“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum, 21)
Allah'ın, insanı erkek ve kadın olarak yaratması ve birbirlerine muhtaç kılmasının sayısız hikmet ve güzellikleri vardır. Zaten böyle olmasaydı insanlık diye bir şey kalmazdı. Kendini “Hâkim” olarak vasfeden Allah Teâlâ, hiçbir şeyi anlamsız ve boş yere yaratmamış yine ahsen-i takvim olarak yarattığı insanı da başıboş bırakmamış, hikmetine uygun yasalar ve kurallar ile onun hayatını tanzim etmiştir. Öyleyse bütün insanların nasıl bir hayat yaşayacağı Rabbimiz tarafından belirlenmiştir. Vahiy bu konuda yegâne mercidir. İnsanların neler yapmaları gerektiği ve neleri yapmamaları gerektiği kitap ve kitabın canlı hali olan sünnette beyan edilmiştir.
Şunu iyi bilmemiz gerekir ki, Rabbimizin bütün emirleri ve yasakları tamamen insanlar için bir kurtuluş ve huzur kaynağıdır. İnsanların dünya ve ahiret hayatlarının kurtuluşu bu emir ve yasaklara uymalarına bağlıdır.
İnsandan bütün hayatı boyunca “helal ve temiz” olana yönelmesini istemiştir. Bu durum insanın yapıp ettiği her şeyde olduğu gibi evlilikte de böyledir. Dolayısıyla evliliğe giden yolda da insandan “helal ve temiz” olan bir seyir takip etmesi istenmiştir. Rabbin razı olduğu, emrettiği her şey hayır ve temizdir. Rabbin yasaklamış ve razı olmamış olduğu her şey yasak kılınmış, pistir. Bütün insanların var oluş gayesi Rabbi razı etmek ve bunun sonucu olarak da cennette ebedi bir kurtuluşa ermektir.
Eş demenin anlamı eşsiz ol-a-mamasıdır. Erkek ve kadın eşsiz olamaz, her zaman bir eşe ihtiyaç duyar. Nitekim bu insanın fıtratında var olan bir hakikattir. Aslında Havva annemizin Âdem’den yaratılması, meseleyi çok güzel izah etmektedir. Yani kadın erkekte huzur bulur ve sekineti ancak böyle elde eder. Erkek ve kadın birbirinin tamamlayıcısıdır. Tamamlanmayan bir şey kuşkusuz eksiktir.
Dolayısıyla aslında eş kavramı, ilk insan Âdem (a.s) yaratıldığında, kalbine ve hayatına ortak yaratılan Havva annemiz ile başlamıştır. Allah Teâlâ insan gibi aciz bir varlığı hayatındaki olumlu olumsuz her durumda kendisine gönül ferahlığı, huzur ve mutluluk olacak eşlerle müjdelemiştir. Günümüz cahiliye yönetim ve eğitimi sayesinde evliliğin değeri unutulmuş, ihmal edilmiş ve evliliğe tamamen farklı anlamlar ve işlevler yüklenmiştir. Bu kavram, zamanla ve özellikle günümüzde kadınların erkeği gelir kaynağı olarak görmesi; erkeğin de hanımını ev işlerinde bir eşya olarak görmesi durumuna gelmiştir. Oysa Allah Teâlâ Rum suresinin 21. ayetinde, “Onun alametlerinden biri de sizin içinizden eşler yaratmasıdır. Onlarla sükûnet bulup huzura kavuşasınız diye, aranızda sevgi ve merhamet meydana getirmiştir. Şüphesiz bunda düşünen insanlar için dersler ve ibretler vardır.” buyurarak, müminler için eşlerini bir ruh esintisi, sevgi, merhamet, huzur ve dini kemale erdirme kaynağı olarak haber vermiştir.
