gün, Saat, Vuku bulacak olay, Hak olan, Büyük felaket, Kulakları sağır eden ses, Her şeyi kuşatan felaket.

“Kâria” denilmesinin sebebi ise dehşetiyle kalpleri ve kulakları adeta çarpmasıdır.

Kaari'a... Nedir kaari'a?

Bu, son derece sarsıcı ve korkutucu bir başlangıçtır. İçinde dehşet verme, korkutma aynı zamanda merak uyandırma vardır. Tekrar edilmesi ise onun büyüklüğünü ve dehşetini daha da artırmak içindir.

“Onun ne kadar büyük ve dehşetli olduğunu sana ne bildirdi?”

“İnsanların, 'her yana dağılmış' pervaneler gibi olacakları gün.”

Bu bölüm ise kıyamet gününde insanların hâlini anlatır:

İnsanlar o gün zayıflıkta, dağınıklıkta, şaşkınlıkta, şiddetli korku içinde etrafa dağılmış pervaneler gibi olacaklardır. Bu dünyada akıllı, güçlü, zengin olan insan işte o gün bu hâle düşecektir.

Nitekim Allahu Teala şöyle buyurur:

“Sanki 'yayılan' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.”[1]

Allah’ın “pervane” benzetmesini kullanmasının hikmeti şudur:

Pervaneler genelde gece ortaya çıkar, birbirine çarpar, yönünü bilemez. Ateşi görünce zararına rağmen ona doğru atılır. İşte akıl sahibi insanın bile o gün hâli böyle olacaktır! Ardından Allah, güçlü ve sağlam olan dağların hâlini anlatır:

“Ve dağların 'etrafa saçılmış' renkli yünler gibi olacakları (gün)”

Oysa dağlar sorumlu bile değildir! Peki ya hesap verecek olan zayıf insanın hâli nasıl olur?!

Bu sağlam dağlar bile parçalanıp yok olur:

“Onların yaptıkları her işin önüne geçtik, böylece onu savurulmuş toz zerreleri kılıverdik.”[2]

“(Öyle) Bir gün ki, yeryüzü ve dağlar titremeye tutulur ve dağlar göçüveren bir kum yığını olur.”[3]

"Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır."[4]

“Dağlar yerlerinden koparılıp yürütülür, bir serâp hâlini alır.”[5]

Teraziler ve İnsanların Ayrılması

“İşte, kimin tartıları ağır basarsa, artık o, hoşnut olunan bir hayat içindedir.”

Kimin sevapları ağır gelirse o hoşnut bir hayat içinde olacaktır (cennette). Kim kıyamet günü mutlu olmak istiyorsa terazisini ağırlaştırmalıdır. Amelini çoğaltmalı, sevaplarını artırmalıdır. Ve Allah’ın rahmetindendir ki az ameller bile teraziyi ağırlaştırabilir.

Teraziyi Ağırlaştıran Ameller

1. Tevhid Kelimesi (Lâ ilâhe illallah)

Eğer bu söz terazinin bir kefesine, gökler ve yer de diğer kefesine konsa “Lâ ilâhe illallah” ağır basar.

2. Güzel Ahlâk

Ebu Derda’dan (radiyallahu anhu) rivayetle Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Kıyamet günü müminin terazisinde güzel ahlâktan daha ağır gelen hiçbir şey yoktur.  Şüphesiz Allah, çirkin sözlü ve kaba kimseleri sevmez.”[6]

3. Kolay Ama Ağır Gelen Zikir

Ebu Hureyre’den (radiyallahu anhu) rivayetle Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“İki söz vardır ki dile hafif, mizanda ağır ve Rahman’a sevimlidir; ‘Subhanallahi ve bihamdihi, subhanallâhil azîm.’”[7]

Terazisi Hafif Gelenler

“Kimin tartıları hafif kalırsa artık onun da anası "haviye"dir.

