Değerli Okuyucularımız; geçen yazılarımızda Rabbimizin Kur’an-ı Kerim’deki geçen kevni ayetlerinden bahsedeceğimizi ve bu ayetler üzerinden Rabbimizin yardımı kadar öğüt almaya çalışacağımızdan bahsetmiştik.

Bu ayki yazımızda Kur’an’da geçen kevni ayetlerden olan hurma ağacından ve meyvesinden bahsedeceğiz.

Hurma ve ağacı Kur’an-ı Kerim’de yirmi üç yerde “hurma ağacı” (nahl, nahle, lîne), “hurma bahçesi” (cennetün / cennâtün min nahîl), “hurma” (nahîl, semerâtü’n-nahl, rutab), “hurma kütüğü” (a‘câzü nahl), “hurma dalı” (urcûn)  ve “hurma lifi” (mesed) şekillerinde hurmanın bahsi geçmektedir. Çeşitli vesilelerle hurma ağaçları, hurma bahçeleri ve hurma meyvesi herkesin mâlik olmayı arzuladığı, kaybetmeyi istemediği birer servet ve rızık niteliğiyle sayılmakta, bunların aynı kökten çıkmış çatallı, çatalsız şekilleri ve farklı özellikleri üzerinde akıl sahiplerinin düşünüp ibret alması gerektiği bildirilmekte,[1] hurmadan yemenin yanında içecek yaparak da faydalanıldığı hatırlatılmakta,[2] ağacının güzelliği “birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu, salkımlı ağaçlar” şeklinde tanımlanmakta,[3] hurmanın Allah’ın hem dünyadaki hem de cennetteki nimetlerinin arasında yer aldığı[4] belirtilmekte ve Âd kavminin helâkı rüzgârla sökülmüş veya içi boşalmış hurma kütüklerinin düşüşüne benzetilmektedir.[5] Meryem kıssasında onun İsâ’yı bir hurma ağacının altında dünyaya getirdiği, kendisine ağacı silkelemesinin ve üzerine dökülen taze hurmadan yemesinin vahyedildiği anlatılmaktadır.[6] Bazı müfessirlere göre, Meryem’in rahatlaması ve Allah’ın yardımı konusunda endişe duymaması için, mevsim kış ve altına sığındığı hurma ağacı kuru olduğu halde kendisine bu ağaçtan taze hurma sunulmuştur.[7] Zehebî, Meryem’e hurma sunulmasını onun en üstün gıda maddesi oluşuna bir işaret saymaktadır.[8]

Arabistan’ın başlıca bitkisini teşkil eden hurma hem ağacı hem meyvesiyle Peygamber’in (sav) ve ashabının hayatında önemli bir yer tutmuştur. Peygamber Efendimiz (sav) döneminde insanlar uzun zaman yiyecek bulamazlardı. Sadece hurma yerler, su içerlerdi. Ama hasta olmazlardı. Sahabi, Aişe validemize, “Efendimiz zamanında evinizde ne yer ne içerdiniz?” diye sormuş. Aişe validemiz de şu ibretlik cevabı vermiş, “Evimizde bazen uzun bir müddet geçerdi de ateş yanmazdı, ‘Esvedan (iki siyah)’ yani hurma yiyip su içerdik.”[9]

Bir hadis-i şeriflerinde de Peygamber Efendimiz (sav) hurmanın doyuruculuk ve kifayetini anlatmak için Aişe’ye, “Ya Aişe evinde hurma olmayanlar açtırlar.[10] buyurmuştur. Bu sözü iki veya üç defa tekrarlamıştır. Bunu hurma tüketmeyince tüm zorunlu gıdaları almış olmak zordur şeklinde de anlayabiliriz. Hurma özellikle sütle tüketildiğinde daha etkili ve faydalıdır.

