Soru: Ayette ve bazı hadislerde bahsedilen Makam-ı Mahmud nedir? Peygamberimizin Allah’ın arşının üzerine oturtulması mıdır? Bu meseleyi nasıl anlamamız gerekir?
Allah Teâlâ'nın “(Ey Nebi!) Gecenin bir kısmında (uykundan) kalk, sana mahsus nâfile olarak onunla (Kur'an ile) namaz kıl (ki kadrin yücelsin ve derecelerin yükselsin). Umulur ki Rabbin (kıyâmet günü insanlara şefaatçi olman için) seni Makam-ı Mahmud'a (övülen makama) ulaştırır.”[1] ayeti hakkında "Makam-ı Mahmud, Allah Teâlâ'nın, Muhammed (sallallahu aleyhi ve selem)'i kendisinin yanında Kürsî'nin üzerine oturtmasıdır" diye İmam Mücahid'den rivâyet edilen tefsirin sıhhati nedir?
Ya da Allah Teâlâ, Muhammed (sallallahu aleyhi ve selem)'i Arş'ının üzerine kendisinin yanına mı oturtacaktır?
Cevap:
Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in Arş'ın üzerine oturtulması meselesi, eskiden olduğu gibi günümüzde de hâlâ tartışılan ve konuşulan bir meseledir.
İmam Mücahid'in bu sözünün geçerli olup olmadığına girmeden önce bazı noktalara dikkat etmek gerekir.
Birincisi:
Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem)'in Arş'ın üzerine oturtulmasıyla ilgili olarak Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem)'den isnâdı sâbit (sahih) olan hiçbir makbul hadis gelmemiştir.
Ehl-i sünnet ve'l-cemaat akidesinin üzerinde olduğu kâide (ölçü) ise şudur:
“Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem)'in hakkında konuşmayıp susmuş olduğu gayb ile konular, gaybî bilgiler olarak kalır. Bu konuda soru sormak, ileri geri konuşmak ve kesin olduğuna inanmak câiz değildir.”
Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye (rahimehullah) bu konuda şöyle demiştir: “Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem)'in, Arş'ın üzerine oturtulması sözünü bazı insanlar, birçok yollardan merfu' olarak rivâyet etmişler fakat rivâyetlerin hepsi de uydurma hadislerdir.”[2]
İmam Zehebî (rahimehullah) da bu konuda şöyle demiştir: “Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem)'in Arş'a oturtulması meselesi hakkında hiçbir hadis sâbit olmamıştır. Hatta bu babta çok zayıf sayılan hadisler vardır.”[3]
İkincisi:
Kur'an-ı Kerim'in tefsiri hakkında, sahih sünnette gelen hadislere ittibâ etmek, Mücâhid'in (Allah ona rahmet etsin) tâbiînden birisinin tefsirini almaktan daha evlâdır. Özellikle (ileride nakledileceği üzere) Mücâhid'in kendisinden bir âyeti tefsir ettiğine dâir bir rivâyeti öğrendiğimiz zaman sahih hadislere ve eserlere mutabık kalırsa onun tefsirini alırız.
Ka'b b. Mâlik'tan (Allah ondan râzı olsun) rivâyet olunduğuna göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve selem) şöyle buyurmuştur:
“İnsanlar mahşer yerine toplandıkları zaman, ben ve ümmetim yüksek bir yerde bulunacağız. Rabbim Tebâreke ve Teâlâ bana yeşil bir hülle giydirecek. Sonra bana izin verilecek. Ben de Allah'ın hakkımda dilediği şekilde konuşacağım (O´na hamd ve senâda bulunacağım ve şefaat edeceğim). İşte o, (bana verilen) Makam-ı Mahmud´dur.”[4]
İmam Ahmed Müsnedi'nin bu baskısının muhakkikleri hadis hakkında şöyle demişlerdir:
"Hadisin isnadı, Müslim'in şartına göre sahihtir. Hadisin râvileri, Buhârî ve Müslim'in râvileri gibi sikadırlar. Fakat Yezîd b. AbduRabbihi ez-Zubeydî el-Hımsî, Müslim'in râvilerindendir. Abdurrahman b. Abdullah b. Kâ'b b. Mâlik ise dedesinden hadisi işittiğine dâir hadis âlimleri ihtilaf etmişlerdir. Ancak doğru olan görüş, hadisi işittiği yönündedir."
