Allah, (cc) bu sureyi indirdiği dönemde Rasulullah’a (sav) müşriklerin kötü ahlaklarını ortaya koyarak onlara itaat etmemesini istemiştir.  Ayette geçen Müşriklerin kötü sıfatları şunlardı:

Birinci Sıfat: Yeminlerin Sıklığı

Yeminlerin sık olması, yemin edilen şeye karşı bir tür hafife alma ve cüret göstergesi olarak değerlendirilir. Bunun alışkanlık haline gelmesi, yalan yemin etmeye yol açabilir. Bütün bunlar, dinimizde kınanmıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Ve Allah'ı yeminlerinize bir bahane yapmayın"[1] ve "Yeminlerinizi koruyun."[2]

Ebu Katade el-Ensari’den rivayet edilmiştir ki, Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Sizi yeminlerin sıklığından sakındırırım; çünkü yemin, insanın malını artırır, sonra onu eksiltir."[3]

İkinci Sıfat: Aşağılama

"Her çok yemin eden alçaklığa uymayın"[4] bu ayette "alçak" kelimesi, yalancı, günahkâr, aciz ve kötü davranışlarda bulunan kimse olarak açıklanmıştır.

Üçüncü Sıfat: İftira Etme

İftira, insanların onuruna saldırmak ve onlara eziyet etmek anlamına gelir. Aynı zamanda gıybet olarak da tanımlanabilir; çokça gıybet eden kişi iftiracı olarak adlandırılır. İftira, kötü ahlakın bir parçasıdır ve bunun sahiplerine ceza verileceği bildirilmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Her iftiracıya ve gıybet edene yazıklar olsun!"[5]

Enes bin Malik (ra) şöyle demiştir: "Resulullah (s.a.v) miraç gecesi, bakır tırnaklarla yüzlerini ve göğüslerini çizen bir kavmin yanından geçti. 'Bunlar kimdir, Ey Cebrail?' diye sordum. Cebrail, 'Bunlar insanların etini yiyen ve onların onurlarına saldıranlardır' dedi."[6]

Dördüncü Sıfat: Gıybet Yayma

Ayetin devamında "Gıybet eden ve gıybeti yayan"[7] ifadesi geçmektedir. İnsanlar arasında fesat çıkarmak amacıyla gıybet yaymak, kötü bir davranış olup erdemli bir ahlakla bağdaşmaz. Bu nedenle dinimiz bunu yasaklamış ve kabir azabının sebeplerinden biri olarak değerlendirmiştir.

İbn-i Abbas (ra) şöyle demiştir: "Rasulullah (sav) iki kabirden geçerken 'Bunlar azap çekiyor' dedi. 'Bunlar büyük bir suçtan azap çekmiyorlar ama bu büyük bir suçtur. Biri gıybet yapıyordu, diğeri ise idrarını yaparken örtünmüyordu.'"[8]

Beşinci Sıfat: Hayırdan Mahrum Bırakma

Hayırdan mahrum bırakma, burada malı cimrilik ve açgözlülükle sıkı tutmak olarak yorumlanmıştır. Aynı zamanda, ihtiyaç sahiplerine ulaşan her türlü hayrı engelleme anlamına da gelir ki bu, sahibinin kınanması için yeterlidir. Zorunlu hakların ve hayırlı mali işlerin engellenmesi, insanın en kötü ahlaklarından biridir. Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "İki özellik, müminde bir arada bulunmaz: Cimrilik ve kötü ahlak."[9]

İnsanların hayırdan mahrum bırakılması, kötü bir ruh halini yansıtır ve bu durum, sahibini başarısız kılar. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Hayır işleyin ki kurtuluşa erersiniz."[10]

Altıncı Sıfat: Zulüm

Zulüm, insanların mallarına, canlarına ve onurlarına saldırmak anlamına gelir.
Bu, büyük bir zulüm ve nefret edilen bir ahlaktır. İnsanlar, doğaları gereği kendilerine saldıranları sevmezler ve haklarına tecavüz edenlerden nefret ederler.

Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Müslüman, diğer Müslümanların dilinden ve elinden güvende olduğu kişidir."[11]

Yedinci Sıfat: Günah İşleme Sıklığı

Bu sıfata sahip olan kişi, işlemediği bir günah bırakmaz. Bu durum, insanın ahlaki çöküşünün ve edep düşüklüğünün en yüksek seviyesidir.
Bu üç sıfat hakkında Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Hayırdan mahrum bırakan, zalim ve günahkâr."[12]

Sekizinci Sıfat: Sertlik, Kaba Davranış, Kötü Ahlak ve Sert Tabiat

Bu kötü sıfat, her türlü kötülüğü yapmaya yönlendirir ve sahibini cehenneme sürükler.

Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Size ateş halkını bildireyim mi? Dediler ki: 'Evet.' O da: 'Her biri kaba, gururlu ve büyüklük taslayan kişidir.'"[13]

Dokuzuncu Sıfat: Kötülükte Şöhret

Bu sıfat, insanın kötü davranışları alışkanlık haline getirip bunları açıkça sergilemesiyle ortaya çıkar; öyle ki, o insan anıldığında insanların aklına kötülük gelir. Bu, Müslümanlar arasında kötü bir ün olarak kabul edilir ve kurtuluştan, hayırdan uzaklaşmanın bir işaretidir.

Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Ümmetimin tamamı sıhhatte ve afiyettedir ancak açığa çıkaranlar müstesna. Açığa çıkarmanın örneği, bir adamın gece bir günah işlemesi ve Allah onu örttüğü halde sabah olduğunda, 'Filan, dün şöyle yaptım' demesidir. Oysa gece Allah onu örtmüştü."[14]

Bu durum, Allah katında günahlarını gizleyen kişinin durumu ile açıkça kötülük yapan kişi arasında büyük bir fark olduğunu gösterir.