Rasullullah (sav), hurma ile süte “atyabân” derdi yani “iki en güzel şey” demektir.[11]

Ebu Hureyre’den rivayetle; “Acve denen hurma cennetdendir ve zehire karşı şifadır.”[12]

Aişe’den rivayetle; “Rasulullah (sav) buyurdular ki: “(Medine’nin necd cihetinde yer alan) Aliye acvesinde şifa vardır. O sabahın ilk vaktinde (yenirse) panzehirdir.”

Yine başka bir rivayette “Aç karnına hurma yiyiniz zira aç karnına yenen hurma asalakları (mikropları) öldürür.[13]

Aişe validemiz der ki: “Yeni doğan çocuklar Rasulullah’a (sav) getirilirdi. O da onlara mübarek olmaları için dua eder ve ağzında yumuşattığı hurmanın suyunu çocuğun ağzına sıkardı.[14]

Hurma Ağacın gövdesi ise Mescid-i Nebevî’nin ve hâne-i saâdet odalarının yapımında direk, yaprakları tavan örtüsü[15] ve yapraksız dalları da (asb, çoğulu usüb) Kur’ân-ı Kerîm’in yazılışında malzeme olarak kullanılmıştır.[16] Resûl-i Ekrem gibi sahâbîlerin de çoğunun fakirliklerinden dolayı evlerindeki yaygılar hurma liflerinden dokunmuştu.[17] Hurma lifi yataklar için dolgu maddesi olarak da kullanılmıştır. Rasulullah’ın yatağı da bu şekilde yapılmıştı.[18] Bir gün Peygamber’e (sav) hurma ağacının tepe kısmındaki tomurcuklardan çıkan ve süte benzeyen hurma özü (cümmâr) ikram edilmiş, o da bu vesileyle hurmanın değerini belirtmek için aralarında Ebû Bekir ve Ömer’in de bulunduğu çevresindeki sahâbîlere hurmanın özellikleri itibariyle mümine benzeyen bir ağaç olduğunu söylemiştir. Bu olayı İbni Ömer şöyle anlatıyor: “Efendimizin yanında otururken hurma ağacının özü içi(cummar) getirildi. Efendimiz şöyle bir soru sordu: ‘Söyleyin bakalım, Müslüman kişiye benzeyen ağaç hangisidir. O ağaç yeşildir, yaprağını hiç dökmez, o şöyle şöyledir (diye o ağacın güzel vasıflarını saydılar. Sonra da:) ‘Rabbinin izniyle her an meyvesini verip durur.’ ’ buyurdular. Gönlüme o ağacın hurma olduğu geldi. Ancak baktım Ebû Bekir ve Ömer (ra) konuşmuyorlar, ben de konuşmayı uygun görmedim. İnsanlar (isabetli) bir cevap veremeyince Rasulullah (sav), ‘O hurma ağacıdır.’ buyurdular. Oradan ayrıldığımızda babam Ömer’e, ‘Babacığım, vallahi gönlüme o ağacın hurma olduğu geldi.’ dedim. ‘Peki, niçin söylemedin?’ dedi. ‘Siz konuşmayınca ben de bir şey söylemeyi uygun bulmadım.’ dedim.  Bunun üzerine babam bana şöyle dedi: ‘Sen onu söylemiş olsaydın, bu benim için şundan şundan daha sevimli olurdu.’ [19]

İbn Kayyım, Miftâhu Dâri's-Saâde kitabında Allah Resulü’nün bu hadisindeki mümin ile hurma ağacını benzetmesini şu şekilde şerh ederek açıklamıştır:

1. Ağacın köklerinin yerde sabit olması ve orada karar bulması, yerin üzerinden sökülüp alınmış ve kararı bulunmayan bir ağaç durumunda bulunmaması.

2. Meyvesinin hoş ve tatlı olması, onunla yararlanmanın genel olması. Mümin de bu şekildedir. Sözü hoştur, ameli de hoştur. Hem kendisine hem de başkasına yararlıdır.

