Allaha hamd,  resulüne salat ve selamdan sonra “Allah (cc) kimin hayrını dilerse onu dinde fakih kılar.”[1]  Rasulullah (sav)’in bu temel vasiyetinden başlayarak oruçla ilgili bazı meseleleri soru ve cevap formatında istifadelerinize sunmak istedim.

Bu soru ve cevapları okuyan bir kimse oruçla ilgili birçok meseleyi öğrenmiş olacaktır. Gayret bizden başarı Allah’tandır.

Soru: Orucun tarifi nedir?

Cevap: Oruç, kişinin kendisini Allah’a ibadet maksadı ile (niyet ederek) yemek, içmek ve cinsi münasebet gibi orucu bozan her şeyden fecir vaktinden güneşin batışına kadar alıkoymasıdır.

Soru:  Ramazan ayında oruç tutmak kimlere farzdır?

Cevap: Hasta ve yolcu olmayan, akıllı ve buluğ çağına girmiş olan her Müslümana oruç tutmak farzdır. Adet görme ve lohusa olan kadınlara oruç farz değildir. Oruç tutarlarsa geçerli olmaz.

Soru: Ramazan ayının başlangıcı ve bitişi neyle sabit olur?

Cevap:  Ramazan ayının başlangıcı hilalin görülmesiyle sabit olur. Gözleri gören adalet sahibi bir müslümanın görmesi ve şahitlik etmesi yeterlidir. Şayet hilal görülmeyecek olursa Şaban ayının otuz güne tamamlanmasından sonra Ramazan ayı başlamış olur. Şevval ayının hilali ise iki Müslüman adil kişi tarafından görülmesi ve şahitlik etmeleri yeterlidir.

Soru: Bir beldede hilal görülürse diğer beldelerde de oruca başlamak gerekir mi?

Cevap: Bir beldede hilal Müslümanlar tarafından görüldüğü zaman diğer beldelerde de oruca başlanması vaciptir. Her beldenin kendi hilalini görmesi gerekir şeklinde başka bir görüş de vardır. Fakat tercih edilen görüş değildir. Bir beldede Müslümanlar hangi görüşle amel ederlerse o beldedeki bütün Müslümanlara tabi olmak vacip olur. İhtilaf etmek caiz olmaz.

Soru: Gündüzün çok uzun, gecenin de çok kısa olduğu ülkelerdeki Müslümanlar nasıl oruç tutarlar?

Cevap: Gecenin ve gündüzün oruca meşakkat getirmeyecek seviyede olduğu en yakın beldenin iftar ve imsak saatlerine göre oruçlarını tutmaları vacip olur.

Soru: Müslümanların çok az bulunduğu ülkelerde bulunan Müslümanlar nasıl oruç tutarlar?

Cevap: Ramazanın başlangıcı ve bitişi hakkında kendilerine en yakın beldedeki Müslümanlara tabi olurlar.

Soru: Yarın Ramazan ise oruç tutmaya değil de oruç tutmamaya niyet eden kimsenin orucu sahih olur mu?

Cevap: Müslümanın her zaman hilalin görünüp görünmediğini kendi imkânları ile öğrenmeye çalışması vaciptir. Bütün imkânlarını kullanmasına rağmen hilalin göründüğünü geceden öğrenemeyen bir kimse ertesi gün henüz bir şey yemeden Ramazan olduğunu öğrenirse gününü oruçlu olarak tamamlar ve o günü kaza etmesi gerekmez.

Soru: Oruca niyet nasıl olmalıdır?

Cevap: Farz olan Ramazan orucuna ve sonradan Ramazan ayından kazaya kalan oruçlar gibi vacip olan oruçlar için fecir (imsak) vaktinden önce niyet edilmesi vaciptir.
Niyet, oruç tutmaya kalpten karar vermektir. Niyet dille söylenmez. Nafile oruçlar için geceden niyet etmek vacip değildir. Gündüzün herhangi bir kısmında henüz bir şey yiyip içmemişken nafile oruca niyet edilebilir.

Soru: Ramazan ayında her gece ayrı ayrı niyet etmek yerine bir Ramazan boyunca oruç tutmaya toplu niyet edilmesi geçerli olur mu?

