Dua çok etkili ve güçlü bir şifa kaynağıdır. Dua istenmeyen sıkıntı ve musibetlerin definde, arzulanan ve murad edilen şeylerin celbinde büyük etkisi vardır. Fakat bazen etkisinin görülmediği yahut geç görüldüğü yerler de olabilir. Bunun da sebebi duanın ya Allah Teâlâ’nın sevmediği düşmanlık gibi bir şeyi içermesinden yahut da kalbin zayıflığından kaynaklanan Allah Teâlâ’ya gereği gibi yönelememesi ve kendini toplayamamasından kaynaklanabilir. Bu durum aynı bir okun esnek bir yay ile atılmasına benzer, ok fazla uzağa gitmez zira atılan yay zayıftır. Zayıf bir kalple yapılan dua da aynen böyledir. Kalbin zayıflığı duanın zayıflığı anlamına gelir.

Duanın Allah Teâlâ tarafından kabul olunmamasına engel olan etkenlerden birisi de kişinin haram lokma yemesi ya da herhangi bir zulüm işlemesi olabilir. Zira işlenen her bir günah ve zulüm kalbe kara bir nokta olarak yansır böylelikle kalp artık kendisine okunan ayetleri ve hatırlatılan ayetlere duyarsız kalır. Gaflet kalbi istila etmiş ve duyarsızlaşmıştır. Nihayet büyük bir gaflet ve unutkanlık sebebiyle Allah Teâlâ’ya karşı kulluğun gerekleri konusunda oyun ve eğlencelerle vakit geçirmeye başlar. İşte böyle bir kalbe sahip olan kişinin duasının kabulü önünde bu tür engeller olabilir.

Hâkim'in Müstedrek'inde Ebu Hureyre'den rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Allah'a duaların kabul olunacağına dair yakin bir iman ile dua edin. İyi bilin ki Allah gafil ve ilgisiz kalbin duasını kabul etmez.”[1]

İşte dua böylece musibetleri def eder ve şifa verme konusunda büyük bir ilaçtır. Fakat dediğimiz gibi kalbin gaflet hastalığına tutulmuş olması, duanın gücünü zayıflatır yahut yok eder. Görüldüğü gibi aslında duanın gücünün sınırı yoktur.

İfade ettiğimiz gibi haram lokma da duanın gücünü zayıflatır.

Müslim'de geçen ve Ebu Hureyre'den (r.a.) rivayet edilen bir hadiste Allah Rasûlü (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Ey insanlar! Allah güzeldir, ancak güzeli/helali kabul eder. Allah peygamberlere verdiği emrin aynısını müminlere de vermiştir. Allah (c.c.) "Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz. Doğrusu ben, sizin yaptığınız şeyleri tamamen bilirim. (Mü'minûn, 51) buyurmuş, aynı şekilde "Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin." (Bakara, 172)

Ayrıca bu konu hakkında hadiste Allah Rasûlü (s.a.v) bir adamdan bahsetti ve şöyle buyurdu: “Düşünün bir adam Allah yolunda uzunca sefere çıkmış, o kadar ki saçı başı dağılmış toz toprak içinde kalmış. Bu adam ellerini semaya kaldırarak ‘Yâ Rabbi, yâ Rabbi!’ diye niyazda bulunuyor. Fakat bütün bunlarla birlikte bu adamın yediği de içtiği de haram. Böyle bir adamın duası nasıl kabul edilebilir ki?” buyurdu. 

