Ebu Hureyre’den (ra) rivayet edildiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

“Her gece Rabbimiz, gecenin son üçte biri kalınca en yakın semaya iner ve «Kim bana dua ediyor ona icabet edeyim, kim benden bir şey istiyor ona vereyim, kim bana istiğfar ediyor onu mağfiret edeyim» buyurur.” [1]

Allah’ın (cc) biz kullarına verdiği birçok nimet vardır. Hatta öyle ki Rabbimizin de bildirdiği üzere bu nimetler saymakla bitmez.[2] En büyüğü hidayet nimeti olsa da kulun her anında, her halinde Allah’ın (cc) ona verdiği bir nimet vardır. Biz kullara düşende bu nimetlerin farkına varıp şükürlerini eda etmektir.

Nimet denilince aklımıza gelenlerin ilki hidayettir, sonra sağlık, sonra ev, iş, araba, eş, çocuk, yemek-içmek vs. gelir. Ama öyle nimetler vardır ki gaflete düştüğümüz, kıymetini bilemediğimiz nimetler; mesela dua edebilmek, Allah’ın (cc) dinine yardım edebilmek gibi. İşte bunlar da Allah’ın biz kullarına verdiği çok önemli nimetlerdendir.

Gaflete düştüğümüz ve ekseriyetimizin unuttuğu, ehemmiyetinin sürekli hatırlatılması gereken nimetlerden biride Allah’ın (cc) biz kullarına verdiği, bize sunduğu fırsatlardır. Rabbimiz bizler için bazı vakitleri ve bazı mekânları önemli kılmış, sonrasında bu önemi bizlere açıklamış ve bizleri nimetlendirmiştir. İşte bu ay ki yazımızın konusu da bu fırsatlardan biri olan, şükrünü eda edebilen için çok büyük bir nimet olan, gece ibadeti, seher vakti fırsatlarıdır.

Müslümanların bütün hayatı ve her anı rabbi için olmalıdır. Böyle olursa, tevhid üzere yapılan bütün ibadetler değerli ve önemlidir ama gündüze nispetle gece, gece içinde ise diğer vakitlere nispetle seher vakti daha faziletli vakitlerdir. Dolayısıyla, cennete ulaşmak isteyen Müslümanların bu kıymetli fırsatları değerlendirmeleri gerekir. Allah (cc), ahireti ihmal etmek istemeyen kullarına şu tavsiyede bulunur:

“Gecenin bir kısmında O’na secde et; geceleyin de O’nu uzun uzadıya tespih et. Şunlar (inanmayanlar) dünyayı tercih ediyorlar ve çetin bir günü arkalarına atıyorlar.” [3]

Rasulullah da (sav) şöyle buyurur:

“Korkan kimse, geceleyin yol alır. Gece yol alan kimse de varacağı yere ulaşır. İyi biliniz ki, Allah’ın metaı çok pahalıdır. İyi biliniz ki, Allah’ın metaı cennettir.” [4]

Vakit kıymetli, gece vakitleri daha da kıymetlidir. Bundan dolayı, onda yapılan ameller de büyük bir kıymet kazanmaktadır. Bunun için seher vakitlerinde namaz kılmak, Kur’an okumak, zikretmek ve tefekkürde bulunmak gibi ibadetler, son derece faziletli amellerdir.

Rasulullah (sav) şöyle buyurur:

“Ramazandan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan muharremde tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz da gece namazıdır.” [5]

Namaz kılmak, Kur’an okumak, zikretmek gibi ibadetlerin öneminin yanında bu vakitlerdeki dualar da icabet edilen, makbul dualardandır. Hadisimizde belirttiği gibi Allah Teâlâ gecenin son üçte birinin kıymetini belirtmiş ve dua edene icabet edileceğini, bağışlanma isteyenin bağışlanacağını, istenilen şeylerinde verileceğini belirtmiştir. Dikkat edin vaadi veren Allah’tır (cc).

Cabir (ra) der ki: Efendimiz ’in şöyle buyurduğunu işittim:

“Gecede bir saat vardır ki, Allah’tan dünya veya ahiretle alâkalı bir hayır talep eden bir Müslüman o saate rastlarsa, Allah istediği şeyi ona mutlaka verir. Bu saat, her gecede vardır.” [6]

Dedik ya gecenin tamamı değerlidir ama gecede de seher vakti daha değerlidir diye. Evet, seher vakitleri çok önemli vakitlerdir. Peki ne zamandır seher vakti?

Seher vakti, fecri kazip (yalancı fecir) dediğimiz gökyüzünde bir kızıllık hâsıl olur, bundan sonra bir beyazlık olur ki, buna fecr-i sadık denir. Bu fecr- i sadık yani doğru fecir zamanında sabah namazı vakti başlar. İşte seher denilen vakit, bu doğru fecir zamanından biraz evvelki zamandır. Yani imsaktan biraz önceki vakittir. Önemine binaen söylemekte fayda var ki seher vaktinde görülen rüyalar bile diğer vakitler görülen rüyalardan farklıdır.

Nitekim Peygamber Efendimiz (sav):

“En sadık rüya, seherlerde görülen rüyadır” buyurmuştur. [7]

Efendimiz ’in (sav) en başta gelen âdeti, seherlerde ibadete kalkmaktı. Bazen gecenin ilk diliminde bazen ortasında ama ekseriyetle de gecenin sonunda kalkar, davete hazırlık yapar, Allah’ın kendisine vaat ettiği makam için namaz kılar kuran okurdu.

“Gecenin bir kısmında da sâdece sana mahsus olmak üzere Kur’an oku, teheccüd namazı kıl! Umulur ki Rabbin Sen’i Makâm-ı Mahmûd’a eriştirir.” [8]

Allah (cc) hidayet kaynağı olan kitabımız Kur’an’da da seher vaktinin öneminden bahsetmiş ve o vakitleri ibadet, dua ve istiğfarla değerlendirenleri övmüştür. Örneğin Âl-i İmrân suresinin 17. ayetinde muttakilerin şu kimseler olduğunu söylemiştir.

“Sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir.”[9]

Rabbimiz başka bir ayette de şöyle buyurmuştur:

 “Onlar, geceleri pek az uyurlardı. Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.” [10]

Gece ibadeti yapabilmek, seher vakitlerini değerlendirebilmek için çaba sarf etmek, sebepleri yerine getirmek ve dua etmek gerekir. Örneğin gece kalkmak isteyen, seher vaktinde hadisimizdeki vaatleri elde etmek isteyen bir Müslüman bunun için akşam az yemeli, geç olmadan erken vakitte yatmalıdır. Bu konuda Ömer’den (ra) rivayet edilen bir söz vardır. Der ki:

“Verimsizlik ve kuraklığın en büyüğü, yatsı namazından sonra konuşarak vakit zayi etmektir. Ancak namaz kılmak ve Kur’an kıraati bunun hâricindedir.”

Başka bir rivayette de Ömer (ra) yatsı namazından sonra sohbet edenlere:

“Evinize dönün! Umulur ki Allah Teâlâ size yatmadan evvel nafile namaz kılmayı veya teheccüde kalkmayı lütfeder!” derdi.

Tabi sebeplere sarılmamın yanında duayı ve zikri de unutmamak gerekir. Çünkü şeytan bu kadar kıymetli olan bir ameli yaptırmamak için elinden geleni yapacak bizimle mücadeleye girişecektir.

Ebu Hureyre’den (ra) rivayet edildiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

“Biriniz uyuduğu zaman, şeytan onun ensesine üç düğüm atar. Her bir düğümün üzerine vurup: «Gecen uzun olsun, yat uyu!» der. Şayet o kimse, uyanarak Allah’ı zikrederse, düğümlerden biri çözülür. Abdest alırsa, bir düğüm daha çözülür. Bir de namaz kılarsa, şeytanın attığı bütün düğümler çözülür ve böylece neşeli ve huzurlu bir şekilde sabahlar. Aksi takdirde sabaha uyuşuk ve tembel bir hâlde çıkar.” [11]

Rasulullah (sav), Medine’ye hicret ettiği ilk günlerde, Ensar ve Muhacirlere, onları cennete götürecek yolu tarif ederken yine aynı hususa dikkat çekmiş ve herkes uyurken geceleri namaz kılmayı tavsiye etmiştir.

“Ey insanlar! Selâmı yayınız, yemek yediriniz, akrabanızla ilginizi ve onlara yardımınızı devam ettiriniz! İnsanlar uyurken siz geceleri namaz kılınız! Bu sâyede selâmetle cennete girersiniz.” [12]

Bu gibi rivayetlerde dikkati çeken husus, insanlar uyurken, onlardan farklı bir iş yaparak geceleri ibadet etmenin övülmesidir. İnsanların çoğunun yapamadığı bir şey, haliyle zor yapılan bir iştir. Takdir edileceği gibi, herkese uyku bastırırken teheccüde kalkmak da seçkin kulların muvaffak olabileceği bir salih ameldir. Onu değerli kılan diğer husus ise, riyadan (gösterişten) uzak olmasıdır. Hakikaten, herkes uyurken gece karanlığında kalkıp ibadet eden kişiyi, kimse görmez. Dolayısıyla seherlerde ibadet için kalkan insanlar, sırf Allah rızası için hareket eden ihlaslı kullardır. Bu iki yönü de düşündüğümüz zaman, “bu ancak Allah’ın nimetlendirdiği kullara kolaydır” diyebiliriz.

Bunların aksi olursa zaten yapılan ameller boşa gidecek sahibine hiçbir fayda sağlamayacaktır. Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

“Nice gece ibadetine kalkanlar vardır ki, ondan nasibi sadece uykusuzluktur.” [13]

Müslüman bütün bu delillerden sonra geceyi ve seher vaktini nimet bilmeli ve elinden geldiğince değerlendirmek için çaba sarf etmelidir. Şunu da unutmamalı ki her şeyin yaratıcısı, sahibi, rabbi olan Allah Subhanehu ve Teâlâ biz aciz kullarını muhatap alıp semaya inip seslenecek, üstelik her gece, buna karşılık olarak bizler rahat bir şekilde uyuyacağız öylemi? Ne kadar büyük bir gaflet!!!

Allah’ım bizleri kitabında övdüğün, sabredenlerden, doğru olanlardan, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlardan, senin yolunda harcayanlardan ve seherlerde senden bağışlanma dileyenlerden eyle. Âmin

 


[1] (Buhari, Müslim)

[2] (14/İbrahim 34)

[3] (76/ İnsan 26-27)


[4] (Tirmizi)

[5] (Müslim)

[6] (Müslim)

[7] (Tirmizi)

[8] (17/İsra 79)

[9] (3/Âl-i imran 17)

[10] (51/Zariyat 17,18)


[11] (Buhari,Müslim)

[12] (İbn-i Mâce, Tirmizi)

[13] (Ahmed,Beyhakî)