Kimin günahları sevaplarından ağır gelirse onun barınağı ve sığınağı kızgın ateş olacaktır. Anası ifadesi mecazdır; İnsan nasıl annesine sığınırsa o da ateşe sığınır (yani ondan ayrılmaz).

“Hâviye” Nedir?

Hâviye, cehennemin isimlerinden biridir. Bu isim verilmiştir çünkü derinliği çok büyüktür, azabı son derece şiddetlidir.

Ebu Hureyre (radiyallahu anhu) şöyle anlatır:

Biz Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikteydik, bir gürültü duyuldu. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bunun ne olduğunu biliyor musunuz?”

Dedik ki: Allah ve Rasûlü daha iyi bilir.

“Bu, yetmiş yıldır cehenneme düşmekte olan bir taştır, şimdi dibine ulaştı”[8] buyurdu.

Başka bir sahih hadiste şöyle buyurulmuştur:

“Kul bazen Allah’ı gazaplandıran bir söz söyler, ona önem vermez fakat bu söz sebebiyle cehenneme düşer.”

Başka bir rivayette:

“Doğu ile batı arası kadar uzak bir mesafeye düşer.”

Cehennemin İsimleri

Cehennem, büyüklüğünü ve dehşetini ifade etmek için birçok isimle anılmıştır:

Cehennem, Sekar, Lezâ, Cahîm, Saîr, Semûm, Hutame, Hâviye, Kötü varılacak yer, Kötü yurt, Kötü barınak, Kötü kaynak, Helâk yurdu, Fasıkların yurdu, Kötü diyar, Aşağıların en aşağısı

Cehennemin Şiddeti

“Onun ne olduğunu sana bildiren nedir? O, kızgın bir ateştir.”

Ebu Hureyre’den (radiyallahu anhu) rivayetle şöyle buyurmuştur:

“Sizin yaktığınız bu ateş, cehennem ateşinin yetmiş parçasından sadece bir parçadır.” Sahabiler dediler ki: “Bu bile yeterliydi ey Allah’ın Rasûlü!”

“O, cehennem ateşinden altmış dokuz kat daha hafiftir”[9] buyurdu.

Cehennemin Getirilişi

Abdullah bin Mesud’dan (radiyallahu anhu) rivayetle Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Kıyamet günü cehennem getirilecektir; onun yetmiş bin yuları vardır, her bir yularla birlikte yetmiş bin melek onu çeker.”[10]

En Hafif Azap Bile Dayanılmazdır

Numan bin Beşir (radiyallahu anhu) şöyle rivayet eder:

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

“Kıyamet günü cehennem ehlinin azabı en hafif olanı, ayaklarının altına iki kor parçası konulan kişidir. Bu yüzden beyni kaynar. O, kendisinden daha şiddetli azap gören kimse olmadığını zanneder; oysa o, en hafif azap görendir.”[11]

Başka bir grup: A‘râf Ehli

A‘raf suresinde üçüncü bir grup daha zikredilmiştir:

"Cennet ile cehennemin arasında bir sur vardır. Orada bulunan A`raf ehli kimseler, cennet ve cehennem ehlinin hepsini yüzlerinden tanır. Onlar cennet ehline, ‘Size selam olsun.` diye seslenirler. Kendileri cennete girmemiş, fakat girme iştiyakı içindedirler."[12]

Bunlar sevapları ile günahları eşit olan kimselerdir. Onlar cennet ile cehennem arasında bir yerde bulunurlar.

Rabbimizden duamız, bizleri terazileri ağır gelenlerden eylemesidir.


[1](54/Kamer 7)

[2](25/Furkan 23)

[3](74/Müzzemmil 14)

[4](20/Taha 106)

[5](78/Nebe 20)

[6] (Ebu Davud, Tirmizi)

[7] (Buhari, Müslim)

[8](Müslim)

[9] (Buhari, Müslim)

[10] (Müslim)

[11] (Buhari, Müslim)

[12] (7/Araf, 46)