3. Elbisesi ve süsü süreklidir. Yaz ve kış elbisesi (yaprakları) üzerinden düşmez. Mümin de böyledir. Takva elbisesi ve takvanın süsü ondan zail olmaz. Yüce Rabbinin huzuruna varıncaya kadar böyledir.

4. Hurma ağacının mahsulünü toplamak oldukça kolaydır. Ağaçların kısa olanlarını toplayabilmek için üzerine çıkmaya gerek yoktur. Yüksek olanlarına çıkmak ise diğer uzun ağaçlara çıkmaya göre daha kolaydır. Bu ağacın kendisinde basamaklarının hazırlanmış olduğunu, adeta üst taraflarına çıkmak için bir merdiveninin var olduğunu görürsünüz. Mümin de bu şekildedir. Mümin kişi hayrı elde etmek isteyenler için kolaylıkla elde edilebilir. O, asla aldatan bir kişi de değildir, düşük karakterli de değildir.

5. Hurma ağacının meyvesi, dünya meyvelerinin en yararlı olanlarındandır. O, taze olarak hem bir meyve hem bir tatlı olarak yenilir. Kurutulduğu takdirde gıda ve katık olarak da meyve olarak da yenilir. Ondan sirke, pekmez ve tatlı yapılır. İlaçlara ve içeceklere katılır.

6. Yine hurma ağacının benzediği yönlerden bir diğeri şudur: Hurma ağacının, rüzgârlara ve meşakkatlere karşı direnci diğer büyük ağaçlardan daha fazladır. Rüzgâr, bazen bu ağacı yan yatırmakta, onu kökten sökmekte, dallarını kırıp götürmektedir. Fakat ağaçların birçoğu hurma ağacı kadar susuzluğa dayanamamaktadır. İşte mümin de bu şekildedir. Belalara karşı çokça sabreder, esen şiddetli rüzgârlar onu sarsmaz.

7. Hurma ağacının tümü faydalıdır. Onun faydalı olmayan hiçbir kısmı yoktur. Meyvesi bir faydadır, bilindiği üzere gövdesinde yapılar, tavanlar ve daha başka pek çok menfaat vardır; hurma dalları, aynı zamanda ev- lerde tavan yapımında kamış yerine kullanılır. Onunla açık kalmış yerler ve boşluklar kapatılır. Bu dalların kuruyan saplarından türlü zembiller, tabaklar, çeşitli kaplar, hasırlar ve daha başka şeyler yapılır. Hurma lifinin de insanlar tarafından bilinen pek çok faydaları vardır. Bazı insanlar, bu faydalar ile Müslümanların nitelikleri arasındaki uyumu da ifade etmiş ve ağacın her bir faydasına karşı Müslümanda bulunan bir niteliği dile getirmiştir. Hurma ağacındaki dikene sıra gelince de bunun karşılığında Müslümanda bulunan Allah’ın düşmanlarına ve günahkâr kimselere karşı sertlik niteliğini ortaya koymuştur. Bu durumda mü’min onlara karşı sertlik ve haşinliği ile diken mesabesinde olur. Mümin ve takva sahibi kimselere ise tatlılığı ve yumuşaklığı itibari ile taze hurma konumunda olur. ‘Kâfirlere karşı sert ve haşin, kendi aralarında merhametlidirler.’[20]

8. Hurma ağacının ömrü uzadıkça hayrı (verimi) de artar, mahsulünün kalitesi yükselir. Mümin de böyledir. Ömrü uzadıkça hayrı daha da artar, amelleri daha da güzelleşir.

9. Hurmanın kalbi diye adlandırılan özü, kalplerin (özlerin) en güzeli ve en tatlı olanlarıdır. Bu ise diğer ağaçlar arasında hurma ağacına ait bir özelliktir. Müminin kalbi de aynı şekilde kalplerin en iyilerindendir.