Kadın için erkeğine itaati ibadet saymış ve erkeğin hanımına olan rızasından dolayı kadına cennetin kapılarını aralamıştır. Erkek içinse hanımına; evlatlarına olan merhametinden nice ecirler vaadetmiştir. Fakat bu güzellik zamanla unutularak yerini lüks ihtiyaçlara ev, araba gibi lüzumlu teminatlara (!) ve henüz evlilik öncesi boşanma durumunda olacak antlaşmalara bırakmıştır.
Kurulacak bir yuva için eş adayının din, ahlak, karakter ve fikir yapısı yerine mesleğine, mezun olduğu bölüme, maaş miktarına, yatırımlarına bakılır olmuştur. Türlü zorluklarla kurulan bu yuvalar tevhidi bir yaşamdan, şükürden, tevekkülden, sabır ve rızadan çok çok uzak olması hasebiyle yıkımı da maalesef bir o kadar kolay hale getirilmiştir. Bu sebeple ki, kişi Allah’tan hayırlı bir eş istemeli ve kendisini ilimle yetiştirerek salih bir evliliğe hazırlanmalıdır. Mal, mülk, geçim kaygısı gibi sorunları göz ardı etmemekle birlikte, rızık verenin ve rızık sebeplerini yaratanın Allah Teâlâ olduğunu çok iyi bilmeli ve bunları ikinci planda tutmalı, Allah’a olan kesin bir tevekkül ile evliliğinde huzur bulmalıdır.
Öyleyse, kalıcı bir huzur için başlangıcı sağlam tutmak gerekir ki, bireylerin evlilik öncesi görüşmelerine evvelâ zihinlerindeki olumsuzluklardan ve kalplerindeki karamsarlıktan kurtularak hazırlanması mühimdir. Niyetlerin halis kılınması, Rabbin razı olacağı küçük bir topluluk (aile) kurmak için niyet edilmelidir. Aile kurmada hedefin ne olduğu, ne amaçlandığı, nasıl bir yaşam istendiği, neler beklenildiği çok iyi öngörülmelidir. Daha sonrasında kulun kendi düşünce ve isteklerini karşı tarafa olabildiğince doğal aktarması, oluşabilecek sorunların kolaylıkla açığa çıkmasını sağlayacaktır. Eş adayında aranan özelliklerin kişiden kişiye değişmesi muhakkaktır ancak hadiste belirtildiği gibi "Kadınlarla dört hasletleri için evlenilir; Malı için, asaleti için, güzelliği için ve dini için. Sen dindar olanı tercih et, mesut olursun."[1]
Bir âlime; kızımızı falan, falan ve falan istemeye geldi hangisiyle evlendirelim diye sorulduğunda: “Kızınızı en takvalı olan damat adayı ile evlendirin. Zira takva ve Allah korkusu olan bir genç, eşini severse ona ikram eder ve ona saygı gösterir. Şayet sevmez ise ona zulmetmez ve ona kötü davranmaz ve sabreder” cevabını vermiştir.
Kişi, eşinin dinine bağlı, Allah’ı ve elçisini her şeyden üstün tutan, tevhidi bir yaşam amaçlayan birisi olmasını tercih etmelidir. Çünkü bütün insanları ve kâinatı yaratanın koymuş olduğu ölçü budur. Rabbimiz bizi bizden daha iyi bilen olduğu için Ona boyun eğmek bizden istenilendir. Kişi Rab Teâlâ’ya teslim olmuş eşiyle güzelce geçinir şayet Rabbine teslimiyetinde samimi değil gözüktüğü gibi değilse en azından zulmetmez, haksızlık etmez. Kaşın gözün güzelliği, arabasının markası, oturduğu semt, okuduğu üniversite yerine; iman ve tevhid akidesi, İslam terbiyesi, islam ahlakı, okuduğu kitaplar, öğrenmek istediği ilimler ve tabii ailesi için hedeflediği planlar öğrenilirse kalıcı huzurun İslam çatısı altında dünyada da ahirette de devam etmesi Allah’ın izni ve rızasıyla temenni edilebilir.
Velhamdulillahi Rabbil alemin
[1] İbni Mâce, Nikâh: 6.