Cevap: Ramazan ayının tamamında oruç tutmak için bir kez niyet etmek yeterli olur. Ramazan ayı içerisinde hastalık veya yolculuk sebebiyle oruca ara vermek zorunda kalınırsa tekrar yeniden oruca başlandığı zaman niyetin tekrarlanması vacip olur.

Soru: Orucun farz olduğunu inkâr edenin hükmü nedir?

Cevap: Ümmetin icması ile islam dininden çıkar mürted kâfir olur.
Farz olduğunu inkâr etmeden oruç tutmayı terk ederse dinden çıkmaz. İslam’ın hâkim olduğu bir beldede yaşıyorsa islam mahkemesinin hâkimi oruç tutmayanlara caydırıcı bir tazir cezası verir.      

Soru: Geçerli bir özrü olmaksızın Ramazan ayında bilerek orucunu bozan kimseye ne gerekir?

Cevap: Orucu karısıyla cima yaparak bozmuşsa Allah’a tevbe etmekle birlikte kefaret olarak bir köle azad etmesi, köle azad etme imkanı bulunmadığı zaman ara vermeden peş peşe iki ay oruç tutması, oruç tutmaya bedenen gücü yetmemesi durumunda altmış fakiri bir gün bir gecelik doyurması vacip olur. Kadın kocası tarafından cimaya zorlanmamışsa aynı kefaret kadın için de geçerlidir.
Orucunu yemek içmek gibi şeylerle bozmuşsa tercih edilen görüşe göre Allah’a tevbe etmekle birlikte bir gün kaza orucu tutması vacip olur.  

Soru: Ebeveynler çocuklarını oruç tutmaya zorlamalı mıdır?

Cevap: Çocuklar yedi yaşına geldiğinde eğer çocuklara oruç tutmak ağır gelmiyorsa namazı emretmek müstehap olduğu gibi orucu emretmek de müstehaptır. Böylece çocuklar küçük yaşlardan itibaren oruca alıştırılmış olur.

Soru: Oruçlu iken iğne yaptırmak orucu bozar mı?

Cevap: Yaptırılan iğne vücuda yeme içmenin sağladığı faydayı sağlarsa orucu bozar. Vitamin ve doping iğneleri bu kısımda değerlendirilir.
Tedavi amaçlı ağrı kesici veya uyuşturma (lokal anestezi) amaçlı vurulan iğneler ise orucu bozmaz.

Soru: Göz damlası kullanmak orucu bozar mı?

Cevap: Tercih edilen görüşe göre göz damlası kullanan kişi boğazında damlanın tadını hissetse bile orucu bozulmaz. İmkân dâhilinde göz damlasının imsak vaktinden önce kullanılması gerekir. Kulağa damlatılan damlanın hükmü de aynıdır.

Soru: Nefes darlığı çekenlerin kullandığı hava tüpünü kullanmak orucu bozar mı?

Cevap: Kullanılan hava tüpleri bilindiği kadarıyla iki çeşittir. Bir kısmı sıvı içeriklidir, bunlar orucu bozar. Kullanmak zorunda olan kimselerin kullandığı günün orucunu kaza etmesi vaciptir. Sıvı içeriği olmayanların kullanılması orucu bozmaz.

Soru: Abdest alırken boğaza su kaçması orucu bozar mı?

Cevap: Tercih edilen görüşe göre abdest alırken veya guslederken boğaza yanlışlıkla kaçan su orucu bozmaz.

Soru: Unutarak yiyip içen kimsenin orucu bozulur mu?

Cevap: Tercih edilen görüşe göre unutarak yiyip içen kimsenin orucu bozulmaz. O kimseyi Allah yedirmiş veya içirmiştir.

Soru: Hamileler ve emziren kadınlar oruç tutmakta zorlanırlarsa üzerlerine ne vacip olur?

Cevap: Hamile ve emziren kadınlar kendilerine bir zarar gelmesinden endişe etmeleri halinde oruç tutmayabilirler. Sadece Ramazan ayından sonra tutamadıkları gün sayısınca kaza ederler. Fakat çocuklarına bir zarar geleceğinden endişe ederlerse tutamadıkları gün sayısınca kaza etmelerinin yanı sıra tutamadığı her gün için bir fakiri bir gün doyuracak kadar bir miktar fidye verilmesi vacip olur. