Bil ki ilim, edep ile güzelleşir; edep olmadan öğrenilen bilgi, sahibine ağır bir yükten başka bir şey kazandırmaz. İmam Malik rahimehullah’ın öğrencilerine nasihati meşhurdur: “İlmi almadan önce edebi öğreniniz.” Çünkü edep, ilmin meyvesi olduğu gibi aynı zamanda ilmin muhafızıdır.

Nice kimseler vardır ki ilim elde eder, kitaplar okur, dersler dinler. Fakat kalbinde edep olmayınca, ilmi onu yüceltmek yerine zillete sürükler. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de kendisine ilim verilen fakat edepsizliği sebebiyle o ilmiyle dalalete düşenlerden bahsedilmiştir (A‘râf, 175-176). Demek ki ilim, edeple birlikte bereket bulur; edepsiz bir ilim ise sahibini helake götürür.

Kur’an’ın Edep Öğretisi

Kur’an-ı Kerim, bize edebin en güzel örneklerini sunar. Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Sana Kitab’ı ve hikmeti indiren Allah’tır. Allah’tan korkun ve bilin ki Allah her şeyi bilendir.” (Bakara, 231)

İlim ve hikmet, takva ile beraber zikredilmiştir. Çünkü takvasız ilim, faydasız bir bilgiden öteye geçmez. İlim talebesi, önce Rabbine karşı edepli olur; farzlarını aksatmaz, günahları küçümsemez, kalbini riyadan ve kibirden temizlemeye çalışır.

Yine Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin.” (Ahzâb, 70)

İlim talebesi için dil, en büyük imtihan noktalarından biridir. Lüzumsuz tartışmalar, çekişmeler, başkalarını küçümseyen sözler, ilmin nurunu söndürür. Kur’an’ın emrettiği gibi doğru söz söylemek, ilim yolcusunun edebinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Ashâb-ı kiramın edebi de Kur’an’da anlatılır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Ey iman edenler! Peygamber’in evlerine izinsiz girmeyin… Bir yemek için davet edilmedikçe de girmeyin. Davet edildiğinizde girin, yemeği yediğinizde dağılın. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i üzmekte, fakat o sizden utanmaktadır. Allah ise gerçeği açıklamaktan utanmaz.” (Ahzâb, 53)

Bu ayet, bizlere yalnızca Peygamber’e karşı değil, bütün ilim ehline karşı edepli olmayı öğretir. Hoca veya âlimin özel hayatına saygı göstermek, meclis adabına riayet etmek, aslında Kur’an’ın talebeye yüklediği edeplerden biridir.

Hadislerle Edep

Resûlullah ﷺ buyuruyor ki:

“Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlak bakımından en güzel olanıdır.” (Tirmizî, Radâ, 11)

“Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin ya da sussun.” (Buhârî, Edeb, 31)

Görülüyor ki ilim, edep ve ahlakla beraber ele alınmadıkça kemale ermez. İlim talebesi, sözünde ölçülü, ahlakında dengeli, davranışlarında vakarlı olmalıdır. Çok konuşmak ilim değildir; edeple konuşmak ilimdir.

Resûlullah ﷺ’ın yanında bulunan ashâbın hali bizim için en büyük örnektir. Rivayet edilir ki onlar, Rasûlullah ﷺ’ın yanında öyle edepli otururlardı ki başlarını kaldırmaya cesaret edemezlerdi. Bu hal, ilim meclisinde nasıl bir vakar içinde olunması gerektiğini gösterir.

Âlimlerin Nasihati

İmam Şafiî rahimehullah der ki: “İlim, edep ile süslenmelidir. Edep, ilimden daha üstündür.” Çünkü ilmi koruyan şey edeptir. Eğer edep yoksa, ilim bir övünç vesilesine dönüşür ve sahibini helake sürükler.

Büyük âlimler, öğrencilerine önce edeplerini öğretir, sonra ders verirdi. Mesela İmam Ahmed bin Hanbel’in ders halkasında bulunanlar şöyle derlerdi: “Biz ondan sadece hadis değil, edepli oturmayı, vakar ve sükûnet içinde bulunmayı da öğrenirdik.”

İmam Zührî rahimehullah şöyle der: “Biz, ilmin onda dokuzunu edep olarak öğrendik.” Yani edep olmadan ilim neredeyse hiçtir.

İlim Talebesine Nasihat

1. Hocana karşı edebini koru!

Hocan, sana sadece bilgi aktaran biri değildir; aynı zamanda seni ilme götüren bir rehberdir. Bu sebeple hocana karşı edepli olmak, ilmin bereketini korumak demektir. İmam Şâfiî rahimehullah şöyle der: “Hocana tam bir tevazu ile yaklaşmadıkça ilimde bereket bulamazsın. Zira ilim, ancak edeple öğrenilir.”

