Dostluk güzel ahlâkın, tefrika ise kötü ahlâkın meyvesidir. O halde güzel ahlâk, karşılıklı sevgi, birlik olma ve anlaşmayı, kötü ahlâk ise düşmanlık, çekişme ve birbirine sırt çevirmeyi doğurur. Öyle ya! Ağaç güzel ise meyvesi de güzel olur. Güzel ahlâkın İslam dinindeki önemi bir sır değildir. Allah (Subhânehu ve Tealâ) Rasûlünü güzel ahlâkı ile överek şöyle buyurmuştur:

“Gerçekten de sen, pek büyük bir ahlâk üzerindesin” (68 Kalem/4)

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“İnsanların cennete girmelerine en çok yardım eden iki şey, takva ve güzel ahlâktır!”[1]

Usame b. Şerik (radıyallahu anh) der ki: “Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e "İnsanlara verilen şeylerin en hayırlısı ne­dir?" diye sorduğumda bana “Güzel ahlâk” diye cevap verdi.”[2]

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.”[3]

“Mizana konulacak şeylerin en ağırı güzel ahlâktır.”[4]

“Allah (Subhânehu ve Tealâ) yaratılışını ve ahlakını güzelleştirdiği kimseyi ateşe yedirecek değildir.”[5]

“Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ebu Hureyre’ye "Ya Eba Hureyre! Güzel ahlâka sarıl ve ondan ayrılma!" buyurdu. Ebu Hureyre "Ey Allah'ın Rasûlü! Güzel ahlâk nedir?" diye sor­duğunda da "Sana gelmeyene gidersin, zulmedeni bağışlarsın ve seni mahrum edip vermeyene verirsin" diye cevap verdi.”[6]

Muhakkak ki güzel ahlâkın neticesi, ülfet ve ünsiyettir. Ağaç güzel olunca meyvesi de güzel olur. Nasıl olmasın ki? Ülfeti övme konusunda birçok hadis vârid olmuştur. Özellikle de birbi­rini sevenlerin arasındaki bağ, takva, din ve Allah sevgisi olursa…

Allah (Subhânehu ve Tealâ) insanlara bahşettiği ülfet ve ünsi­yet nimetini beyan etmek üzere şöyle buyurmuştur:

 “Eğer yeryüzünde olanların hepsini verseydin yine de onla­rın kalplerinin arasını birleştiremezdin. Fakat Allah, onların kalplerini birleştirdi” (8 Enfal/63)

“Allah'ın size olan nimetini hatırlayın! Hani siz birbirinize düşman idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun ni­meti sayesinde kardeşler olmuştunuz.” (3 Âli İmran/103)

Allah (Subhânehu ve Tealâ) Müslümanları ayrılıktan menetmek için ise şöyle buyurmuştur:

 “Hep birden Allah'ın dinine sımsıkı sarılın! Birbirinizden ayrılıp dağılmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın!” (3 Âli İmran/103)

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Benim meclisime (kıyamette) en yakın olanınız, ahlâk ba­kımından en güzel olanınızdır. O kimseler ki, kendileriyle arka­daşlık yapan, onlardan istifade ettiği gibi onlardan eziyet de görmez. Onlar öyle kimselerdir ki dost olurlar ve dost edinir­ler.”[7]

“Mümin ünsiyet eder ve kendisiyle ünsiyet edilir. Hoş ge­çinmeyen ve hoş geçinilmeyen bir kimsede ise hayır yoktur.”[8]

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), dindeki kardeşliğin değerini şu sözlerle ifade etmektedir:

“Allah (Subhânehu ve Tealâ) bir kimseye hayır irade etmişse, ona unuttuğunu hatırlatacak ve hatırında olanı yerine getirmede yardımcı olacak salih bir dost nasip eder.”[9]

“Allah için birbirini seven iki kardeş, biri diğerini yıkayan iki ele benzer. İki mümin bir araya geldiğinde muhakkak ki Al­lah (Subhânehu ve Tealâ) her birine arkadaşından hayır nasip eder.”[10]

