Aişe (ra) şöyle demiştir: “Ramazanın son on günü geldiğinde Peygamber (sav) kemerini sıkar, geceyi ihya eder ve ailesini uyandırırdı.”[1]
Hamd, biz kullarına ramazan ayı hak ettiği gibi ihya edildiği takdirde imanımızın artacağı ve içerisinden bağışlanarak çıkabileceğimiz bir fırsat veren Allah’adır (cc). Salat ve selam da bu ayı en güzel şekilde bize açıklayan, hayatıyla örneklendiren Allah Rasulü ’nedir (sav).
Değerli okurlarımız, mübarek ay Ramazan yaklaştı. Sizler de bu yazıları okuduğunuzda Ramazan ayına az bir zaman kalmış olacağı için istedim ki selefimizin yaptığı gibi ramazana girmeden bir hazırlık yapalım. Bu yüzden de bu ay ki sayımızda Ramazan’a hazırlık mesabesinde olan bir yazı yazmaya karar verdim. Çünkü insanoğlu kendisi için önem arz eden bir durum ortaya çıktığında ona hazırlık yapar. Yapması da gereklidir zaten.
Selefimiz de böyle yapmış, Ramazan onlara gelmeden evvel hazırlıklarını tamamlamışlardır. Öyle ki onlar Ramazan’a ulaşmadan altı ay öncesinden Ramazan’a ulaşmak için, Ramazan geçtikten sonra altı ay da Ramazan’ın kabul olması için dua ederler ve aylar öncesinden hazırlık yaparlardı. Çünkü onlar ramazana ulaşan bir Müslümanla ulaşmadan ölen bir Müslümanın derecelerinin farkının ne kadar olduğunu biliyorlardı. Çünkü onlar ramazanı ihya edebilirlerse bağışlanacaklarını biliyorlardı. Çünkü onlar ramazanın onlar için büyük bir fırsat olduğunu biliyorlardı. Bizler elbette biliyoruz ramazanın kıymetini, değerini, faziletini. Ama nefsimiz ve dünya koşuşturması unutturuyor ve bizlere tekrar hatırlatılmasını gerekli kılıyor.
Burada ramazanın değerini hatırlatmak amacıyla faziletine dair bazı hadisleri zikredip sonrasında ise hadisimizde olduğu gibi Rasulullah’ın (sav) ramazanından ve amellerinden bahsetmeye çalışacağız inşallah.
Rasulullah (sav) şöyle buyurmaktadır:
"Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır."[2]
“Ramazan ayının ilk gecesi girince şeytanlar ve cinlerin azgınları zincire vurularak bağlanır. Cehennemin kapıları kapatılır, hiçbir kapısı açılmaz. Cennet kapıları ise sonuna kadar açılır, hiçbirisi kapalı tutulmaz. Ve bir münadi şöyle seslenir: “Ey iyiliklere istekli olanlar, hayra yönelin! Ey kötülüğe arzu duyanlar, kendinizi tutun!”
Allah’ın bu gece cehennemden kurtardığı pek çok kimseler olacaktır. Bu hal Ramazan’ın bütün gecelerinde tekrarlanır.”[3]
“Her kim Ramazan ayını imanlı ve ecrini Allah’tan bekleyerek oruçlu olarak geçirirse, geçmiş günahları affolunur.”[4]
“Benim adım anıldığı hâlde bana salâvat getirmeyen, Ramazan ayına ulaştığı halde bağışlanmadan Ramazan ayından çıkan ve anne babası yanında yaşlılığa ulaşmasına rağmen cenneti elde edemeyen kimsenin burnu sürtülsün.”[5]
“Büyük günahlardan sakınıldığı müddetçe beş vakit namaz, iki cuma, iki ramazan, aralarında işlenen günahlara keffaret olur.”[6]
İşte selef bu faziletleri bildiği için aylar öncesinden “Allah’ım beni ramazana ramazanı da bana ulaştır.” diye dua ediyordu.
Aktardığımız bu rivayetlerin yanında tabi ki daha birçok hadis ve ayet ekleyebiliriz lakin bu kadarını, hatırlatma amacıyla yeterli görüyorum.
Peki, yazımıza konu olan hadise geçecek olursak;
Rasulullah (sav) kulların Allah’a en yakın olanı, Allah’a en çok ibadet edeniydi. Hatta o gelmiş ve gelecek günahları bağışlanmasına rağmen Allah’a şükreden bir kul olabilmek için ayakları şişinceye kadar namazlarına ve ibadetlerine devam etti.
Muğire b. Şu’be’den (ra) rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:
Rasulullah (sav) geceleri ayakları şişinceye kadar namaz kılardı.