Rasûlullah ﷺ buyuruyor:

“İlim, öğrenmekle; hilim, sabretmekle kazanılır.” (Taberânî, Mu’cemü’l-Evsat, 2664)

İlim öğrenmenin ilk adımı, hocanın yanında sabırla ve hürmetle oturabilmektir. Onun sözünü kesmemek, nasihatlerini küçümsememek, hatalarını yüzüne vururken kırıcı olmamak talebenin edebidir. Çünkü hocasına hürmet etmeyen, aslında kendi ilmine hürmet etmemiş olur.

Geçmiş âlimlerin hâli buna en güzel örnektir. İmam Mâlik’in ders halkasında öğrenciler seslerini kısmadan konuşmaz, hatta sorularını bile vakarla sorarlardı. İlim yolcusu da hocasının yanında vakarını korumalı, kendisini ilimle meşgul eden o kıymetli insana teşekkür duygusunu yitirmemelidir.

2. Arkadaşına karşı edebini koru!

Ey kardeşim! Unutma ki ilim meclisindeki yol arkadaşların, seninle aynı hedefe yürüyen yolculardır. Onlara karşı kalbinde küçümseme duygusu taşıma. Çünkü kibir, ilmin en büyük afeti ve edepsizliğin bir göstergesidir.

Resûlullah ﷺ buyuruyor:

“Müslüman, Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yalnız bırakmaz, onu hor görmez. Takva işte buradadır.” (Müslim, Birr, 32)

Arkadaşının kusurunu araştırma, hatasını alenileştirme. Eğer bir hatasını düzelteceksen, bunu edeple ve incitmeden yap. Zira ilim meclisinde kardeşlik bağları kuvvetli olmazsa, o meclisten bereket kalkar.

Âlimler, ilim yolculuğunu tek başına değil, kardeşleriyle beraber yürüdüler. İbn Abbas’ın şu sözü bunu ne güzel anlatır: “Ben bir Müslüman kardeşimin yanında, Allah’ın bana vereceği bir ilmi beklemekten daha fazla sevinmem.” Bu söz, kardeşini kendine rakip değil, yol arkadaşı görmenin edep olduğunu öğretiyor.

3. Kitaplarına karşı edebini koru!

İlim kitapları, senin en yakın dostlarındır. Onlar birer kağıt yığını değil, içinde ümmetin asırlık birikimini barındıran hazinelerdir. Bu yüzden kitabına karşı özen göstermek, ilmin emanetine sahip çıkmaktır.

Geçmiş âlimler kitaplarına öyle hürmet ederlerdi ki, mürekkebi israf etmemeye çalışır, kitaplarını yüksek ve temiz yerlere koyar, onları hor ve dağınık bırakmazlardı. Hatta bazı âlimler, kitaplarına abdestli dokunmayı tercih ederlerdi. Çünkü bilirlerdi ki kitap, sahibini ilimle donatan bir nimettir.

Ey talebe! Kitaplarını karalamaktan, onları değersiz eşyalar gibi oraya buraya atıp hor görmekten sakın. Zira ilim, kendisine hürmet edilene bereket verir.

4. Niyetine karşı edebini koru!

İlim yolunun en önemli edeplerinden biri de niyetin Allah için temiz olmasıdır. İlim, eğer Allah rızası için öğrenilmezse sahibine yük olur. Resûlullah ﷺ buyuruyor:

“Kim ilmi, âlimlerle tartışmak, cahilleri susturmak veya insanların ilgisini çekmek için öğrenirse Allah onu cehenneme sokar.” (Tirmizî, İlim, 19)

İşte bu hadis, ilim yolcusuna çok açık bir uyarıdır. Niyetini sürekli gözden geçir, kalbini Allah için ihlâsa yönelt. Çünkü ihlâs olmadan ilim, insanı kibir ve tartışma bataklığına sürükler. Ama ihlâsla öğrenilen az bir ilim, kişiye dünyada da ahirette de izzet kazandırır.

İmam Gazâlî der ki: “İlmi, Allah rızası için öğrenmeyen, Allah’tan başka maksada yönelmiş olur. Böyle olanın ilmi, onun aleyhine bir delil olur.”

Ey kardeşim! Senin ilmin, edebin kadardır. Edebin az ise, çok ilmin sana fayda vermez. Ama edebin çok ise, az bir ilimle bile Allah katında yücelirsin.

Resûlullah ﷺ ashabına sadece ilim öğretmedi; aynı zamanda edebi öğretti. Çünkü edep, ilmin ruhudur. İlmiyle birlikte edebi olmayan bir talebe, aslında sadece yük taşımaktadır. Ama edepli bir talebe, az bilgisiyle dahi insanlar için bir nur ve hidayet vesilesi olur.

Allah Teâlâ bizleri, hem ilim hem de edep ile süslenmiş kullarından kılsın. Allahumme amin.

Selam ve dua ile…..