Ayrıca Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) din yolundaki kardeşliğe teşvik ederek şöyle buyurmuştur:

“Allah yolunda kendisine kardeş edinen bir kimseyi Allah (Subhânehu ve Tealâ) cennette hiçbir ameli ile ulaşamayacağı yüce bir dereceye yükseltir.”[11]

Ebu İdris Havelanî’nin[12], Muaz b. Cebel'e “Ben seni Allah rı­zası için seviyorum” demesi üzerine Muaz ona şu cevabı ver­miştir: “Müjdeler olsun sana! Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) "Kıyamet gününde yüzleri ayın on dördü gibi parlayan birtakım insanlar için arşın etrafında kürsüler konulur. İnsanlar feryat ederken onlar feryat etmezler. O günde halk korkar onlar ise korkmazlar. Çünkü onlar, Allah (Subhânehu ve Tealâ)'nın korkmayan ve üzülmeyen veli kullarıdır" buyurduğunda "Ey Al­lah'ın Rasûlü! Bunlar kimlerdir?" diye sormuştum. Bana "Onlar, Allah yolunda birbirini seven kimselerdir" diye cevap ver­mişti.”[13]

Ebu Hureyre (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Arşın etrafında nurdan yapılmış minberler vardır. O min­berlerin üzerine elbiseleri ve yüzleri nur gibi parlayan kimseler oturacaktır. Bunlar ne peygamber ne de şehiddirler. Fakat pey­gamberler de şehidler de onların haline gıpta ederler.” Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e “Ya Rasulallah! Onların vasıflarını bize bildir!” denildiğinde Rasulullah şöyle cevap ver­miştir: “Onlar, Allah yolunda birbirini sevenler, Allah için bulu­şup oturanlar ve Allah için birbirini ziyaret edenlerdir.”[14]

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Allah yolunda birbirini seven iki kişiden Allah (Subhânehu ve Tealâ) katında daha sevimli olanı, arkadaşını daha fazla se­vendir.”[15]

Allah yolunda kardeş olan iki kişiden birisinin makamı di­ğerinin makamından daha yüksek olduğunda (zürriyetlerin ebe­veynlerine iltihak edilmesi gibi) kardeşinin makamına yükselti­lir. Çünkü Allah yolunda elde edilen kardeşlik, doğum yoluyla kazanılan bağlardan daha değersiz değildir. Allah (Subhânehu ve Tealâ) şöyle buyurmaktadır:

“İman edip de soyları da imanda kendilerine tabi olanlar (var ya)! İşte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Onların amellerinden de bir şey eksiltmedik. Herkes kazan­dıklarına karşı bir rehindir.”  (52 Tur/21)

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Allah (Subhânehu ve Tealâ) der ki: Benim için birbirini ziya­ret edenler benim sevgimi kazanmışlardır. Benim için birbirini sevenlere muhabbetim hak olmuştur. Benim için birbirlerine (hediye) verenlere ve yardımlaşanlara da muhabbetim hak ol­muştur.”[16]

“Allah (Subhânehu ve Tealâ) kıyamet gününde şöyle der: Be­nim celâlim için birbirini sevenler nerededirler? Benim gölgem­den başka bir gölge bulunmayan bu günde onları rahmetimin altında gölgelerim.”[17]

“Yedi sınıf insan vardır ki Allah (Subhânehu ve Tealâ) onları hiç bir gölgenin bulunmadığı günde  gölgesinde gölge­lendirir:

1) Adaletle hükmeden devlet başkanı
2) Allah’a ibadetle büyüyen genç
3) Gönlü mescidlere bağlı bulunan kimse
4) Allah yolunda birbirini seven ve bu sevgi üzerine bir araya gelip yine bu sevgi üzerine birbirlerinden ayrılan iki mü­min
5) Tenhada Allah’ı anıp gözlerinden yaşlar akan kimse
6) Asil ve güzel bir kadın kendisini zinaya davet ettiği halde “Ben Allah’tan korkarım” diyerek harama yanaşmayan kimse
 7) Sağ elinin verdiğini sol elinin dahi bilemeyeceği kadar verdiği sadakayı gizleyen kimse”[18]

