Dilin afetleri denildiğinde ilk akla gelenler yalan, gıybet, iftira vb. olsa da afetin alanı bunlarla sınırlı değildir. Ağızdan çıkan her 'boş söz' (mâlayani) insanı hakikatten uzaklaştıran bir tuzaktır. Şarkı ve şiir de özünde kişinin dilinden çıkan kelamlardır. Nitekim naslarda açıkça belirtildiği üzere insanı nefsi arzulara sevk eden, gaflete düşüren şarkılar ve bunlara eşlik eden çalgı aletleri, dilin en sinsi afetlerinden birine dönüşür. Dil, kalbin tercümanıysa haram kılınan melodilerle ve sözlerle meşgul olan bir dil, kalbi de manen tahrif eder.

 Dili ve gönlü hakiki zikirden alıkoyan, kalbi katılaştırarak manevi bir afete dönüştüren müzik ve çalgı aletlerinin haram kılınışı Kuran ve sünnetten deliller ile sabit olmuştur.

Şarkı ve Çalgı Aletlerinin Haram Oluşunun Delili

“İnsanlardan öylesi vardır ki bilgisizce Allah'ın yolundan saptırmak ve eğlence konusu edinmek için boş sözü satın alır. İşte böylelerine alçaltıcı bir azap vardır.”¹

•İbn Mes'ûd (ra)'a bu ayetteki “lehvel hadis (boş söz)”den neyin kastedildiğini sorulunca "Şarkıdır" cevabını verdi. Hasan Basrî de bu ayeti “Şarkı ve çalgılardır” diye tefsir etti.²

•Nafî (rh) şöyle dedi: “Bir yolda, Abdullah bin Ömer ile beraberdik. Bir şarkı sesi duydu parmakları ile kulaklarını tıkadı ve yoldan uzaklaşarak başka tarafa gitti. Sonra bana ‘Ey Nafî! Bir şey duyuyor musun?’dedi. ‘Hayır’ dedim. Bunun üzerine parmaklarını kulaklarından kaldırdı ve ‘Bir keresinde ben de Rasulullah (sav) ile beraberdim O da böyle bir ses duymuş ve aynısını yapmıştı’ dedi.”³

Nebi (sav) yoldan geçerken kulaklarını tıkadığı deliller ile sabit olmuştur. Peki, komşusu olmayı ve kendisini görmeyi arzuladığımız Allah'ın Resulü (sav) yolda duyduğu çalgı karşısında tavrı bu şekildeyken bizler ellerimizdeki cihazlarda, dinlediğimiz videoların arkasında çalan, çocuklarımızın izlediği çizgi filmlerin arkasındaki çalgıyı neden görmezden geliyoruz!?

Abdurrahman bin Ganm şöyle demiştir: Bana Ebu Amir'in söylediğine göre Ebu Malik el-Eşari şöyle anlatmıştır; Bir gün ben, Rasulullah (sav)’in yanında idim. O'nun şöyle buyurduğunu duydum: “Ümmetim arasında fercleri, ipeği, şarabı ve  çalgı aletlerini  (te'vil yoluyla) helal kabul edecek bir topluluk olacaktır.”⁴

SubhanAllah! Gerçekten de çalgı aletlerinin helal kabul edildiği bir dönemdeyiz. Eğer içerisinde haram sözler yok ise veya insanı coşturmayacak ise haram olmadığına dair fetva veriyorlar. Doğrusu ise hadislerde belirtildiği üzere kesinlikle böyle değildir.

Cabir bin Abdullah (ra) şöyle dedi: “Rasulullah (sav) buyurdu ki: Ben ağlamayı yasaklamadım. Fakat ben ahmak ve günahkâr iki sesi yasakladım: Birisi oynama ve oyalanma namesi sırasındaki ses ve şeytan zurnaları, diğeri ise musibet halindeki ses ki yüzlere vurmak, yakaları yırtmak ve şeytan inlemesidir.”⁵

​ Abdullah bin Amr bin El-As (ra) şöyle dedi: “Rasulullah (sav) ‘Muhakkak ki Aziz ve Celil olan Allah içkiyi, kumarı, davul ve sarhoşluk veren her şeyi de haram kılmıştır’ buyurdu.”