İbn-i Ömer'den (Allah ondan ve babasından râzı olsun) rivâyet olunan sahih mevkuf esere göre o şöyle demiştir:
“Şüphesiz ki insanlar kıyâmet günü gruplar halinde olacaklardır. Her ümmet kendi nebisini takip edip ‘Ey Nebi! Bize şefaat et! Ey nebi, bize şefaat et! diyecektir. Sonunda (insanların) şefaat talep etme işi Muhammed (sallallahu aleyhi ve selem)'de son bulacaktır. İşte Allah'ın, onu Makam-ı Mahmud'a (övülen makama) ulaştıracağı gün o gündür.”[5]
İmam Buhârî (Allah ona rahmet etsin) bu hadis için “Allah Teâlâ'nın ‘Umulur ki Rabbin (kıyâmet günü insanlara şefaatçi olman için) seni Makam-ı Mahmud'a (övülen makama) ulaştırır’ Sözü Bölümü" diye bir bölüm açmış ve yukarıdaki âyetin tefsirinin bu yönünü tercih etmiştir.
İbn-i Kesir (Allah ona rahmet etsin) İsrâ Sûresi 79. âyetin tefsirini "Büyük Şefaat Makamı" olarak sınırlandırmış, birçok sahâbe ve tâbiînin bu konudaki sözlerini zikretmiştir.[6]
İbn-i Cerir et-Taberî de (Allah ona rahmet etsin) bu âyet hakkında şöyle demiştir: “Bu, te'vil (tefsir) ehlinin (müfessirlerin) çoğunluğunun görüşüdür.”
İşte İsrâ Sûresi 79. âyetini tefsir eden en uygun ve en güzel görüş budur.
Üçüncüsü:
Bazı âlimlerin Mücâhid (rahimehullah)’ın İsrâ Sûresi 79. âyetinin tefsiri hakkındaki sözünü zikretmesi ve onların bu sözü reddetmemesi, onların Mücâhid'in bu sözünü destekledikleri anlamına gelmez. Aksine bu, fezâili zikretmekte gevşek davranmaları ve bunu önem vermemeleri sebebiyledir.
Nitekim Ebu Muhammed b. Beşşâr, Abdullah b. Ahmed'in, babası Ahmed b. Hanbel'den şöyle rivâyet etmiştir:
Abdullah b. Ahmed, babasına bir hadisi arz eder ve “Bu hadisi, (adlarını sayarak) falan filan adamlar rivayet etti” derdi. Eğer Abdullah babası İmam Ahmed'e zayıf bir hadis arz ederse ona “Bu hadisin üzerini çiz!” derdi.
Nihâyet Mücâhid'in hadisini ona arz edince bu hadisin zayıf olduğunu söyledi. Bunun üzerine Abdullah babasına “Babacığım bu hadisin de üzerini çizeyim mi?” diye sorunca İmam Ahmed “Hayır, bu hadiste fazîlet vardır. Onu olduğu gibi kabul et ve üzerini çizme!” dedi.[7]
Mücâhid'in sözünün şöhret bulması ve yaygınlaşmasının temel sebebinin bu rivâyet olduğu anlaşılmaktadır. O da şudur: İmam Ahmed gibi bazı hadis imamlarının bu eser (rivâyet) hakkında susmalarıdır. Bundan dolayı bazı âlimler bunu, eserin içeriğini kabul etme ve içeriğine inanma babından zannetmişlerdir. Bu sebeple bu eser hakkında şöyle denmiştir: "Bu, kabul gören eserlerden birisidir."
Oysa gerçek, zannedildiği gibi değildir. Birçok âlim, Mücâhid'in söylediği bu sözün doğru olmadığını açıkça belirtmişlerdir.
İbn-i Abdilberr (Allah ona rahmet etsin) bu konuda şöyle demiştir:
“Buna göre ilim ehli, Allah (azze ve celle)'nin ‘Umulur ki Rabbin (kıyâmet günü insanlara şefaatçi olman için) seni Makam-ı Mahmud'a (övülen makama) ulaştırır’ sözünün tefsirin (Makam-ı Mahmud'un tefsirinin) şefaat olduğu görüşündedirler.
