Ailen: İlk Medresen
İlim yolculuğu, insanın yalnızca zihnini değil, kalbini de inşa eden bir seferdir. Bu yolda en önemli adımlardan biri, ilmin edebini kuşanmaktır. Ve edebin en büyük imtihanı, en yakındakilerle yani ailenle muamelen olur. Çünkü aile, Allah Teâlâ’nın seni ilk olarak imtihan ettiği çevredir. Nice ilim talebesi, medreselerde büyük eserlerle meşgul olurken; evinde annesinin kalbini kırmakla, babasının hakkını gözetmemekle ilimde bereketi kaybetmiştir.
Aile, sadece seni dünyaya getiren değil; seni dua ile büyüten, senin için gecesini gündüzüne katan, senin maddi-manevi yükünü çeken ilk muhâtaplarındır. Onların kalbindeki rıza, Rabbin katında senin yolunu açabilecek büyük bir duadır. Unutma ki; selefin hayatında ilmin ilk halkası, hocanın dizinin dibi değil, annenin duası ve babanın rızası olmuştur.
Kur’an ve Aileye Saygı
İlim, sadece akılla değil; kalple de taşınır. Kalbi edeple dolmayan bir talebenin ezberi kuvvetli olsa da ilmi meyve vermez. Kur’an-ı Kerîm’in terbiyesi, bize sadece Allah’a kulluk etmeyi değil, aynı zamanda anne babaya ihsan ile davranmayı da emreder. Ve bunu, Tevhid’den hemen sonra zikreder:
“Rabbin, sadece Kendisine ibadet etmenizi ve anne babaya iyilikle davranmanızı emretti.” (el-İsrâ, 23)
İbn Abbas (radıyallahu anhuma) bu ayeti tefsir ederken, “Onlara öf bile deme” kısmının, en küçük bir saygısızlığa dahi müsaade etmediğini söylemiştir.
Bu, sadece sözle değil, bakışla, tavırla hatta kalpte hissedilen kırgınlıkla bile geçerli bir uyarıdır.
Bir ilim talebesi olarak Kur’an’ın bu emrine sırtını dönemezsin. Çünkü Allah’a yönelmek, insanlara sırt çevirmekle olmaz. Rabbine secde ederken, annenin kalbini kırarsan; geceni ilimle geçirip babana bir selamı çok görürsen, işte o zaman kalbinin nurunu gölgeler basar.
Kur’an seni âlim değil, salih bir kul yapmak ister. Ve salih bir kul olmanın yolu, ailene karşı vefa ve ihsanla başlar.
Rasulullah’ın Aileye Saygı Öğretisi
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetine yalnızca kelimelerle değil, davranışlarıyla da öğretmişti. Anne babaya hürmeti, sahabenin aklına yerleşen bir emir değil; gönlüne nakşedilen bir edep olarak işlemişti.
Bir adam Rasulullah’a gelip “Ya Rasulallah! Kime iyilikte bulunayım?” diye sorduğunda, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) üç kez üst üste “Annene” buyurmuş; ardından “Babana” demiştir. (Buhârî, Edeb 2)
Bu, bir ilim talebesi için sadece bir hadis değil; aynı zamanda bir ölçüdür. Her gün onlarca hadis ezberleyen ama bu hadisi yaşamayan bir talebe, ezberinde kelimeleri taşır ama ruhunu taşıyamaz.
Selef’in Aileye Davranışı
Selef-i sâlihîn, ailelerine karşı son derece hassas davranır; ilmi, edep ve hizmetle birleştirirlerdi. Onlar için ilim; hocaların gölgesinde başlar ama annenin duasında yeşerirdi.
İmam Muhammed b. Sirîn’in annesiyle konuşurken sesini yükseltmekten kaçındığı “Ona karşı sesimi yükseltmek, Kur’an’a hürmetsizlik gibi gelir bana” dediği nakledilir.
Hasan el-Basrî, annesinin sözünü kesmemek için ilim meclisinden izin alırdı. Çünkü o biliyordu ki, anneye hürmet etmeyen birinin diliyle okuduğu ilim, kalbini ihya etmez.
