Yüce Allah, Fil Sûresi'ni indirerek Kureyş'e ve genel olarak Araplara lütfettiği büyük nimeti hatırlatmaktadır. Bu nimet, Kâbe'yi yıkmaya kesin karar vermiş Fil Ashabı'nı onların üzerinden uzaklaştırmasıdır. Allah Teâlâ onları helâk etmiş, burunlarını yere sürtmüş, bütün çabalarını boşa çıkarmış ve büyük bir hüsranla geldikleri yere geri çevirmiştir.

"Rabbinin Fil Ashabı'na ne yaptığını görmedin mi? Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? Onların üzerine sürü sürü kuşlar gönderdi. O kuşlar, pişirilmiş balçıktan taşlar atıyordu. Sonunda Allah onları yenilip çiğnenmiş ekin yaprakları gibi paramparça etti."[1]

Allah Teâlâ bu ayetlerde, Rasulü Muhammed'e (sallallahu aleyhi ve sellem) Yemen hükümdarı Ebrehe ve ordusuna neler yaptığını haber vermektedir. Ebrehe, son derece kalabalık ve güçlü bir orduyla yola çıkmış, daha önce benzeri görülmemiş iri cüsseli büyük bir fili de beraberinde getirmişti.

Onun amacı, mübarek Kâbe'yi yıkmak ve Arapların hac ibadetini Kâbe'den çevirerek Yemen'de yaptırdığı görkemli kiliseye yönlendirmekti. Son derece ihtişamlı, yüksek, süslü ve dikkat çekici bir yapı inşa etmişti. Ancak Allah Teâlâ hem onun hem de ordusunun bütün planlarını boşa çıkardı. Tuzaklarını kendi başlarına geçirdi ve Beytullah'ı korudu.

Allah Teâlâ, üzerlerine peş peşe gelen kuş sürüleri gönderdi. Bu kuşlar, pişirilmiş çamurdan sertleşmiş taşlarla onları taşladılar. Nihayet Allah onları tamamen helâk etti ve çiğnenip parçalanmış kuru ekin sapları hâline getirdi.

"Böylece onları yenilip çiğnenmiş ekin yaprakları gibi yaptı."

Bu büyük hadise, aynı zamanda Rasulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) peygamberliğine hazırlık mahiyetinde ilâhî bir ön işaretti. Çünkü en kuvvetli görüşe göre Allah Rasulü, Fil Vakası'nın gerçekleştiği yıl dünyaya gelmiştir.

Sanki olayın dili şöyle seslenmektedir:

"Ey Kureyş topluluğu! Biz Ebrehe'yi ve ordusunu siz onlardan daha üstün olduğunuz için helâk etmedik. Bilakis insanların kıyamı için yeryüzünde mukaddes kıldığımız Beyt-i Atîk'i korumak için bunu yaptık. Yakında bu evi, ümmî Rasul Muhammed'in (sallallahu aleyhi ve sellem) gönderilmesiyle daha da yüceltecek, şerefini artıracağız."

Gerçekten de Allah Teâlâ tarih boyunca Kâbe'yi kendisine yönelen bütün saldırılardan korumuştur. Daha sonra da Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ashabı vasıtasıyla Beytullah'ı putlardan, şirk kirlerinden ve bütün cahiliye kalıntılarından temizlemiştir.

Nitekim Allah Rasulü, Mekke'nin fethedildiği gün şöyle buyurmuştur:

"Şüphesiz Allah, fili Mekke'ye sokmadı fakat orayı Rasulüne ve müminlere açtı. Mekke'nin hürmeti bugün de dün olduğu gibi devam etmektedir."[2]

Ancak Allah Teâlâ'nın ezelî hikmeti gereği, kıyametin yaklaşmasına yakın bir zamanda Kâbe'nin yıkılmasına izin verecektir. Habeşistanlı bir adam onu taş taş sökecek ve bu olay, dünyanın sonunun yaklaştığını haber veren büyük alâmetlerden biri olacaktır.[3]

Yüce Allah'tan niyazımız; bizi fitnelerin saptırıcı etkilerinden muhafaza etmesi ve işittiklerimizi hakkıyla faydalı kılmasıdır.

