İslam dininin kıyamete kadar emrettiği ve nehyettiği tüm hükümler yerine getirildiği zaman tüm insanlığa huzur ve mutluluk getirir. İnsanlığı ve kâinatı yaratan Allah (cc) kullarının tabiatını en iyi bilendir. Bu sebeple göndermiş olduğu kitabında kullarına birtakım emirler ve yasaklar koyarak ferdi ve toplumsal bağlamda fitneye söz konusu olacak hiçbir etkene mahal bırakmamaktadır. Yeter ki biz kullar emredilen hususlarını yerine getirelim.  

İnsanoğlu tabiatı gereği sosyal bir varlıktır. Birileriyle oturmak, konuşmak, gezmek ister. İşte bunları sağlıklı ve ömür boyu devam ettirmek isteyenlerin kendi aralarındaki hukuku yerine getirmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde bir zaman sonra aralarındaki ülfet ve samimiyet ortadan kalkarak ayrılıklar söz konusu olur. Kötü bir boyuta gelmeden önce kendi aralarındaki hakları bilmeleri, hayatın akışında pratik yansımalarını izhar etmeleri lazımdır.

Dinimiz İslam, Allah’ın, Rasullerin ve diğer kulların haklarını net bir şekilde ortaya koymuştur. Her kim bu haklara riayet ederse sorumluluğunu yerine getirmiş, Allah nezdinde bir vebali kalmamış olur. Bu yazımızda, Allah’ın rahmet ettiği az kişiler hariç bir çoğumuzun yapageldiği, haram oluşu nasla sabit olan “Gıybet” kavramını ayetler ve hadisler ışığında veciz bir şekilde açıklamak istiyorum.

Gıybet Nedir Bilir Misiniz?

Ebu Hureyre’nin (ra) rivayet etmiş olduğu bir rivayette Nebi (as) şöyle buyurmuştur:

“’Gıybet nedir bilir misiniz?’ dedi.

Ashab ‘Allah ve Rasulü bilir’ dediler.

Rasulullah (sav): ‘Gıybet, hoşlanmayacağı bir şeyle kardeşini anmandır’ buyurdu.

Ashabdan biri:

‘Ya Rasulullah eğer söylediğim şey kardeşimde varsa?’ dedi.

Rasulullah (sav):

‘Söylediğin şey kardeşinde varsa işte o zaman gıybet etmişsindir. Söylediğin şey onda yoksa ona iftira etmiş olursun’ cevabını verdi.’’[1]

İslam dini, kötü ahlakın hepsini yasaklamıştır. Yasakladığı hususlardan biri de biraz önce geçen hadisteki gıybettir. Nebi (as) gıybetin tarifini bizatihi kendisi ashabının bulunduğu bir ortamda yaparak kıyamete kadar gelecek ümmetine bu konunun önemini arz etmiştir. Kardeşinin yaratılıştaki ya da hoşlanmadığı herhangi bir kusurunu insanların huzurunda anlatmaktır. Gıybet devam ettiği müddetçe düşmanlığa ve ayrılıklara neden olacaktır. Mümin bir kimse haram olan bu günahtan sakınması ve Allah’tan yardım istemesi gerekmektedir. Gıybet bir hastalıktır. Ama bu hastalık maddi bir hastalığa benzemez. Tedavi edilemediği zaman kişiyi cehenneme sürükler. Nasıl ki vücudumuzda bir hastalık meydana geldiği zaman sebepler doğrultusunda çabanın içerisine giriyorsak bu hastalıktan da kurtulmak için büyük çaba göstermemiz gerekmektedir. Ondan kurtulmanın çarelerini aramak zorundayız. Bizler bu konuda samimi olalım ki Allah’ın yardımı ile bu hastalıktan kurtulabilelim.

Nebi (as)’ın Ashabını Gıybetten Sakındırması

Selman-ı Farisî (ra) bir defasında Rasulullah’ın (sav) ashabından iki kişi ile beraberdi. Onların hizmetlerini görür ve yemeklerinden yerdi. Bir gün insanlar yürüdüğünde Selmân uyuyakalmış ve onlarla birlikte gidememişti. İki arkadaşı, onu arayıp bulamayınca çadırlarını kendileri kurarak konakladılar ve: 

“Selman pişmiş yemeğe ve kurulmuş çadıra gelmekten başka bir şey bilmiyor” diyerek Selman’ı hafife aldılar ve gıyabında konuştular.