Bugün senin de belki onlar gibi meşhur olman gerekmez. Ama onların taşıdığı edepten bir parça taşıman, sana hem bu dünyada vakar, hem ahirette huzur kazandırır.
Aileye Sabırla Davranmak
İlim talebesi, sabrın ve hilmin talebesidir. Zira ilim, öfkeyle değil; sabırla yoğrulan bir kalpte yer eder. Bu yolun mihenk taşı da, en önce aile içindeki sabırdır. Çünkü en çok onların sözlerine, eleştirilerine, bazen anlam veremedikleri tavırlarına sabretmek zorunda kalırsın. Ve bu, senin için bir imtihandır.
Ailen seni her zaman anlayamayabilir. Annen “Yine mi ders çalışıyorsun, biraz da bizimle otur,” diyebilir. Baban “Bize de anlat şu okuduklarını” diyebilir. Bunları söylerken maksatları seni kırmak değildir; bilakis seni yanında görmek, seni özlemek, seninle vakit geçirmek isterler.
Senin sabrın burada başlar. Hemen cevap vermek, alınmak, darılmak değil; içinden “Bu da benim talebe olarak imtihanım” diyebilmek... İşte o zaman sen sadece kitaplara sabreden biri değil, nefsine de sabreden gerçek bir talebe olmuş olursun.
Unutma ki, sabır sadece dıştan gelen zorluklara değil; en yakındaki gönüllere gösterdiğin merhametle ölçülür. Çünkü Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), ailesine sabırda zirveydi. O, hanımlarının gönlünü incitmemek için onların en basit kırgınlıklarını dahi dikkate alırdı. Senin yolun da onun yoluysa, sabrın da onun sabrı gibi olmalı.
Dua ve Vefa
Vefa, ilim talebesinin yakasından hiç düşürmemesi gereken bir nişandır. Çünkü ilim, vefasız kalplere değil; minnet bilen, hatır tutan, dua eden kalplere yerleşir. Vefa, sadece teşekkür etmek değil; geçmişi unutmamak, yapılan iyiliği küçümsememek, anne babaya olan borcunu hiç bitmeyecek bir hazine gibi kalbinde taşımaktır.
Anne baban belki senin okuduğun metinleri anlayamaz, belki ilmî meclislerde seni izleyemez ama onların gönlü senin en büyük destekçindir. Onların duaları, bazen fark etmediğin nice kapıyı sana açmıştır.
Unutma ki, salih bir evladın duası, anne babası için kıyamete kadar sürecek bir sadaka-i câriyedir. Nitekim Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“İnsan öldüğünde amel defteri kapanır. Ancak üç şey hariç: Sadaka-i câriye, kendisinden faydalanılan ilim ve kendisine dua eden salih evlat.” (Müslim, Vasiyye 14)
Sen bir ilim talebesi olarak bu üç yoldan ikisine sahipsin: Faydalı bir ilme yürüyorsun ve salih bir evlat olma yolundasın. Geriye kalan ise: dua ve vefa.
Son Söz: İlmin Nurunu Ailene Yansıt
Ey ilim yolcusu kardeşim,
İlim, bazen satırlarda değil, davranışlarında ortaya çıkar. Edebi sadece hocaya değil, ailene de göstermen gerekir. Çünkü en yakındakine karşı ahlakı olmayanın, ilminin derinliği sözde kalır.
Unutma: Ailene gösterdiğin hürmet, Rabbine yaptığın ibadetin parçasıdır. Onlara merhametle muamele etmen, Kur’an’a gösterdiğin saygının aynasıdır. Senin güzel ahlakın, ilmini taşıyan en büyük delildir.
Çünkü Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim,” buyurmuştur. (Muvatta, Hüsnü’l-Hulk 8)
İlim seni Allah’a yaklaştırmalı; ailenden uzaklaştırmamalı. Kitaplar seni yüceltmeli; ailene karşı kibirlendirmemeli. Kalemin keskinliğiyle değil; kalbin merhametiyle büyü! Ve unutma:
“İlim, seni ailene daha hayırlı bir evlat, daha edepli bir insan yapmıyorsa; o ilimde hayır yoktur.” (Fudayl b. İyâd)