Ahmed bin Hanbel'in oğlu, babasının "Kitabu'z-Zühd" isimli eserinde şunu naklettiğini zikretti:

“İsrail oğullarının başına bir sıkıntı gelmişti. Dua etmek için bir yere çıktılar. Bunun üzerine Yüce Allah, peygamberlerine şöyle vahyetti: Sizler tepeye pis bedenlerle çıkıyorsunuz. Bana, kan döktüğünüz ve evinizi haramla doldurduğunuz ellerinizi açıyorsunuz. Bu yüzden şimdi size öfkem daha da arttı. Siz böyle yapmakla ancak, bana uzaklığınızı arttıracaksınız.”[2]

Ebu Zer (ra) duada ihlâs hakkında şöyle der: "Bir yemeğe ne kadar tuz yeterli oluyorsa duaya da o kadar salih amel yeterli olur."[3]

Dua en Faydalı İlaçtır

Dua; en faydalı ilaçtır…

Dua; belânın düşmanıdır, onu def eder, gerekirse tedavi eder. Bazen dua belanın inmesini engeller ya da inmişse ortadan kaldırır yahut belayı hafifletir. O, müminin en güçlü silahıdır.

Hâkim'in Sahih'inde Ali'den (r.a.) rivayet edilen bir hadisi şerifte Rasulullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakleder: "Dua müminin silahı, dinin direği, göklerin ve yerin nurudur."[4]

Duanın belâ karşısında üç durumu vardır: Birincisi: Yapılan dua ya belâdan güçlüdür. Bu durumda onu defeder. İkincisi: Yapılan dua belâdan zayıftır. Böyle bir durumda belâ duaya galebe çalar ve kul belâya tamamen düçar olur. Fakat dua zayıf da olsa buna rağmen bazen belâyı hafifletebilir.

Üçüncüsü: Dua ve belâ birbirleriyle mücadele ederler ve her biri diğerini engellemeye çalışır.

Hâkim Sahih'inde, Aişe’den (r.a.) rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Kaderden şiddetle sakınmanın bir faydası yoktur. Nitekim dua; inen belâya da inmeyen belâya da fayda verir. Bir belâ iner, sonra dua ona yetişir ve bunlar kıyamete kadar birbirleriyle kavga ederler.”[5]

Hâkim’in İbn Ömer’den (r.a) naklettiği diğer bir hadiste Rasulullah (s.a.v):

“Dua, inmiş olan belâya ve inmemiş belâya kuşkusuz fayda verir. Ey Allah'ın kulları! Siz siz olun duaya sarılın.” buyurmuştur. [6]

Aynı şekilde Hâkim'in Sevbân’dan naklettiği bir diğer rivayette Rasulullah (s.a.v): "Kaderi ancak dua geri çevirir. Ömrü ancak Salih amel uzatır. Vallahi adam işlemiş olduğu bir günahtan ötürü (kendisine belirlenen) rızıktan mahrum bırakılır." buyurmuştur.[7]

Duada Israr Edilir

İbn Mâce, Süneninde, Ebu Hureyre’den rivayet ettiğine göre Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Her kim Allah’a dua etmez/istemez ise Allah o kimseye gazap eder.”[8]

“Dua etmekten aciz kalmayın; zira duayla hiç kimse helak olmaz” buyurduğunu rivayet etmiştir.

-Aişe’den (rha) rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Allah (c.c.) duada ısrar edenleri sever.” [9]

İmam Ahmed b. Hanbel, Zühd kitabında Katâde'den şöyle rivayet etmiştir. Muvarrık şöyle dedi: "Dua konusunda bir mümin için şu misalden daha güzel bir misal olduğunu düşünemiyorum; Mümin dua konusunda tıpkı denizde bir tahta üzerinde "Yâ Rabbi, Yâ Rabbi!" diye dua eder. İşte ümit edilir ki böyle bir durumda olan kimseyi Allah (c.c.) kurtaracaktır."[10]

Duanın Kabulü Önündeki Engeller

Şüphesiz duanın etkisinin ortaya çıkmasına engel olan afetlerden birisi de; kulun acele etmesidir. Duanın kabulü geciktikçe kul düşüncelere dalar, kederlenir ve nihayet dua etmeyi terk eder. Bu kişi bir tohum saçan veya ağaç diken, sonra onun bakımını yapan sonra sulayan daha sonra da olgunlaşmasını ve toplanacak hâle gelmesini beklemeyip terk eden gibidir.

