Müfessirler, Müddessir Suresinin Mekkî surelerden biri olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Bu sure, Alak Suresi'nden sonra nazil olmuştur ve Kur'an-ı Kerim'de ikinci sırada indirilen sure olarak kabul edilir. Mushaftaki sıralamada ise yetmiş dördüncü sure olarak yer alır. Toplam elli altı ayetten oluşur.
Müddessir Suresi'nin faziletlerinden biri, Rasulullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) tamamen indirilen ilk sure olmasıdır. Bu durum, Alak Suresi'nin ilk inen sure olmasıyla çelişmez; çünkü Alak Suresi'nin yalnızca ilk ayetleri nazil olmuşken, Müddessir Suresi baştan sona indirilmiştir.
Bu konuyla ilgili bir hadis şu şekilde rivayet edilir:
"Ebû Seleme’ye, Kur’an’dan ilk olarak hangi surenin indirildiğini sordum. O da 'Ey örtüsüne bürünen!'[1] ayetini işaret etti. Ben, 'Ancak bana, Kur’an’dan ilk indirilen surenin 'Yaratan Rabbinin adıyla oku!'[2] olduğu söylendi' dedim. Ebû Seleme, 'Bu konuda Cabir bin Abdullah’a sordum ve bana, ‘Ey örtüsüne bürünen!’ ayetini işaret etti' dedi. Ben de Cabir’e, 'Ama bana, Kur’an’dan ilk indirilenin 'Yaratan Rabbinin adıyla oku!' olduğu söylendi' dedim. Cabir dedi ki: 'Ben sana sadece Allah Rasulü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) bize anlattığını naklederim.'
Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
'Hira’da bir süre yalnızlık yaşadım. Bu yalnızlığım bitince, vadinin derinliklerine indim. O sırada bir ses duydum. Önüme, arkama, sağıma ve soluma baktım, ancak kimseyi göremedim. Yine bir ses duydum ve yukarı baktığımda gökyüzü ile yer arasında bir tahtta oturan birini gördüm. Bundan korktum ve hemen Hatice’ye giderek, 'Beni örtün, beni örtün!' dedim. Üzerime soğuk su döktüler. İşte o sırada şu ayetler bana indirildi: “Ey örtüsüne bürünen! Kalk ve uyar. Rabbini yücelt.”[3]
Müddessir Suresi'nin diğer faziletleri ise tüm Kur'an surelerinde olduğu gibi tilavet sevabıdır. Her bir harf için bir sevap yazılır ve bu sevaplar on katıyla çarpılır. Bu fazilet, şu hadisle sabittir:
“Kim Allah’ın Kitabı’ndan bir harf okursa, ona bir sevap vardır ve her bir sevap on katıyla yazılır. Ben ‘Elif Lâm Mîm bir harftir’ demiyorum; aksine Elif bir harf, Lâm bir harf ve Mîm bir harftir.”[4]
Müddessir Suresi'nden Davetçilere Dersler ve İbretler
1) İnsanları uyarmak, onlara davette bulunmak, tembellik, rehavet ve gevşekliği terk etmek. Bu, şu ayetten alınmıştır:
"Ey örtüsüne bürünen! Kalk ve uyar."[5]
2) Allah Teâlâ’yı yüceltmek, O’na saygı göstermek ve rızasını kazanmak için her şeyden vazgeçmek. Zira Allah, her şeyden büyüktür, her şeyin Rabbi ve yaratıcısıdır. Davetçi, hiçbir yaratılmışı Allah’ın itaatinden ve dinine hizmet etmekten üstün tutmamalıdır. Güç ve kudret sahibi kim olursa olsun, davetçi Allah’ın mesajını iletmekte hiç kimseden korkmamalıdır.
"Rabbin için Allah’ı yücelt."[6]
Aynı zamanda Ahzâb Suresi’nde şu buyrulmuştur:
"Onlar ki, Allah’ın mesajlarını iletirler, O’ndan korkar ve Allah’tan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah yeter."[7]
3) Nefsi günahların ve kötü alışkanlıkların kirinden arındırmak, iç dünyayı saflaştırmak. Ayrıca beden ve elbiseyi pisliklerden ve haram olan şeylerden temizlemek.
"Elbiseni temiz tut."[8]
4) Günahları ve kötülükleri terk etmek, bunlardan ve onları işleyenlerden uzak durmak. Ancak onları Allah’ın mesajını iletmek ve dine davet etmek için yakınlaşmak gerekir.
"Kötü olan şeyleri terk et."[9]
5) Yapılan iyi amelleri gözünde büyütmemek ve bu nedenle üstünlük taslamamak. Zira bu, yapılan ameli boşa çıkarır, bereketini yok eder ve kişiyi gurura sürükler. Bir davetçi, Allah yolunda çektiği sıkıntılar ve gösterdiği çabaların, Allah’ın dünya ve ahirette verdiği nimetler karşısında hiçbir şey olmadığını bilmelidir.