10. Hurmanın tamamen faydasız bir hâle gelmesi hiçbir zaman söz konusu değildir. Aksine onun herhangi bir faydası elde edilemeyecek bir hâle gelirse, bu ağacın daha başka faydaları ortaya çıkar. Hatta bir sene mahsul vermeyecek olursa bu ağacın dalları, samanı, lifi ve diğer kısımlarında pek çok fayda bulunur. Mümin de aynı şekilde hiçbir zaman hayrın bütün özelliklerinden uzak kalmaz. Onda, hayrın bir tarafı kuruyacak olursa bir diğer tarafı verimli olur. Her zaman için onun iyiliği ümit edilir, kötülüğünden emin olunur.[21]

Kısaca hurma bereketli olduğu gibi mümin de bereketlidir. Hadiste hurma ağacının meyvesi ile mümin arasında benzerlik kurulurken hurmanın her zaman meyve verdiğinin vurgulanması onun bereketli bir ağaç olduğunu ortaya koyar. Üstelik hurma ağacı sadece meyvesinden değil gölgesinden, odunundan, yapraklarından, dallarından ve hatta çekirdeklerinden bile istifade edilen bereketli bir ağaçtır. Mümin de böyledir; bereket onlar arasındaki en önemli benzerlik noktalarından biridir. Mümin, sözleriyle, tavır ve davranışlarıyla, imanı ve ibadetiyle, kısacası tüm hayatıyla bereketli ve faydalı olmayı başaran kişidir. Faydalı olma, mümin için bir ayırıcı vasıftır. Kendisine, ailesine ve topluma faydalı olması bakımından mümini bir aktara benzeten hadiste Resûl-i Ekrem şöyle buyurmuştur:  İbn Ömer’in naklettiğine göre, Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Mümin güzel koku satan kimseye benzer. Onunla beraber oturursan sana faydası olur, beraber yürürsen sana faydası olur, beraber iş yaparsan yine sana faydası olur.[22] Yine başka bir benzerlik ise Hurma ağacının yaprakları her zaman yeşildir. Mevsimlere göre değişmez. Mümin şartlara göre değişmez. Hadiste ifade edildiğine göre hurma ağacının yaprakları hiçbir zaman dökülmez. Daima yeşil kalır. Mevsimlerin değişkenliğine ve iklim şartlarının zorluğuna rağmen hurma yapraklarının  dallarından düşmemesi ve yeşilliğini koruması, sebat, istikrar ve kararlılık açısından mümin ile benzeşmektedir. Çünkü mümin de şartlar ve durumlar ne olursa hayır ve iyilik üzerine sebat eder.

Hadiste Rasulullah’ın mümini hurma ağacına  benzetmesi, Allah’ın İbrahim Suresi’nde[23] müminin imanı ile ağaçın köklerini birbirne benzetmesi gibidir. Kök ağaca besin taşıdığı gibi, iman da mümine ruh taşır, heyecan taşır ve onu daima diri tutar. Kök, her şeyi yerinden eden şiddetli kasırgalara karşı ağacı sabit kılarken, sadık iman da müminleri hem dünya hayatında hem de âhirette sapasağlam tutar. Köke gelen zarar, tüm ağaca gelir.

İman da böyledir. Zira imanına, şüphe, şirk ve inkâr barındıran her türlü söz ve davranışta bulunursa imanını tamamen giderip yok eder. Allah’ı inkâr anlamına gelen her türlü söz, kökleri kesilip gövdesi yerden koparılmış bir ağaca benzetilmiştir. Kökü olmayan bir ağaç nasıl kuruyup yok olmaya mahkûmsa, samimi bir imana sahip olmayan insanın da hem dünyada hem de âhirette hüsrana uğraması kaçınılmazdır.