Kendisine şöyle denildi: “Allah yaptığın ve yapacağın günahları affetmesine rağmen bu şekilde niçin namaz kılıyorsun?”
Rasulullah (sav): “Şükreden bir kul olmayayım mı?” buyurdu. [7]
Rasulullah (sav) Ramazan’ın girmesiyle ibadetlerini daha da arttırırdı. Hele ki son on gününe girdiğinde, hadiste geçtiği şekliyle kemerini izarını sıkar ve ailesini de uyandırarak ramazanı ve gecelerini ihya etmeye çalışırdı.
Bu konuda İmam Nevevi diyor ki: "Âişe'nin (ra) buradaki "geceleri ihya ederdi" sözü, gecenin tümünü namaz ve sair ibadetlerle uykusuz olarak geçirirdi" demektir. Her ne kadar Şafiî uleması "gecenin tümünü ihya etmek mekruhtur" demişlerse de, bu sözleriyle devamlı olarak her geceyi sabaha kadar ihya etmeyi kast etmişlerdir. Ramazanın son on gecesini kadir gecesi ve bayram geceleri gibi bazı geceleri sabaha kadar ihya etmeyi kast etmiş değillerdir. Bu sebepledir ki, bayram geceleriyle bazı gecelerin tümünü ibadetle ihya etmenin müstehab olduğunda ittifak etmişlerdir.
İhyanın geceye nispet edilmesi ise "mecâz-i aklîdir" sanki kişinin ibadetle geçen gecesi canlı gibi, ibadetsiz geçen gecesi de cansız gibi kabul edilmiştir. “Geceyi ihya etmek" sözüyle insanın geceleyin kendisini ihya etmesi de kast edilmiş olabilir. Çünkü uyku tam bir hareketsizlik olması bakımından ölüm haline çok yakındır. Bu yüzden "uyku ölümün kardeşidir" denilmiştir. Binaenaleyh geceleri ibadet eden kimseler, uykuyla geçiren kimselere nispetle madden ve manen daha canlıdırlar. "Evlerinizi kabir ittihaz etmeyiniz" hadis-i şerifi de bu manaya gelmektedir. Yani "uyuyup da ölüler gibi olmayın. Evlerinizi de içinde ölüleri barındıran kabirler haline getirmeyin" demektir.
Metinde geçen مِئْزَرُ kelimesi, Müslim'in rivayetinde şeklindedir ki, sözlükte "elbiseyi bağlamak" manasına gelir. Bir işe ciddiyetle sarılmaktan kinayedir. Burada ise, "eskiye nispetle daha çok ibadet etmek için çaba sarf etmek" anlamında kullanılmıştır. Türkçe de bu manaya gelen "paçaları sıvamak, gayret kuşağını kuşanmak" "ibadete soyunmak", "ibadete koyulmak" gibi tabirler vardır.
Hattabî'ye göre bu sözü iki şekilde te'vil etmek mümkündür:
a. Kadınlardan uzak kalmak,
b. Daha çok ibadet yapmak için daha çok gayret etmek. Bu kelimeyle bu iki ihtimalden her ikisi birden kastedilmiş de olabilir.
Ayrıca hem hakiki hem de mecazi anlamda kullanılmış da olabilir. Bu durumda bu kelime şu manalara gelebilir:
a. Kadınlardan uzak kalırdı,
b. Eskiye oranla daha çok ibadet etmek için gayret ederdi,
c. îzârnı sıkıca bağlar onu bayrama kadar çözmezdi.
Bizler, âlimlerimizin bu hadis üzerindeki izahını Rasulullah’ın (sav) hayatında da görüyoruz. Peygamber efendimiz (sav) gönderdiği seriyyelerin birçoğunu ramazan ayında göndermiş, kendi katıldığı gazvelerin ve fetihlerin birçoğunu ya ramazanda yapmıştır ( Bedir savaşı ve Mekke’nin fethi gibi) ya da ramazanda hazırlık yapıp ramazandan sonra yapmıştır (Uhud savaşı gibi). Ondan bu durumu gören ve ramazanın bir cehd, gayret, cihad, fetih ayı olduğunu anlayan İslam tarihindeki çeşitli önderler de böyle yapmış ve birçok fetihleri ramazan ayında gerçekleştirmiştir.
Kardeşlerim ramazan ayı görüldüğü gibi dinlenme ayı değildir, kenara çekilip oturma ayı değildir, uykuya ve elimizdeki telefon kılıklı bilgisayara mahkûm olmuş bir ay değildir, ne yemek yapacağız derdi ile çeşit çeşit yemeklerle mideleri doldurma ve amellerde gevşek olma ayı değildir. Ramazan cehd ayıdır, gayret ayıdır, ibadet ayıdır, Kur’an ayıdır, cihad ayıdır. Ramazan Rasulullah’ın (sav) yaptığı gibi kemeri sıkma ayıdır, kolları sıvama ayıdır.