Fil Sûresi, büyük ibretler ve hikmetler ihtiva etmektedir. Bu hikmetlerin en önemlilerinden biri, Allah Teâlâ'nın mümin kullarını korumasıdır.

Allah, taştan yapılmış Beytullah'ını koruduğuna göre, iman eden kullarını koruması elbette daha önceliklidir.

"Şüphesiz Allah, iman edenleri savunur. Allah hiçbir hain ve nankörü sevmez." [4]

Abdullah bin Amr'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

"Bir Müslümanın haksız yere öldürülmesi, Allah katında dünyanın yok olmasından daha ağırdır."[5]

Bugün bu hakikati, zulme uğrayan, kanları akıtılan ve kutsalları çiğnenen mümin topluluklara da hatırlatıyoruz:

"Kendilerine savaş açılan kimselere, zulme uğradıkları için savaş izni verilmiştir. Şüphesiz Allah onları zafere ulaştırmaya elbette kadirdir." [6]

Bütün dünya zalimin yanında yer alsa bile Allah, iman edenlerle beraberdir.

"Şüphesiz Allah, takvâ sahibi olanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir."[7]

Allah, müminleri mutlaka destekleyecek ve onlara yardım edecektir. Yardım gecikmiş gibi görünse bile ilâhî vaatten asla şüphe edilmemelidir.

"Yoksa siz, sizden önce geçenlerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle sıkıntılar, darlıklar ve sarsıntılar dokundu ki, sonunda peygamber ve beraberindeki müminler: 'Allah'ın yardımı ne zaman?' dediler. Bilin ki Allah'ın yardımı pek yakındır." [8]

"Gevşemeyin, üzülmeyin. Eğer gerçekten iman etmişseniz üstün gelecek olan sizlersiniz."[9]

Öte yandan, ellerini masum müminlerin kanına bulayan zalimler için Allah'ın vaadi de kesindir.

"Zalimlerin yaptıklarından Allah'ı sakın gafil sanma. Allah onları ancak gözlerin dehşetten donakalacağı bir güne erteliyor."[10]

Eğer dünyada cezalandırılmasalar bile, ahirette Allah'ın azabından asla kurtulamayacaklardır.

Şüphesiz Allah'ın, Ebrehe gibi azgın zalimler ve onların yolundan giden bütün zorba yöneticiler hakkında sonsuz hikmeti vardır. Onlar, müminlere karşı ne akrabalık ne de antlaşma gözetirler.

Allah Teâlâ'nın şu uyarısı bunun en açık delilidir:

"Zalimlerin yaptıklarından Allah'ı sakın gafil sanma. Allah onları ancak gözlerin dehşetten donakalacağı bir güne erteliyor.”

Ebû Musa el-Eş'arî'den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

"Allah zalime mühlet verir. Fakat onu yakaladığı zaman artık kurtuluşu olmaz."[11]

Ardından şu ayeti okumuştur:

"Rabbin, halkı zulmetmekte olan memleketleri yakaladığı zaman işte böyle yakalar. Şüphesiz O'nun yakalaması pek acı ve çok şiddetlidir."[12]

Yine Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

"Biz öncekileri helâk etmedik mi? Sonra arkalarından diğerlerini de onların peşine takacağız. İşte suçlulara karşı sünnetimiz böyledir."[13]


[1](105/Fil, 1-5)

[2] (Buhari, Müslim)

[3] (Buhari, Müslim)

[4] (22/Hac 38)

[5] (Nesai, Tirmizi)

[6] (22/Hac 39)

[7] (16/Nahl 128)

[8] (2/Bakara 214)

[9] (3/Âl-i İmrân 139)

[10] (14/İbrahim 42)

[11] (Buhari, Müslim)

[12] (11/Hûd 102)

[13] (77/Mürselât 16-18)