Makam-ı Mahmud'un Allah Teâlâ'nın, kıyâmet günü Muhammed (sallallahu aleyhi ve selem)'i kendisinin yanında Arş'ın üzerine oturtmasıdır" diye Mücâhid'den rivâyet olunan söz, âlimler tarafından bu ayetin tefsirinde bir münker olarak görülmüştür. Bir grup sahâbe, tâbiîn ve onlardan sonra gelen âlimler Makam-ı Mahmud'un, Muhammed (sallallahu aleyhi ve selem)'in ümmetine şefaat edeceği makam olduğu görüşündedirler. Mücâhid'den de âlimlerin üzerinde bulunduğu söze benzer bir söz rivayet edilmiştir. Dolayısıyla Kur'an ve sünnet ile amel eden ilim ehlinin bu âyetin tefsirindeki bu görüşü, icmâ sayılmıştır.
İbn-i Ebî Şeybe, Şebâbe'den, o Varkâ'dan, İbn-i Ebî Necîh'ten, o Mücâhid'den Allah Teâlâ'nın "Umulur ki Rabbin seni Makam-ı Mahmud'a (övülen makama) ulaştırır." sözünün tefsiri hakkında şöyle demiştir: Makam-ı Mahmud; Muhammed (sallallahu aleyhi ve selle)'in şefaatidir.”[8]
İmam Zehebî (Allah ona rahmet etsin) bu konuda şöyle demiştir:
"Mücâhid'den gelen en münker tefsir, Allah Teâlâ'nın "Umulur ki Rabbin seni Makam-ı Mahmud'a (övülen makama) ulaştırır." sözündeki tefsiridir. Mücâhid: ‘Makam-ı Mahmud; Allah Teâlâ'nın, O'nu (sallallahu aleyhi ve selem), Arş'ın üzerine oturtmasıdır’ demiştir."[9]
İmam Zehebî (Allah ona rahmet etsin) yine şöyle demiştir:
“Mücâhid'in -yukarıda da zikrettiğimiz gibi- âyeti bu şekilde tefsir etmesini bazı kelâmcılar reddetmiştir. Ebu Bekir el-Merrûzî ise (Mücâhid'in sözünün doğruluğunu göstermek için) kelamcılara karşı bu tefsiri desteklemiş, bu konuda bir kitap derlemiş ve Leys b. Ebî Süleym, Atâ b. es-Sâib, Ebu Yahya el-Kattât ve Câbir b. Yezîd yoluyla Mücâhid'in rivâyetini derleyip biraraya getirmiştir. Ey kardeşim! Allah Teâlâ seni hevâna göre hareket etmekten korusun! Aşırılığın, bu muhaddisi (Ebu Bekir el-Merrûzî 'yi) münker bir eseri almaya (onunla amel etmeye) nasıl götürdüğüne bakar mısın?"[10]
"Sahih hadis kitaplarında sabittir ki Makam-ı Mahmud, Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve selem)'e âit umumî şefaatidir.
İnsanın şaşırıp kaldığı acaipliklerden birisi de, İmam Zehebî'nin birden fazla kişiden zikrettiği Mücâhid'in bu eseriyle bazı mütekaddim âlimlerin fetvâ vermeleridir. Hatta bazı muhaddisler daha da ileri giderek şöyle demiştir:
- Eğer yemîn eden bir kimse, Allah Teâlâ, Muhammed (sallallahu aleyhi ve selem)'i Arş'ın üzerine oturtacağına üç talak üzerine yemîn etse ve bana bu yemînin doğru olup olmadığının fetvâsını soracak olsa ona ‘Doğru söyledin ve yemîninde isâbet ettin’ derim.
Şüphesiz ki bu gibi aşırılıklar, Allah Teâlâ'nın sıfatlarını inkâr edenlerin, inkâra devam etmelerine, sıfatları kabul eden Ehl-i sünnete karşı çıkıp onları karalamaya, onları teşbih ve tecsim ile itham etmelerine sebep olmaktadır.