Selman geldiğinde de onu, kendilerine katık istemek üzere Rasulullah’a (sav) gönderdiler. Selman, elinde bir kapla Rasulullah’ın (sav) yanına vardı:

“Ey Allah’ın elçisi, şayet Senin yanında katık varsa kendilerine vermen için arkadaşlarım beni Sana gönderdiler” dedi.

Allah’ın Rasulü (sav):

“Arkadaşların katığı ne yapacaklar, onlar katıklarını yediler” buyurdu.

Selman dönerek o ikisine Rasulullah’ın (sav) sözlerini haber verdi. Onlar da kalkıp Allah Rasulünün yanına geldiler ve:

“Seni hak ile gönderene yemin olsun ki, konakladığımızdan beri biz herhangi bir yemek yemedik” dediler. Rasulullah (sav):

“Konuşmalarınızla siz Selman’ı (gıybet ettiğiniz için) katık olarak yediniz” buyurdu, peşinden de:

“Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.” (Hucurat, 12) ayeti kerimesi nazil oldu.[2]

Diğer bir rivayete göre Allah Rasülü (sav) sözlerinin devamında: “Ben o kardeşinizin etini dişlerinizin arasında görüyorum” buyurmuştur.
Bunun üzerine o sahabiler:

“Ya Rasulallah, bizim için istiğfar ediver!” dediler. Efendimiz de:

“Gıybet ettiğiniz arkadaşınıza ricâ edin de sizin için o istiğfarda bulunsun” buyurdu.

Gıybetin Keffareti

Gıybet eden kişi büyük günah işlemiştir; bunun için pişman olup tövbe etmelidir. Gıybette iki hak vardır; biri yüce Allah’ın hakkı, diğeri de gıybeti yapılan kimsenin hakkıdır.

Enes bin Malik’ten (ra) Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

“Gıybet ettiğin kişinin kefareti, onun için mağfiret istemendir.”[3]

Kadının biri, başka bir kadın hakkında “Eteği uzundur” deyince Aişe (ranh) onu şöyle uyarmıştır:

“Gerçekten onun gıybetini yaptın. Git ondan helallik iste.”[4]

Yaptığımız bu nakiller bizlere gıybetin zemmedildiğini ve çok kötü bir şey olduğunu göstermektedir. Gıybet ve diğer günahlardan kaçınmak öncelikle Allah’tan hakkıyla korkmak ve günahlara dalan kimselerin karşılaşacağı kötü akıbeti sürekli zihinlerinde tutmaları ile mümkündür. Bizler yazın sıcaklığına dayanamayan kimseler nasıl da cehennemin azabına dayanabiliriz. Allah bizleri muhafaza etsin.

İnsanoğlu günah işlemeye meyyal olarak yaratılmıştır. Bu sözümden “rahat ve sıkıntı duymadan günah işlensin” anlamı çıkmaz elbette. Önemli olan işlenen günahtan ötürü rabbimize sığınmamız, kendimizi affettirebilmemizdir. Kişi başkalarının kusuruna, eksikliğine değil de kendi nefsinin kusuruna bakarsa ve evvela kendi nefsini tezkiye ederse işte bu nefis kurtuluşa erecektir. Kurtuluşa eren nefis bu gibi günah işlemede kendini asgari seviyede tutmuş olacaktır.

Son olarak şu söyleyeceğim cümle hepimizin kulağında küpe olsun; “Kişi kendi hakkındaki kusurlarını, eksiklerini birileri tarafından açığa çıkmasını istemiyorsa başkalarının kusurlarını ve eksiklerini başkalarına anlatmasın. Sen kardeşinin ayıbını örtersen unutma ki kıyamet gününde Allah da senin ayıbını örtecektir.”

Selam ve dua ile…
 
 


[1] (Müslim)

[2] (İbn Kesir)

[3] (Suyuti)

[4] (Beyhaki)