İffet; kişinin nefsini haramdan, gözünü, kulağını ve kalbini kötü olandan korumasıdır.
İffet, önce kalbi kötü düşüncelerden ve niyetlerden korumaktır. Bu koruma; bakışta, sözde, tavırda ve sonunda kıyafette ortaya çıkar.
Nur Suresi 30-31. ayetlerde hem erkeklere hem kadınlara bakışlarını sakınmaları ve iffetlerini korumaları emredilir.
Kadınlara ise ayrıca ziynetlerini örtmeleri ve tesettüre riayet etmeleri bildirilmiştir.
Örtünme, iffeti korumanın en güçlü yollarındandır. İlim talebesi için örtünme sadece bir elbise değil, aynı zamanda vakar ve ciddiyetin sembolüdür.
Erkek için de kadın için de tesettür vardır: erkeğin tesettürü bakışını, kadın için tesettürü hem bakışını hem bedenini kapsar.
Örtünmenin İffetle Bağı
İffet, kalpte başlar ama davranışlara ve kıyafete yansır. Kur’an-ı Kerim, erkeklere de kadınlara da “gözlerini haramdan sakınmalarını ve iffetlerini korumalarını” emretmiştir (Nur, 30-31). Kadınlara ayrıca ziynetlerini örtmeleri, tesettüre riayet etmeleri bildirilmiştir.
Örtünme, iffetli bir kalbin dışa yansıyan zırhıdır. Örtü; kişiyi yabancı bakışlardan, fitneden ve şüpheden korur. Aynı zamanda vakar ve ciddiyetin bir göstergesidir. Kadın için örtü gizlenmek, görülmemektir. Fakat günümüzde örtü de amacının dışına çıkmıştır. Gerek renkli hicapları ile gerek makyaj ve takı zinetleri ile gerek el ve kaşlarını göstererek örtü amacından çıkmış durumdadır. Bunun devamında ise iffetsizlik süregelmiştir.
İlim talebesi için ise tesettür, sadece bir giysi değil; ilmin haysiyetini ve vakarını muhafaza eden bir kimliktir.
İlim ve İffetin Bereketi
Âlimler, ilmin bereketinin iffete bağlı olduğunu söyler. İmam Şafiî’nin şu sözü meşhurdur: “İlim, günahı terk edene verilir.” Günah, ilim nurunu söndürür; iffet ise o nuru artırır. Talebenin örtünmesi, nefsini koruması, edep ve hayâ ile yaşaması, onun ilminde derinleşmesine vesile olur.
İlim talebesi için iffet, ilmin süsü; örtünme ise iffetinin zırhıdır. İffetsiz ilim fayda vermez, iffetini korumayan talebe sözünde tesir bulamaz. Ama iffetini ve örtüsünü muhafaza eden talebe, hem dünyada izzet kazanır hem de ahirette... Rabbinin huzuruna yüz akıyla çıkar.
İffetin Çeşitleri
- Nefsî İffet
Kişinin şehvetini, arzularını ve harama meyil eden yönlerini kontrol etmesidir. Bu, sadece zinadan uzak durmak değil; bakışlarını korumak, kulağını, elini ve kalbini de yanlış olandan sakınmaktır.
- Mâlî İffet
El açmamaktır. Başkasının malına, hakkına tamah etmemek, kanaatkâr olmaktır. “İffetli olan yoksula sadaka veriniz” (Hadis) ifadesi de bunu gösterir.
- Lisânî İffet
Dili kötü sözden, gıybetten, boş laftan korumak. İlmiyle meşgul olan talebe için özellikle önemlidir. Çünkü ilim, temiz bir dilden sadır olunca bereketlenir.
- İlmî İffet
İlim talebesinin, ilminden çıkar sağlamaması, bilgiyi dünyevî menfaat için satmamasıdır. İlmî meseleleri heva ve nefse göre eğip bükmekten uzak durmasıdır.