Kökü ve dalları güçlü olan bir ağacın aynı oranda güzel ve tatlı meyve vermesi zaten beklelen bir şeydir. Meyve, büyük bir özen ve sabırla büyütülen hurma ağacından beklentiyi ifade eder. Sadık bir imana ve samimi bir niyete sahip bir müminden de buna uygun salih ameller sergilemesi beklenir. Çünkü salih amel, iman ağacının meyvesi ve müminin imanının göstergesidir. İman, müminlerin gönüllerine sımsıkı yerleşince onların tüm hayatlarına ve davranışlarına yön verir. İmanın bu iyi ve olumlu etkisi müminin “salih amel” olarak bütün söz ve eylemlerinde açıkça ortaya çıkar.

İman ağacının meyvelerinden biri de ibadetlerdir. İmanın “salih amel”e dönüşmesi müminin ibadetlerinde açık bir şekilde görülür. Kulluk bilincine sahip olan bir Müslüman, hayatını Allah’a karşı saygı ve itaat bilinci içinde sürdürür. Namaz, oruç, zekât ve hac gibi İslâm'ın temel şartlarını teşkil eden ibadetlerin yanında Allah’ı zikretme, Kur’an okuma, kurban kesme ve infakta bulunma gibi kendisini Yüce Allah’a yaklaştıracak ibadetleri ifa eder. Farz ve nafile ibadetlerle Yüce Allah’a yakınlaşır ve böylece onun sevgisini kazanır.

HURMANIN KANITLANMIŞ FAYDALARI

Hurma, dünyanın birçok tropik bölgesinde yetişen ağacın meyvesidir. Son yıllarda tüm dünyada oldukça popüler hale gelen hurma, birçok batı ülkesinde kuru halde satılır. Kudüs ve Deglet Noor hurmaları dünyanın en çok tüketilen hurma çeşitleridir. Hurmanın kanıtlanmış yedi faydası şunlardır:

1. Besleyici bir içeriğe sahiptir.

Hurma mükemmel bir besin kaynağıdır. Kurutulduğu için, kalorisi birçok taze meyveden daha yüksektir. Sahip olduğu kalorinin büyük bir kısmı karbonhidrattan, geri kalanı ise az miktardaki proteinden gelir. Yüksek kalorisine rağmen hurma önemli miktarda lifin yanı sıra, bazı önemli vitamin ve mineraller de içerir. 100 gram hurma ortalama 277 kalori, 75 gram karbonhidrat, 7 gram lif, 2 gram protein değerlerine sahiptir. Tüm bu besin değerlerinin yanında, sağlığımıza katkı sağlayabilecek magnezyum, potasyum, demir ve çeşitli antioksidanlar konusunda da oldukça zengindir.

2. Bağırsak hareketlerini iyileştirir.

Yeterli miktarda lif almak, vücut sağlığınız için çok önemlidir. Hurma bir porsiyonda içerdiği ortalama 7 gram lif ile kabızlığı önleyerek sindirim sağlığına katkıda bulunur. Cambridge Üniversitesinde 21 gün boyunca süren bir araştırmaya göre, her gün 7 hurma yiyen 21 kişinin bağırsak hareketlerinde hurma yemedikleri günlere göre iyileşme olduğu kaydedilmiştir.

3. Kan şekerini düzenler.

Hurmanın içerdiği lif kan şekeri kontrolünde büyük bir öneme sahiptir. Lif, sindirimi yavaşlatarak yemekten sonra kan şekeri seviyesinin çok yükselmesini önler. Hurma da düşük glisemik indekse sahip bir besin olduğundan kan şekerinizin düzenlenmesine yardım eder.

4.Hastalıklardan korur.

Hurma, kalp hastalığı, kanser, alzheimer ve diyabet gibi bazı kronik hastalıkların gelişimini önlemeye yardımcı olabilecek flavonoid, karotenoid ve fenolik asit gibi farklı antioksidan türlerini içerir. Antioksidanlar, sağlıklı hücrelerinizi, zararlı reaksiyonlara ve hastalıklara neden olabilen serbest radikallerden korur. Kuru erik ve kuru incir gibi diğer meyve türlerine kıyasla hurma, en yüksek antioksidan içeriğine sahiptir.