"Çoklukla üstünlük taslama."[10]
Başka bir görüşe göre bu ayet, "Birine bir şey verdiğinde karşılığında daha fazlasını bekleme" anlamına gelir.
6) Allah yolunda davet ederken sabretmek, başkalarının suçlamalarına, iftiralarına ve eziyetlerine katlanmak. Davetçinin, dayak, hapis hatta öldürülme gibi tehditlere karşı dirençli olması gerekir.
"Rabbin için sabret."[11]
7) Kâfirlerin kötü sonunu ve helakini, muttakilerin ise güzel akıbetini düşünmek. Bu, davetçiyi dünyaya karşı zühde, ahiret nimetlerine yönelmeye teşvik eder. Davetçi, yolunda karşısına çıkan engeller ve zorluklar karşısında yılmaz, çünkü sonu hayır olacaktır.
"Sura üfürüldüğünde, işte o gün zor bir gündür. Kâfirler için hiç kolay olmayacaktır."[12]
"Onu Sekar’a sokacağım..."[13]
"Ancak sağ ehli olanlar cennetlerde, suçlular hakkında birbirlerine sorarlar." [14]
8) İmtihanlar ve sınamalar karşısında sebat göstermek.
"Onların sayısını, ancak inkâr edenler için bir fitne kıldık ki kitap verilenler kesin bilgiye ulaşsın, iman edenlerin de imanları artsın. Kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesin. Kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler ise 'Allah bu örnekle ne demek istedi?' desinler. İşte Allah, dilediğini böylece saptırır ve dilediğini hidayete erdirir." [15]
9. Öğüt ve davet karşısındaki tutuma riayet etmek.
"Böyle iken onlara ne oluyor da, öğütten yüz çeviriyorlar?"[16] davete karşı ilgisizlik ve kayıtsızlık gösteren insanların durumunu eleştirir. Davetçiler, bu tavırla karşılaşacaklarını bilmeli ve sabırlı olmalıdır.
10. Samimi niyet ve Allah’ın iradesine boyun eğmek.
"Bununla beraber, Allah dilemedikçe öğüt alamazlar"[17] hidayetin Allah’ın iradesine bağlı olduğunu ve davetçinin yalnızca tebliğle sorumlu olduğunu hatırlatır. İslam davetçileri, sonucun Allah’a ait olduğunu bilerek samimiyetle çalışmalıdır.
11. Takva ve Merhamet sahibi olmak.
"O takvaya ehil olandır, bağışlamaya ehil olandır"[18] davetçilerin önce kendilerinin takva sahibi olmaları gerektiğini ve Allah’ın merhametini insanlara anlatmalarını vurgular.
ÖZETLE
Sure, uyarı ve öğüt içeren bir çağrıyla başlar. Allah, Peygamber’e kalkıp insanları uyarmasını, Rabbinin yüceliğini vurgulamasını, nefsini ve giysisini temiz tutmasını, kötülüklerden uzak durmasını emreder.
Kıyametin dehşeti ve ahiretteki hesap günü tasvir edilir. İnsanların dünyadaki davranışlarının, iman ve ibadetlerinin ahiretteki durumlarını belirleyeceği vurgulanır. Özellikle, namaz kılmayan, yoksullara yardım etmeyen, batıl işlere dalan ve ahireti inkâr edenlerin sonları hatırlatılır. Bu durumdan kurtuluş için Kur'an’a sarılmanın gerekliliği ifade edilir. Ancak, hidayetin Allah’ın dilemesiyle mümkün olduğu, kulun sorumluluğunun ise samimi bir niyet ve çaba göstermek olduğu belirtilir.
Sure, tebliğ görevine sabır ve sebatla devam edilmesi gerektiğini, öğüdün etkisinin insanın kalbinde saklı olduğunu hatırlatarak sonlanır. Müddessir süresi, bir uyarı ve rahmet çağrısıdır.
[1] (74/Müddessir 1)
[2] [96/Alak 1)
[3] (Buhari, Müslim)
[4] (Tirmizi)
[5] (74/Müddessir 1-2)
[6] (74/Müddessir 3)
[7] (33/Ahzâb 39)
[8] (74/Müddessir 4)
[9] (74/Müddessir 5)
[10] (74/Müddessir 6)
[11] (74/Müddessir 7)
[12] (74/Müddessir 8-10)
[13] (74/Müddessir 26)
[14] 74/Müddessir 39-40)
[15] (74/Müddessir 31)
[16] (74/Müddessir 49)
[17] (74/Müddessir 56)
[18] (74/Müddessir 56)