Sıfatlar ve diğer konularda Allah Teâlâ'ya lâyık hakikat üzere Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve selem)'den sahih olarak gelen hadislere îmân eden ve bu konuda, Mücâhid'in eserini bir tarafa bırakıp Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve selem)'den -bu hadis gibi- sahih olmayanı kabul etmeyen kimseye Allah Teâlâ merhamet etsin!
Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye'nin de belirtiği gibi, onlar bundan daha kötüsünü yapmalarına rağmen- Bazı muhaddislerin zayıf hadisleri rivâyet etmeleri, onlara karşı olan âlimler (muhalifler) tarafından ayıplanan ve tenkit edilen hususlardan birisi olmuştur.
Bu çağda onları tenkit eden, ayıplayan, bunu onların aptallığına ve dalâletine bir huccet olarak kullananların en tanınmışı, sünnet ve hadis ehline şiddetli düşmanlığıyla bilinen, onlara Haşeviyye ve Mücessime lakabını veren Zâhid el-Kevserî'dir. Hakikatte el-Kevserî bu konuda onlara zâlim ve müfteri durumundadır fakat -hakkın söylenmesi gerekir- bazı muhaddislerin rivâyet ettikleri hadis ve eserlerde, bazen el-Kevserî'nin iftirâsını destekleyen şeyler bulabilir. Örneğin: Allah Teâlâ'nın "Umulur ki Rabbin seni Makam-ı Mahmud'a (övülen makama) ulaştırır" sözü hakkında Peygamber (sallallahu aleyhi ve selem)'in "Allah Teâlâ beni Arş'ın üzerine oturtacaktır" diye rivâyet olunan hadis (!) gibi…
Makam-ı Mahmud'un tefsiri hakkında şeksiz ve şüphesiz doğru olan tefsir, onun şefaat olduğudur. İmam İbn-i Cerir (rahimehullah) tefsirinde bu görüşü (Makam-ı Mahmud'un şefaat olduğunu) doğrulamıştır. Hâfız İbn-i Kesir ondan başkasını zikretmemiş ve Makam-ı Mahmud'un şefaat olduğunu belirten hadisleri sıralamıştır. Hatta İbn-i Cerir tarafından iki yolla rivâyet edildiği sâbit olan onun şefaat olduğudur.
Mücâhid'den “Allah Teâlâ beni Arş'ın üzerine oturtacaktır” diye rivâyet olunan eserin hiç bir muteber yolu yoktur. Nitekim Zehebî, bu eserin, Leys b. Ebî Süleym, Atâ b. es-Sâib, Ebu Yahya el-Kattât ve Câbir b. Yezîd yoluyla rivâyet olunduğunu zikretmiştir. Bu dört râviden ilk ikisi, rivâyetleri birbirine karıştıran kimseler, son ikisi ise zayıf kimselerdir. Hatta sonuncusu (Câbir b. Yezîd) metruk ve ithamlıdır.
Sözün özü: Mücâhid'in bu sözünün, -ondan rivâyet edildiği doğru olsa bile- Kur'an ve sünnetten onu destekleyen bir delil bulunmadığı sürece dîn ve akîde olarak alınması (kabul edilmesi) câiz değildir.”[11]
Böylelikle Makam-ı Mahmud'un tefsiri hakkında doğru olan tefsirin, şefaat makamı olduğu ve Mücâhid'den -Allah ona rahmet etsin- gelen bu eserdeki tefsir gibi olmadığı açıkça anlaşılmış olmaktadır.
Allah en doğrusunu bilendir.
[1] İsrâ, 78-79
[2] Der'u Teârudu'l-Akli ve'n-Nakl, c: 3, s: 19.
[3] el-Uluvv, c: 2, s: 1081, hadis no: 422.
[4] İmam Ahmed Müsnedi, c: 25, s: 60. er-Risâle Baskısı
[5] Buhârî, 4718
[6] Büyük Kur'an Tefsiri, c: 5, s: 103.
[7] İbtâlu't-Te'vilât, s: 489
[8] et-Temhîd", c: 19, s: 63-64
[9] Mîzânu'l-İ'tidâl", c: 3, s: 439
[10] el-Uluvv", c: 2, s: 1081-1090, no: 422-424.
[11] el-Uluvv Muhtasarı", s: 14-20