Kardeşlerim ramazana sayılı günlerin kaldığı şu günlerde ramazana hazırlık yapın, kemerleri sıkmaya şimdiden başlayın. Bunu yaparken sadece kendiniz değil, gene Rasulullah’ın bir sünneti olarak ailenizle yapın, kendinizi hazırlarken ailenizi de hazırlayın bu mübarek aya. Kur’an’ı bol bol okuyarak hazırlanın bu Kur’an ayına.
Bu noktada, Rasulullah’ın (sav) ramazandaki bazı ibadetlerini gene O’nun (sav) hadisleriyle, detaylandırmadan zikrederek yazımı sonlandıracağım inşallah.
ORUÇ
Rasulullah (sav) şöyle buyurmaktadır;
“Rasulullah (sav) buyurdu ki: Allah (cc) buyurdu: ‘Ademoğlunun her bir işi kendinedir. Oruç hariç; o benim içindir, onun karşılığını ben veririm. Aynı zamanda oruç bir kalkandır. Sizden birinizin oruçlu bir günü olunca, o gün kötü konuşmaktan mutlaka kaçınsın, gürültü de çıkarmasın. Birisi kendisine söver ya da sataşırsa, ‘Ben oruçluyum.’ desin. Muhammed’in nefsi elinde olana yemin olsun ki, oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur. Oruçlu iken iki rahatlık bulunmaktadır. İftar ettiği zaman iftarın rahatlığı, Rabbine kavuştuğu zamanda orucun rahatlığını duyar.”[8]
“Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. Oruçlular nerede? diye çağrılır. Onlar da kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası asla giremez. Oruçlular girince o kapı kapanır ve bir daha oradan kimse girmez.”[9]
İTİKÂF VE KADİR GECESİNİ ARAMAK
“Peygamberimizin eşi Âişe’nin (ra) naklettiğine göre, Peygamber (sav) vefat edinceye kadar Ramazan’ın son on gününde itikâfa girerdi…”[10]
Âişe (ra) şöyle demiştir: “Rasulullah (sav), Ramazan’ın son on gününde itikâfa girer ve "Kadir gecesini Ramazan’ın son on gününde arayın." derdi.”[11]
Ebu Hureyre’den (ra) rivayet edildiğine göre, Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
“Her kim inanarak ve (sevabını Allah’tan) umarak Kadir gecesini ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır. Her kim Ramazan orucunu inanarak ve (mükâfatını Allah’tan) umarak tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.”[12]
SAHUR
Enes’in (ra) naklettiğine göre, Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Sahur yemeği yiyin. Çünkü sahur yemeğinde bereket vardır.”[13]
İFTAR VE İKRAM
Zeyd b. Hâlid el-Cühenî’nin rivayet ettiğine göre, Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Her kim bir oruçluya iftar yemeği yedirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap verilir; oruçlunun ecrinden de hiçbir şey eksiltilmez.”[14]
DUA
Aişe’den (ra) rivayet edildiğine göre: Kadir gecesine erişirse “O gece nasıl dua edelim?” diye sorduğunda Rasulullah (sav) “Allah’ım! Sen affedicisin, affı seversin, beni affet.” buyurmuştur.[15]
NAMAZ
Ebu Seleme b. Abdurrahman, Âişe’ye (ra), “Rasulullah’ın (sav) Ramazan’da kıldığı namazlar nasıldı?” diye sordu. O da şöyle cevap verdi: “Rasulullah Ramazan’da da Ramazan dışındaki gecelerde de on bir rekâttan fazla namaz kılmazdı. Önce dört rekât kılardı ki o rekâtların güzelliğini ve uzunluğunu sorma! Sonra dört rekât daha kılardı. Bunların da güzelliğini ve uzunluğunu sorma! Sonra da üç rekât (vitir namazı) kılardı...”[16]
Enes b. Malik’ten rivayet edildiğine göre,
Recep ayı girdiği zaman Rasulullah (sav) şöyle dua ederdi:
“Allah’ım! Recep ve Şâban aylarını hakkımızda mübarek eyle, bizi Ramazan ayına ulaştır.
Allahumme âmin.
[1](Buhari)
[2](Müslim)
[3] (İbni Mace)
[4] (Buhari)
[5] (Tirmizi)
[6] (Müslim)
[7] (Buhari)
[8] (Buhari)
[9] (Buhari)
[10] (Buhari)
[11] (Buhari)
[12] (Buhari)
[13] (Müslim)
[14] (Tirmizi)
[15] (Tirmizi)
[16] (Buhari)