5. Beyin sağlığını korur.

Hurma yemek beyin fonksiyonlarını iyileştirmeye yardımcı olur. Yapılan laboratuvar çalışmaları hurmanın beyni iltihaplanmadan koruyarak Alzheimerla bağlantısı olduğu kanıtlanan interlökin seviyesinin yükselmesini engellediğini göstermiştir. Yani düzenli hurma tüketmek, beyin sağlığınızı koruyarak Alzeheimer olma ihtimalinizi düşürür.

6. Normal doğumu kolaylaştırır.

Hurma gebeliğin son birkaç haftasında tüketildiğinde, normal doğumu kolaylaştırabilir. Normal doğum sırasında oluşan kasılmaları kolaylaştırmaya yardımcı bileşikler içerdiğinden ve aynı zamanda doğum sırasında annenin ihtiyacı olan enerjiyi korumak için gerekli olan şeker ve kalori miktarına sahip olduğundan normal doğuma yardımcıdır.

7. Doğal bir tatlandırıcıdır.

Hurma meyvelerde bulunan doğal bir şeker türü olan fruktoz kaynağıdır. Tatlı tadı, içerdiği besin maddeleri, lif ve antioksidanlar nedeniyle yapacağınız tariflerde beyaz şekere göre çok daha sağlıklı bir alternatiftir.

Rabbimiz bir çok ayetinde sıkça hurma ve hurma ağacından bahsetmesi, müminlerin zihninde hurma ağacına karşı bir empati ve değer oluşturma ve ondan faylanmaya teşvik etmiştir. Yine Peygamberimizin mümin bir kul ile hurma ağacını birbirine benzetmesi de hurmayı ve hurma ağacını diğer meyvelerden daha çok öne çıkarmıştır. Hurma, yiyecekler arasında hem gıda hemde meyve olarak tüketilmesi bu önemi ifade etmektedir. Zaten hurmanın, ayetlerde hem dünyada hem de cennette tüketilecek nimetlerinden olarak zikredilmesi de onun ne kadar değerli bir gıda olduğunu göstermektedir.

Selam ve Dua ile.

   



[1] 2/Bakara 266; 13/Ra’d 4; 36/Yâsîn 34

[2] 16/Nahl 67

[3] 26/Şuarâ 148; 50/Kāf 10; 55/Rahmân 11

[4] 55/Rahmân 11, 68

[5] 54/Kamer 20; 69/Hâkka 7

[6] 19/Meryem 23, 25

[7] Beyzâvî, c.4, s.154

[8] eṭ-Ṭıbbü’n-nebevî, s.89

[9] Buhari, hibe 1; Müslim, Zühd 28

[10] Müslim,et’ime 153; Darimi,et’ime 26

[11] Hakim, el-Müstedrek c.4, s.119

[12] Tirmızi,tıb 22

[13] Buhari,et’ime43; Müslim,et’ime 154

[14] Müslim: 2147

[15] Buhârî, “Ṣalât”, 67; Müslim, “Ṣıyâm”, 216

[16] Buhârî, “Tefsîr”, 9/20

[17] Müslim, “Mesâcid”, 267

[18] bk. Wensinck, el-Muʿcem, “lyf” md.

[19] Buhârî, Tefsîr, 14/1

[20] 48/Fetih 29

[21] İbn Kayyım, Miftâhu Dâri's-Saâde, c.1, s.530-534  (İstanbul, Beka Yayınları, 2017)

[22] Taberani, Mucemül-kebir, XII, 319

[23]Allah’ın (tevhidi) nasıl örneklendirdiğini görmedin mi? Güzel söz (Lailaheillallah), kökü sabit, dalları ise gökyüzüne ulaşmış güzel bir ağaç gibidir. (O ağaç) Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. İnsanlar öğüt alsınlar diye Allah onlara örnekler veriyor. Kötü söz (şirk) ise kökü yerden koparılmış, istikrarı olmayan kötü bir ağaç gibidir.  (14/İbrahîm, 24-26)