İyi ve Kötü Sıfatlar

Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Sizlere en hayırlılarınızı bildireyim mi? 'Evet' dediler. O da 'İnsanlar onları gördüğünde Allah'ı hatırlayanlardır.' Peki, en şerlilerinizi bildireyim mi? 'Evet' dediler. O da 'Dedikoducular, dostlar arasında fitne çıkaranlar ve masum insanlara zorluk çıkaranlardır.'”[15]
Bu son iki sıfat için de Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Sonrasında zalim ve hüsran içinde olan."[16]

Ey Allah'ın kulları, Allah nasıl da Resulünü savunmuş ve onun güzel ahlakını ortaya koymuş, düşmanlarının kötü ahlaklarını teşhir etmiştir. O halde, Allah'ın rahmeti üzerine olsun, Peygamberinizin ahlakına sıkı sıkıya sarılın ve onunla örnek alın. Bolca yemin etmekten, alçaltıcı davranışlardan, hayırdan mahrum bırakmaktan, zulmetmekten, günahlara devam etmekten, dedikodu yapmaktan, kötülükte şöhret edinmekten ve gıybet etmekten kaçının; çünkü bunlar kötü ahlaklar ve kınanan, nefret edilen özelliklerdir.
Bu surede Allah (cc) Efendimiz Muhammed (sav) ile ilgili üç önemli hususu zikretmektedir.

Birinci Husus: Şirk koşanların, Peygamberimizin (sav) davetine icabet etmemeleri için öne sürdükleri mazeretlerin geçersizliğini açıklamak. Zira Peygamberimiz, davetinde onlardan herhangi bir maddi menfaat istememiştir. Allah Teala şöyle buyurmuştur: "Yoksa onlardan bir ücret mi istiyorsun da onlar borç içinde sıkışmışlardır?" [17]

Peygamberimiz, onları Allah'a davet etmiş ve bu çağrısından herhangi bir karşılık beklememiştir. Daha önceki bütün peygamberlerin de kavmine söylediği gibi: "Benim sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Ücretim yalnızca âlemlerin Rabbi'ne aittir." [18]

İkinci Husus: Allah (cc) Resulüne, şirk koşanlara davet etmeye devam etmesini, onlara karşı sabırlı olmasını ve sabretmesini emretmiştir. Onların davetine karşı ilgisiz kalmalarından dolayı bıkmaması gerektiğini belirtmiştir; tıpkı Zünnun'un (Yunus) sabırsızlık gösterdiği gibi.

Allah Teala şöyle buyurmuştur: "Rabbinin hükmüne sabret ve balığın sahibi gibi olma! O, kederlenmiş bir haldeyken Rabbine dua etti. Eğer onu, Rabbinden bir nimet yakalamış olmasaydı kahrına uğrayarak çölde atılı kalırdı."[19]

Peygamberimiz (sav) bu emri yerine getirmiş, sabretmiş, davet etmeye devam etmiş ve kendisine yapılan eziyetlere katlanmıştır; nihayet Rabbinden kesin bir zafer gelmiştir.

Üçüncü Husus: Şirk koşanların, Peygamberimize karşı duydukları öfke ve kin, o kadar büyüktü ki, Kur'an okuduğunu duyduklarında ona gözleriyle zarar vermek istediler; eğer Allah onu onlardan korumamış olsaydı. Bu da göz değmesinin gerçek olduğunu gösterir; insanlar arasında bu durum yaygın olarak bilinir.

Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Allah’a sığının; zira göz değmesi haktır. Eğer bir şey, kaderi geçseydi göz değmesi geçerdi."[20]

Özetle;

Sure, Peygamberimizin aklını yitirdiğini reddederek başlamış ve onun büyük ahlaka sahip olduğunu, bunun da akıl kaybıyla çeliştiğini belirtmiştir. Aynı zamanda, ona Kur'an ile gelen her şeyin birer öğüt ve hatırlatma olduğunu vurgulamıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "İnkâr edenler, seni gözleriyle devirmek isterler; Kur'an'ı işittiklerinde: 'O, kesinlikle bir delidir.' derler. Oysa o, âlemler için bir hatırlatmadır."[21]

Ey Allah’ın kulları, Peygamberimizin Allah katındaki yüceliği büyüktür; Allah, onu savunmuş ve onun güzel ahlakını belirtmiştir. O halde biz de onu savunmalı, güzelliklerini ve erdemlerini yaymalıyız. Ayrıca düşmanlarının kötü ahlaklarını da karşılaştırmalıyız; zira her şey karşıtlıklarla belirginleşir. Ve Peygamberimizin bu büyük dini tebliğ ederken gösterdiği sabır ve fedakârlıkların değerini idrak etmeliyiz; bu din, bizlere saf ve eksiksiz bir şekilde ulaşmıştır.

Ve’l-hamdu lillahi rabbil alemin.
 


[1] (2/Bakara 224)

[2] (5/Maide 89)

[3] (Müslim)

[4] (68/Kalem 10)

[5] (104/Hümeze 1)

[6] (Ebu Davud)

[7] (68/Kalem 11)

[8] (Buhari)

[9] (Buhari)

[10] (22/Hac 77)

[11] (Tirmizi)

[12] (68/Kalem 12)

[13] (Buhari)

[14] (Buhari)

[15] (Ahmed bin Hanbel)

[16] (68/Kalem 13)

[17] (68/Kalem 46)

[18] (26/Şuara 109)

[19] (68/Kalem 48-50)

[20] (Müslim)

[21] (68/Kalem 51, 52).