Bağımlılık kişinin kendine ve çevresine zarar verdiğini bilerek bir şeye devam etmesidir.

Uyuşturucu bağımlıları, sigara bağımlıları ya da telefon, bilgisayar, tablet bağımlıları…

Yukarıda bahsi geçen bağımlılıkların bazısını eskiden beri biliriz. Bazıları ise gündemlerimize ve luğatlarımıza yeni yeni girmeye başladı.

İnsan kendisine zarar verdiğini bilmesine, kendisinden bir şeyler eksiltmesine rağmen bir şeyde ısrarla devam eder ise bu bağımlılıktır. Bunu bağımlılıktan başka bir şey ile açıklamak söz konusu değildir.

Uyuşturucu kullanan bir genç ya da telefona müptela olmuş bir baba, bir koca kendisinin kullandığı bu madde ve cihaz ile sorumluluklarını ihmal ettiğini biliyor, kendisine zarar verdiğini, ailesini ihmal ettiğinin farkına varıyor olmasına rağmen kullanmakta ısrar ediyorsa bu bireyi bağımlı olarak tanımlarız.

Günümüzde literatürlerimize giren başka bir kavram da konfor bağımlılığıdır. İnsanın konfora, rahata ve boşluğa olan, ısrarcı davrandıran, bağımlılıktır.

Bu kavram daha ziyade yeni şeyler deneyimlemekten imtina eden, alışkanlıklarından vazgeçmeyen, risk almaktan çekinen insanlar için kullanılmaktadır.

Ancak bununla birlikte rahatından, konforundan vazgeçmeyen, bundan dolayı da  sorumluluklarını aksatan bireyler için de kullanılmaktadır. Bizim yazımızda üzerinde duracağımız ve Müslümanlar açısından ele alacağımız ise bu kullanımdır.

Konfor bağımlılığı bugün biz Müslümanların içine düşmüş olduğu bir husustur. Yani rahata ve konfora olan bağımlılığımızdan dolayı sorumluluklarımızı aksatmaktayız.

Allah azze ve celle kullarını sürekli olarak zor şeyler ile imtihan etmez. Çünkü Allah azze ve cellenin imtihanları çeşit çeşittir. İnsanlara vermiş olduğu bazı rahatlıklar, insanların tat almış olduğu bir takım zevkler vardır. Bu rahatlıklar ve zevkler insanda alışkanlık haline geldiğinde, bağımlısı olduğunda bu bir çeşit imtihana dönüşür.

Bağımlılıklar kullar için prangalardır. Kullar bağımlılıklarından kurtuldukça gerçek özgürlüklerine ulaşırlar. Kul tüm geçici bağımlılıklardan kurtulup Allah’ı anmanın, ona kulluk etmenin lezzetine vardığında işte bu gerçek olan özgürlüktür.

Bir Müslümanın konfor bağımlılığını niçin ele almak zorundayız?

Günümüzde yaşayan Müslümanların gerçekten de sorumlulukları fazladır. Müslüman sorumluluklarının bilincinde olmalıdır. Yaşadığı zaman ve dönem, dini ve davası açısından kendisine bir takım sorumluluklar yüklemiştir.

İslam’ın hâkim olup da sadece vatandaş olarak yaşayacağı bir toprak üzerinde yaşamamaktadır. Aksine küfrün ve cahiliyenin etkin ve etkili olduğu topraklarda davasını anlatmasının ve hâkim kılmasının mücadelesini vermek zorundadır.  Bağımlılıkları olan birisi bu sorumlulukları ihmal edecek, hakkıyla yerine getiremeyecektir. Bağımlı kimseler zaafı olan kimselerdir.

Örneğin insanlar sigara hususunu ele alırken genelde bu işin şerî boyutundan bakıyorlar. Sigara içmek haram mıdır? Mekruh mudur? Elbette müminler her meseleye bu bakış açısıyla bakmak zorundadır. Ancak bununla birlikte şu soruyu da sormalıdır; Dava adamının sigara gibi bir bağımlılığı olabilir mi? Bir dava adamı benim olmazsa olmazlarım var diyebilir mi?

