Tekasür Suresi, vahyin başlangıç döneminde, Kevser Suresi’nden sonra Rasulullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) indirilmiştir. Sure, adını ilk ayetinde geçen “أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ” (Sizi çokluk yarışı oyaladı) ifadesinden almıştır.
Bu sure, dünya işlerine dalıp giden her insan için açık bir uyarı ve güçlü bir mesaj içerir. İnsanların mal, evlat ve soy ile övünmesini eleştirir ve bunun yasak olduğunu bildirir. Ayrıca insanın övündüğü bütün şeylerin sonunda yok olacağını, nihayetinde karanlık bir kabre gireceğini ve orada gerçek hakikati anlayacağını ifade eder.
Tekâsür Suresi’nin Nüzul Sebepleri
Allah’ın indirdiği vahiy çoğu zaman meydana gelen olaylara cevap niteliği taşır. Tekâsür Suresi’nin nüzul sebebi hakkında şu rivayet nakledilmiştir:
Ensar’dan iki kabile vardı: Benî Hârise ve Benî Hâris. Bu iki kabile, sahip oldukları insanlar ve soyları ile birbirlerine karşı övünüyorlardı. Her biri diğerine “Sizde falan ve falan kimse var mı?” diye soruyordu. Bunun üzerine diğer taraf “Haydi kabirlere gidelim” diyerek ölmüş atalarını gösteriyor ve onlarla da övünmeye devam ediyorlardı. Bu aşırı övünme üzerine Allah Teâlâ şu ayetleri indirdi:
“Çokluk yarışı sizi oyaladı; nihayet kabirleri ziyaret edinceye kadar.”[1]
Böylece Allah Teâlâ, insanların ölüleriyle bile övünecek kadar aşırıya gitmelerini bir ibret ve uyarı olarak ortaya koymuştur.
Surenin ayetleri şu başlıklar altında açıklanabilir:
Dünya ile Övünmek
“Çokluk yarışı sizi oyaladı; nihayet kabirleri ziyaret edinceye kadar.”
Allah Teâlâ bu ayetlerde insanı dünya hayatına aldanmaktan ve onun geçici nimetlerine kapılmaktan sakındırmaktadır. Mal ve evlatla övünmenin, dünya itibarı ve şöhret elde etme hırsının insanı Allah’a kulluktan alıkoyduğunu bildirmektedir. İnsan bu uğurda ömrünü tüketir; sonunda ölüm gelir ve o hâl üzere kabre girer.
Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Âdemoğlu ‘Malım, malım!’ der. Ey Âdemoğlu! Senin malından gerçekten sana ait olan; yiyip tükettiğin, giyip eskittiğin ve sadaka verip ahirete gönderdiğindir.”
Peş Peşe Gelen Tehdit
“Hayır! Yakında bileceksiniz. Sonra yine hayır! Yakında bileceksiniz.”
Bu iki ayette Allah Teâlâ, insanı dünya çokluğu ile oyalanmaktan vazgeçirmek için güçlü bir uyarı ve tehditte bulunmaktadır. Her ayetin kendine özgü bir anlamı vardır. Birinci ayette, insanın kabirde karşılaşacağı azabı öğreneceği ifade edilir. İkinci ayette ise diriliş gününde kendisine vaat edilen akıbetin gerçek olduğunu anlayacağı bildirilir.
Akıbetten Sakındırma
“Hayır! Eğer kesin bilgiyle bilseydiniz mutlaka cehennemi görecektiniz.”
Bu ayetlerde Allah Teâlâ, “kellâ” ifadesini tekrar ederek insanları uyarır ve içinde bulundukları durumdan vazgeçmelerini ister. Çünkü yaptıkları şeyler azabı hak etmelerine sebep olacaktır.
Burada geçen “ilmu’l-yakîn” ifadesi, kesin bilgi anlamına gelir. Bazı âlimlere göre bununla kıyamet ve diriliş kastedilmiştir. O gerçekleştiğinde şüphe ortadan kalkacak ve insanların kimisinin mutlu, kimisinin bedbaht olduğu ortaya çıkacaktır. Bazılarına göre ise bu ifade ölüm için kullanılmıştır.
Ahirette Kesin Görüş
“Sonra onu kesin olarak gözlerinizle göreceksiniz.”
Allah Teâlâ bu ayette önceki ayette verilen uyarıyı pekiştirir. Kâfirler kabirlerinde cehennem azabını uzaktan görecekler, ardından kıyamet günü diriltildiklerinde onu gerçek ve kesin olarak karşılarında göreceklerdir.
Bazı âlimlere göre bu ayet, insanın Allah’ın kendisini yarattığını ve ölümden sonra yeniden dirilteceğini kesin olarak anlayacağını ifade eder.
Nimetlerden Sorguya Çekilme
“Sonra o gün mutlaka nimetlerden sorguya çekileceksiniz.”
Kıyamet günü her insan Allah’ın kendisine verdiği nimetlerden sorguya çekilecektir. Bazı âlimlere göre burada kastedilen nimet; güvenlik ve sağlıktır. Bazılarına göre ise insanlara verilen tüm nimetlerdir ve bu nimetleri nerede ve nasıl kullandıkları sorulacaktır. Başka bir görüşe göre ise yiyecek ve içecek gibi nimetler de buna dahildir.
Cabir bin Abdullah (radıyallahu anhu) şöyle der:
“Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ebu Bekir ve Ömer bana geldiler. Onlara taze hurma yedirdim ve su içirdim. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: ‘İşte bu, kıyamet günü hakkında sorguya çekileceğiniz nimetlerdendir.’”[2]
Kur’an’ın her suresinin mümin üzerinde bir etkisi vardır. Müslüman kişi bu sureleri okuduğunda içinde öğütler ve ibretler bulur. Tekâsür Suresi’nin mümin üzerindeki etkilerinden bazıları şunlardır:
1) Müslümana ölümün, kabir hayatının ve hesap gününün gerçek olduğunu hatırlatır.
2) Dünya işleri, makam, mal ve evlatla aşırı meşgul olmanın Allah’a itaati ihmal ettirebileceğini bildirir.
3) Kıyamet günü insanların güçlerinin, mallarının ve dünyadaki konumlarının kendilerine fayda vermeyeceğini; asıl fayda verecek olanın salih amel olduğunu öğretir.
4) Allah’ın verdiği tüm nimetlerden insanın hesaba çekileceğini hatırlatır.
5) Müslümanın kıyamet gününü ve yaratılış gayesini unutmamasını sağlar.
[1] Camiu’l-Beyan fi Tefsir’il-Kur’an/Taberi.
[2] Müslim.