“Allah yolundaki kardeşini ziyaret eden kimsenin arkasın-dan bir melek şöyle seslenir: Sen ne güzelsin! Senin adımların da güzeldir ve cennet, senin için güzel bir yer olarak hazırlan-mıştır.”[19]

“Bir adam, Allah rızası için bir kardeşini ziyarete gidiyordu. Allah (Subhânehu ve Tealâ) o adama insan suretinde bir melek gönderdi. Melek ona şöyle sordu:
- Nereye gidiyorsun?
- Filân kardeşimi ziyaret etmek istiyorum.
- Onun yanında bir ihtiyacın mı var?
- Hayır!
- Peki, aranızda bir akrabalık mı var?
- Hayır!
- O, zamanında sana iyilik yaptığı için mi gidiyorsun?
- Hayır!
- Ya niçin gidiyorsun?
- Ben onu Allah için seviyorum ve bu maksatla ziyaretine gidiyorum.
- Bil ki beni sana Allah (Subhânehu ve Teâlâ) gönderdi. O adamı Allah için sevdiğin için Allah da seni seviyor ve senin için cenneti vacip kılmıştır.”[20]

Öyleyse kardeşim; Allah katında bu makama ermek için Allah için kardeşler edinmek gerekir. Onların kıymetini bilmek, onlara iyi davranmak gerekir. Onlardan gelecek cefaya sabretmek, hemen pes etmemek gerekir.

Velhamdulllahi Rabbil alemin…
 
 


[1] Tirmizî ve Hâkim

[2] İbn Mâce, sahih bir senedle.

[3] İmam Ahmed, Beyhakî ve Hâkim.

[4] Ebu Davud ve Tirmizî.

[5] İbn Adiy, Taberânî ve Beyhakî.

[6] Beyhaki, Şuab'ul-İman.

[7] Taberânî, Cabir (radıyallahu anh)’dan rivayet etmiştir.

[8] İmam Ahmed ve Taberânî, Sehl b. Sa’d (radıyallahu anh)’dan rivayet etmiştir. Hâkim, Ebu Hureyre (radıyallahu anh)’dan  naklederek sahih olduğunu söylemiştir.

[9] Ebu Davud, Aişe (radıyallahu anha)’dan rivayet etmiştir.

[10] Sulemi ve Ebu Mansur ed-Deylemî, Enes (radıyallahu anh)’dan rivayet etmişlerdir.

[11] İbn Ebi Dünya, Kitabu’l İhvan’da Enes (radıyallahu anh)’dan rivayet etmiştir.

[12] Asıl adı Aizullah b. Abdullah b. Amr'dır. Abdülmelik'in hilâfeti zamanında Şam'da kadılık yapmıştır. İbn Main ve başka âlimler Ebu İdris'in H.80 senesinde vefat ettiğini söylemişlerdir.

[13] İmam Ahmed ve Hâkim.

[14] Nesâî, Sünen-i Kübra.

[15] İbn Hibban ve Hâkim, Enes (radıyallahu anh)’dan rivayet etmiştir. Hâkim, isnadının sahih olduğunu söylemiştir.

[16] Ahmed ve Hakîm. Hakîm, sahih olduğunu söylemiştir.

[17] Müslim.

[18] Buhârî ve Müslim, Ebu Hureyre (radıyallahu anh)’dan rivayet etmişlerdir.

[19] İbn Adiy, Enes (radıyallahu anh)’dan, Tirmizî ve İbn Mâce ise Ebu Hureyre (radıyallahu anh)’dan rivayet etmişlerdir.

[20] Müslim, Ebu Hureyre (radıyallahu anh)’dan rivayet etmiştir.