- Sosyal İffet
İnsanlarla münasebetinde edebi gözetmek, ölçülü davranmak, vakarını korumaktır. Haya, edep ve vakar; iffetin topluma yansıyan yönleridir.
İffetin İlim Talebesi İçin Anlamı
İlim, kalbin nurudur. İffet, bu nuru muhafaza eden kaledir. İffetini koruyan talebe, hem Rabbine karşı hem de insanlara karşı güven kazanır. Bir ilim talebesi için iffetin yeri çok daha büyüktür. Çünkü talebe, sadece kendisini değil, temsil ettiği dini de taşır. Onun hâli, tavrı, sözü ve görünüşü, çevresindeki insanlara örnek olur. İffetsiz bir talebenin ilmi fayda vermez; çünkü kalpten çıkmayan söz kalplere ulaşmaz.
Âlimlerin Gözünden İlim ile İffet Arasındaki Bağlantı
İmam Malik’in annesi ona şöyle nasihat etmiştir: “Git, önce edep ve iffeti öğren; sonra ilmi.”
İmam Malik derslere çıkarken annesi onu güzelce giydirir, başına sarık takar ve şöyle derdi: “İlim, libassız bir kalbe girmez. İffet ve vakar, ilmin elbisesidir.”
İmam Ahmed’e genç bir talebe gelir. Çok zeki ve kabiliyetlidir. Ancak kalbi günaha meyletmektedir. İmam Ahmed ona şöyle der: “Ey evladım! Günah ile ilim bir kalpte toplanmaz. Günah, ilmi kalpten söker atar.”
Talebe iffetine dikkat etmeye başlayınca kısa zamanda büyük âlimlerden olmuştur.
İbn Mes‘ûd (radıyallahu anh) şöyle der: “İnsanlara faydalı olmayan bir ilimden Allah’a sığınırım.”
Fayda Vermeyen İlmin Sebeplerinden Biri de İffetsizliktir
İmam Şafiî (rahimehullah), ilimde derinliği ve keskin hafızasıyla bilinir. Fakat bir gün, sokakta yürürken bir kadının ayak bileğine yanlışlıkla gözü takılır. Bu bakış uzun sürmemiştir, fakat kalbindeki nur o kadar hassastır ki hemen fark eder:
“İlmimde bir ağırlık, kalbimde bir daralma hissettim.”
Sebebini çözemeyince, hocası Vekî’ bin Cerrâh’a sorar. O da ona şöyle der: “Ey Şafiî! İlim, Allah’ın bir nurudur; günahkâra verilmez.”
Bu kıssa bize ne anlatır?
• İffet sadece zina etmeme değil; harama bakışı bile terk etmektir.
• İlmin kalpte yerleşmesi, kalbin temizliğine bağlıdır.
• Küçük görünen bir bakış bile, kalpteki ilim nurunu perdeleyebilir.
Unutma ey talebe! İlim yolunda sana lazım olan şeylerin en önemlisi iffettir. Çünkü iffeti olmayanın ilmi de bereketsiz olur. Ama iffetiyle yaşayan talebenin az bir ilmi bile nurlu ve faydalıdır.
İffetli olmak, öyle büyük bir nimettir ki, onunla beraber az bir ilim iffetini korumayanın çok ilimden daha hayırlıdır.
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Her kim iffetli olmaya çalışırsa, Allah onu iffetli kılar.” (Buhârî, Zekât 10; Müslim, Zekât 1054)
“Allah’ım! Senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği isterim.”
(Müslim, Zikir 72)
İlim talebesi iffetsiz olursa ilmi yük olur, iffeti korursa ilmi nurlu olur.
İffet, ilimle birleştiğinde kişiyi hem dünyada izzetli hem ahirette cennet ehli kılar.
Ey ilim Talebesi kardeşim! İlmini iffet ile güzelleştirmen duasıyla..