​ İmran bin Husayn (ra) şöyle dedi: “Rasulullah (sav) ‘Ümmetim arasında semadan atılan helak edici atışlar, sûret değişimi ve yerin dibine geçirilme görülecektir’ buyurdu. Sahabiler:

-Ey Allah'ın Rasulü! Bu ne zaman olacak?" diye sordular. Rasulullah (sav):

-Çalgı aletleri ortaya çıkıp şarkıcı cariyeler çoğaldığı ve şaraplar içildiği vakit, buyurdu.”⁶

Çalgı aletleri ile icra edilen müzikler, Kuran’da ve sünnette kesinlikle haramdır. Çalgı aleti ihtiva etmese bile içinde küfür, haram, bidat sözler ihtiva eden ezgi, ilahileri dinlemek de caiz olmaz. Bunları dinleyen kişi küfre rıza gösterdiyse küfre, harama rıza gösterdiyse harama girer. Bu fesat unsurları ihtiva etmeyen ezgileri, def ile söylenen neşitleri dinlemekte bir beis yoktur. Çünkü Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Nikâhı ilân edin. Onu mescitlerde kıyın ve onun üzerine defler çalın.”⁷

Fakat deflerde zil olmaması gerekmektedir. Zira zil de bir çalgı aletidir. Peki günümüzde fazlaca yaygınlaşan müzik aletlerine benzeyen, ancak tamamen insan sesiyle veya teknolojik imkanlarla üretilen ses efektlerinin (vocals only/ acapella vb.) hükmü nedir?

Şeyh Abdülaziz et-Tarifi bu soruya şu şekilde cevap vermiştir;

“Müziğe benzeyen insan kaynaklı efektler, ister "ritim" olarak adlandırılsın, ister müzikal coşku/keyif verici bir tınıya sahip olsun, ister ağız yoluyla ister teknolojik araçlarla yapılsın, durum değişmez. Örneğin, müzik aletlerini taklit eden bilgisayar programları mevcuttur. Temel kaide şudur: "Batıla benzeyen her şey batıldır."

Şeriat, yasakları koyarken belirli illetlere (gerekçelere) dayanır. Örneğin, sarhoş edici maddelerin (müskir) aslı üzüm ve hurmadan elde edilen hamrdır (içki). Ancak günümüzde başka maddelerden elde edilen yeni nesil sarhoş edici maddeler de eğer akıl üzerindeki aynı "sarhoşluk" etkisini yaratıyorsa illet (gerekçe) aynı olduğu için onlar da haram kabul edilir.

​Aynı şekilde, eğer bu sesler vuruşları ve tınısıyla müzikal ritimlere benziyorsa ister elektronik cihazlarla üretilsin, ister ud veya davul gibi bir müzik aletiyle yapılsın, hüküm birdir. Bazı insanlar "Ben bu vuruşları sesimle yapıyorum" diyerek sesini veya yeteneğini müzik aletlerini birebir taklit etmek için kullanabilir. Eğer sonuç itibarıyla ortaya çıkan ses müzik aletiyle aynı etkiyi yaratıyorsa bu da haram olanlar sınıfına girer.

​Sonuç olarak; Bu tür sesler aslen haramdır çünkü batıla benzeyen her şey batıldır. Şeriat, birbirinin aynısı (mütemasil) olan şeyler arasında ayrım yapmaz. Şâri'nin yasakladığı o illete (müzikal etki ve coşkuya) götüren her şey yasak kapsamındadır. Bu, âlimlerin üzerinde yürüdüğü temel fıkhi asıllardan (usul) biridir.”

 Görüldüğü üzere batıla benzeyen her şey batıldır. Bu konuda oldukça titiz davranmalı ve dikkat etmeliyiz. Bazı rivayetlerde çalgı aleti dinleyen kimsenin ahirette kulağına kurşun döküleceği geçmektedir. Bizler de kulaklarımızı kurşundan, virüsten korumalı ve çalgının ister tevil yoluyla ister alenen helal sayıldığı şu dönemde gaflete düşmemeliyiz.

İbn Kayyim el-Cevziyye de “Kalpte Kur'an sevgisi ile müzik sevgisi bir arada bulunmaz” diyerek kalbin iki kelamı barındıramayacağını vurgulamıştır.

Muvahhid bir kulun, değerli vaktini ruhun asıl gıdası olan Kuran, zikir, ilim ve tefekkürle geçirmesi en evla olandır. Vallâhu A'lem..



1- (Lokmân, 6)

2- (İbn Kesir, Tefsir, 377)

3- (Ebu Davud)

4-(Buhari, Kitabü'l-Eşribe, Müslim, Kitabu'l-Libas No:2066,2075. Ayrıca Ebu Davud, Tirmizi, Nesai ve İbn Mace)

5- (Hakîm, Beyhaki)

6- (Tirmizi, 2213)

7- (Tirmizi, Nikâh, 6)