Olmazsa olmazlarımız aslında birer bağımlılık ve birer zaaftır. Konfor dediğimiz şey bazen bir fincan kahvedir. Bazen elektriktir. Bazen bir bardak çaydır. Bazen vazgeçilemeyen arkadaşlıklardır. Bazen tembel tembel yatma isteğidir.

Yapılması gereken bir iş için söylenen “Ben bu işi yapamam, ben bunu beceremem” cümleleri neden kaynaklanmaktadır düşünmemiz gerekir.

Konfor bağımlılığı; hedeflere ulaşmak için gereken fedakârlıklardan kaçmaktır. Rahatını bozmamaktır. Zorlukları göze almamaktır. Bunların nedeni ise insanın konfora alışmasıdır.

Sonuçları ise insanın dini, davası ve kulluğu hususunda üzerine düşenleri yapmaması, terk etmesidir. Rahatına ve konforuna bağımlı isen hedeflerinle vedalaş.

Allah’ın dinine hizmet etme hedefinle vedalaş. İyi, salih bir kulluk ile vedalaş. Muttakilere önder olmak ile vedalaş. Faydalı bir ilim talebesi olma hedefinle vedalaş.

Belki de en sonunda ufak ufak konfor bağımlılıkları ile cennet ile bile vedalaş…

İsrailoğullarının kıssasına baktığımızda Allah azze ve celle, onları rahatlarından ve konforlarından arındırmak istemektedir. Çünkü bu bağımlılıklardan kurtulma ile ancak davaya hizmet edilebilir, yeryüzünde Allah’ın vahyi hakim olabilirdi.

Çünkü rahatından vazgeçmek istemeyen insanlar nasıl hicret etsinler, nasıl cihad etsinler, nasıl bir zorlukla mücadele edebilsinler.

Allah azze ve celle bizlerin bu dünyada kavuşmuş olduğu ve olacağı her şeyin geçici olduğunu ve asla bizlere ebedi bir şey kazandırmadığından bahsetmektedir.

Vazgeçilemeyen tatlar… Sürekli gezme, görme isteği… Ortamları boş geçirme iştiyakı…

Sonu gelmez dünyalık hevesler… Her gün üzerine konulan ve artan lüksler…

İşte bu sayılanların hepsi, bel bağladığımız, vazgeçemediğimiz hususların tamamı geçici birer dünya zevkidir.

Rabbimiz şöyle buyurmaktadır;

“Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah'ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.”[1]

Bu takdirde dünyalık hiçbir lezzete tamamen bağlanmamak hele hele bu bağlılıklar ile sorumluluklarımızı asla aksatmamalıyız.

Peki, konfor bağımlılıklarımızın çaresi nedir? Bu bağımlılıktan nasıl kurtulabiliriz?

Konfor bağımlılıklarımızdan kurtulmak için bunların geçici olduklarını iyice idrak etmemiz ve irademizi güçlendirmemiz gerekir. Yani dünyada rahat ve konfor yok olduğunu kalbimize, zihnimize nakış nakış işlemeliyiz. Konfor ahirettedir. Rahatlık ahirettedir. Bu dünyada bir mümin için rahat yoktur. Geçici rahatlara kanarak asıl rahatı kaçırmamalıdır.

İrademizi kuvvetlendirmeye gelince; irade insanın yapacakları hususunda tercihle beraber ortaya ciddi bir girişim koymasıdır. İnsan tercih etmede zayıf kalır ve nefsine söz geçiremez ise dış etkenler sürekli onu yönlendirecektir. Ancak ortaya güçlü bir irade koyduğunda kişinin nefsi rahatı ve konforu istese de kul güçlendirmiş olduğu iradesi ile bunlara mani olup, engelleyebilir.

İradeyi güçlendirmek için nefsin ve hevanın isteklerine karşı koymak hususunda pratik yapmak gerekir. İbadetler hususunda gayretli olmak, nafileleri yapmaya çalışmak gerekir.

Daima kendisine Allah’ın rızasını kazanmayı hedef yapmasıyla, cennetin en büyük mükâfat olduğunu bilmesi ve muttakiler için cennette hazırlananları zihninde canlı tutması gerekir.

