İnsanoğlu, dünyada başıboş bırakılmamıştır. Hayat, sadece doğmak, büyümek ve ölmekten ibaret değildir. Asıl mesele, bu hayat yolculuğunda hangi yolu seçeceğimizdir. Rabbimiz Kur’an’da, özellikle Mekke döneminde nazil olan surelerde, insanın bu dünyadaki yolculuğunu ve bu yolculukta karşısına çıkan iki temel tercihi sıkça hatırlatır. İşte bu hatırlatmaların en etkili, en net ve en sarsıcı anlatıldığı surelerden biri de Leyl süresidir.

Leyl süresi, hayatın tıpkı gece ve gündüz gibi zıt yönlere gittiğini, insanın da ya hayrı ya da şerri tercih edeceğini çok güçlü ifadelerle bildirir.

Hayatın İki Yüzü: Gece ve Gündüzün Anlattığı Hakikat

Sure, Rabbimizin üç büyük yeminiyle başlar:

“Geceyi bürüyüp kararttığı zaman, gündüzü parlayıp aydınlattığı zaman ve erkeği ve dişiyi yaratana andolsun...”

Bu yeminler, bize kâinatta var olan dengeyi ve zıtlıkları hatırlatır. Gece olmadan gündüz, karanlık olmadan aydınlık olmaz. Kadın ve erkek, birbirini tamamlayan iki varlıktır. Bu zıtlık ve denge, sadece kâinatta değil, insan hayatının da özüdür.

İnsan da yol ayrımındadır. Ya karanlığın yani bencilliğin, cimriliğin, inkârın yolunu seçecek ya da aydınlığın yani cömertliğin, takvanın ve imanın yolunu…

İnsanların Çabası Farklı Farklıdır

“Sizin gayretleriniz elbette birbirinden farklıdır.”

Bu ayet, insanın iradesinin ve çabasının ne kadar kıymetli olduğunu gösterir. Kimse rastgele bir hayat yaşamaz. Herkes, yaptığı tercihlerin sonucunu yaşar. İyiliğe adım atan, iyiliğe kolaylaştırılır. Kötülüğe saplanan ise kötülüğe doğru sürüklenir.

İki Yol, İki İnsan, İki Sonuç
Birinci Yol: Vererek ve Takva ile Aydınlığa

“Kim verir, Allah’tan korkar ve en güzel olanı tasdik ederse...”

Bu insan;
Malını paylaşır.
Rabbinden korkar,
O’na karşı sorumluluğunu bilir.
Ahirete, cennete, Allah’ın vaadine gönülden inanır.

Bu güzel hayat tercihi için Allah şöyle buyurur:
“Biz ona kolay olanı kolaylaştırırız.”

Bu kişi için iyilik yapmak kolaylaşır. Zorluklar ona hafif gelir. Kalbi huzurla dolar. Dünya ona yük olmaz, çünkü kalbi dünyaya değil Rabbine bağlıdır.

Ticaretinde bereket bulur.
Ailesinde huzur bulur.
Toplumda sevgiyle anılır.
Ahirette cennet kapıları ona açılır.

İkinci Yol: Cimrilik ve Kibirle Karanlığa
“Ama kim cimrilik eder, kendini Allah’tan müstağni görür ve en güzel olanı yalanlarsa...”

Bu insan;
Malını paylaşmaz, bencildir.
Kendini güçlü zanneder. “Benim malım, benim emeğim” der.
Ahireti ve Allah’ın mükâfatını inkâr eder, önemsemez.
Bu yanlış tercihin sonucu ise çok açıktır:

“Biz de onu zora sürükleriz.”

Bu kişinin işleri hep zor gider. Kalbi sıkılır, ruhu daralır. Malı arttıkça endişesi büyür. Ölüm ona yaklaştıkça korkusu artar. Ve sonunda pişmanlıkla dolu bir ahiret onu bekler.

Malın Faydasız Olduğu O Gün
“O aşağı yuvarlandığında, malı ona hiçbir fayda sağlamaz.”

Bu ayet, insanın en büyük yanılgısını gözler önüne serer:
İnsan, sanki malı onu ölümden, kabirden, cehennemden koruyacak sanır. Ama ölüm geldiğinde ne bir ev ne bir araba ne bir para; hiçbir şey insanla gelmez.

Eğer bu mallar Allah yolunda harcanmadıysa, sadece dünyada bir yük, ahirette ise büyük bir pişmanlık sebebidir.

Leyl süresi, insanın hayatında belki de en çok düşünmesi gereken şu gerçeği önümüze koyar:

“Hayat bir tercihtir. Her tercih, bir akıbet getirir.”

Eğer verenlerden olursan, Allah senin yolunu kolaylaştırır.
Eğer cimrilik edenlerden, kendini yeterli görenlerden ve ahireti inkâr edenlerden olursan; yolun zorluklarla, huzursuzlukla ve sonunda pişmanlıkla dolu olur.

Bu sure hepimize şunu haykırıyor:

“Ey insan! Hangi yolun yolcususun? Aydınlık mı, karanlık mı?”
 Verenlerden ol, Allah’a karşı sorumlu yaşa,
Ahireti unutma… Çünkü ancak böyle yaparsan, Allah sana kolaylık verir, dünya da güzel olur, ahiret de.

Unutmayalım! Ne mal ne mülk ne makam ne şöhret... Hiçbiri, bizleri kabirde ve mahşerde kurtarmaz. Kurtuluş, sadece Allah’a yönelmekte, iyilikte ve takvadadır.