- Ebu Hureyre'den (r.a.) rivayet edilen diğer bir rivayette Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Sizden her birinizin; duasının kabulü konusunda acele etmediği ve "İşte ben Rabbime dua ettim ve kabul etmedi" demediği müddetçe o kimsenin duası kabul olunur.”[11]

Diğer bir hadiste Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Bir kul herhangi bir günah veya akrabasıyla dargınlığı gerektirecek bir şey dilemedikçe ve acele etmedikçe duası daima kabul olunur.” Sahabeler: “Yâ Rasulullah, o acelecilik nedir?” diye sordular. Rasulullah (s.a.v) “Bir kul; dua ettim fakat duamın kabul edildiğini hiçte görmedim, der. Nihayet isteğinin gecikmesinden dolayı kederlenir de dua etmekten usanır da duayı terk eder” diye cevap verdi.

Ahmed bin Hanbel'in Müsned'inde Enes’den (r.a) rivayet edilen hadis ise şöyledir: Rasulullah (s.a.v) “Kul acele etmediği müddetçe hayır üzeredir” buyurdu. Sahabeler "Yâ Rasûlallah! Kul nasıl acele eder?" diye sorunca Rasulullah (s.a.v) “Rabbime dua ettim de, Rabbim duamı kabul etmedi der” buyurdu.

Duanın Kabul Edildiği Vakitler

Bir kul eğer dua esnasında kalbini duaya hazırlar; onu tümüyle dilediği konu üzerinde yoğunlaştırır ve bunlarla birlikte duanın kabul olunacağı altı vakitten birinde dua etmeye çalışır ki bu vakitler şunlardır:

1 - Gecenin son üçte biri 2 - Ezan vakti 3 - Ezanla kamet arası 4 - Farz namazların hemen akabinde 5 - Cuma günü imamın minbere çıkmasından namaz bitinceye kadar ki olan vakit  6 - İkindinin son vakti

Dua Aabı

1-Bir kul duayı yaparken de ihlâslı bir kalp ile 2-Rabbinin önünde boynunu bükerek zelil bir halde 3-Yalvarıp yakararak dua eder 4-Kıbleye döner 5-Abdestli olur 6-Ellerini Allah'a kaldırır 7-Önce Allah'a hamd eder sonra kulu ve elçisi Muhammed'e salât ve selâm getirir 8-İsteğini arz etmeden önce tevbe ve istiğfar eder 9- Allah'tan isteyeceğini ister 10-Duasında ısrar eder 11-Ümit ve korku arasında dua eder. 12-Duasında Allah'ın (c.c.) isimlerini, sıfatlarını ve tevhidini vesile eder. 13-Dua öncesinde bir sadaka verir yahut bir iyilik yapar.

İşte herhangi bir duada bu adaplar gözetilirse neredeyse kulun duası hiç reddolunmaz. Özellikle yapılan dua; Rasulullah’ın (s.a.v) kabul olunacağını haber verdiği veya Allah'ın en büyük ismini (ism-i âzam) içerdiğini haber verdiği dualar olursa “inşaAllah” reddolunmaz dualardan olur.

Dualarımızın kabul edilen dualardan olması temennisiyle…

Vellhamdulillahi Rabbil Alemin    



[1] Hâkim, Müstedrek, 1/670. Tirmizi, 3479.

[2] Ebu Davut, Zühd 13.

[3] İmam Ahmed Zühd 788.

[4] İbn Adiy El-Kâmil 7/372, zayıftır.

[5] Hâkim, 1/669.

[6] Hâkim, 1/671. Tirmizi, 3548.

[7] Hâkim, 1/670. İbni Mace, 4022.

[8] İbni Mace, 3827. Tirmizi, 3373.

[9] Hâkim, 1/671.

[10] İmam Ahmed, 1765 ricalleri sikadır.

[11] Buhari, 6340.