Nefsi sürekli kontrol etmekle, olayları sabırla karşılamakla, mazide kalanlara üzülmemekle, gelecek ile alakalı kaygıları taşımamakla irade güçlenir.

Yine bize nefse karşı güç kazandıracak bir husus da Rabbimize yaklaşmak, tevbe ve istiğfar ile muamele etmektir. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır;

“Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin ki, üzerinize bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkârlar olarak yüz çevirmeyin.”[2]

“Gücünüze güç katsın” ifadesi burada dikkatimizi çekmelidir.

Vehb bin Münebbih (rahimehullah) şöyle demiştir; “Kim Allah’a kulluk ederse kuvveti artar kim de tembellik ederse üşengeçliği artar.”

Bize galip gelen en büyük güç nefsimizdir. Kendi nefsini terbiye etmekten aciz kimseler başkalarını terbiye etmekten de aciz kalırlar.

Konfor bağımlısı olmanın, rahata düşkün olmanın sebeplerinden birisi tembelliktir. Rasulullah (sav) tembellikten Allah azze ve celleye sığınmıştır.

Yukarıda bizler rahata olan meyilden dolayı dava adına sorumlulukları yerine getirmemekten bahsettik. Ancak rahata düşkünlüğün zararı sadece bununla sınırlı da değildir. Kişi rahata düşkün olduğundan kendi şahsi kulluğunu da layıkıyla yapamaz.

Kişinin konfor bağımlılığı ile verdiği tavizler ve yapmadıkları onu harama kadar götürür. Örneğin uykuya veya gece oturmalarına olan düşkünlük bizi namazları terk etmeye, yeme içme düşkünlüğü bizi bedenimize zarar vermeye, lükse olan düşkünlüğümüz bizi haram helal demeden almaya ve israf etmeye itebilir.

İnsanın konfora ve rahata alışması bir günde olacak bir husus değildir. Sinsice yavaş yavaş cereyan eden bir husustur. Ufak adımlar, ufak lezzetler ve tatlar insanı neticede bağımlı hale getirir.

Dikkatle incelersek madde bağımlıları da öyle değildir. Eroin ya da kokain kullanacak kadar bağımlı olan kimseler başlangıcında çocuk yaşta ya da gençliğinde yapıştırıcı koklayarak ya da çakmak gazlarını soluyarak bu bağımlılığa başlamakta ve bununla ilk adımı atmaktadırlar. 

Akıcılığını kaybedip hareketsiz kalan suların, kokuşup bozulduğu gibi kendini rahata, konfora, gaflete terk eden tembel kimselerin de bozulması muhakkaktır.

İnsanda, dünyada rahat etme arzusu, ilk ölüm alarmı ve işaretidir. Ancak kişi, hissiyatıyla felç olmuşsa, ne bu alarmı duyacak ne de bu işaretten bir şey anlayacaktır.

Rahatlık ve konfor düşkünlüğü insanı amellerden alıkoyar. Rabbimiz bu rahatlığın insanı cihaddan alıkoyduğuna dair şöyle buyurmaktadır;

“Allah'ın Rasûlüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın.” dediler. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır.” Keşke anlasalardı.”[3]

Bu ayetlerde Allah azze ve celle rahatına düşkün olup meşakkate girmek istemeyen insanlardan, cihaddan kaçanlardan, münafıklardan bahsetmektedir. Bu insanları cihaddan alıkoyan şey rahata ve konfora olan düşkünlükleri idi. Sıcakta yolculuk etmeyi bahane ediyorlardı. Yani rahata düşkün insan yazın sıcağını bahane eder, kışın soğuğunu, baharın renga renkliğini…

Bir türlü rahatından vazgeçip de Allah yoluna düşemez. Çünkü bağımlıdır. Çünkü alışkanlıkları vardır ve kendisini kuşatmıştır. İşte bunlardan kurtulmak gereklidir ki insan Allah yolunda hareket edebilsin ve Rabbini razı etsin.

Allah azze ve celle bizleri konfor hastalığından kurtarsın. Amin…  



[1] (57/ Hadid 20)

[2] (11/ Hud 52)

[3] (9/ Tevbe 81)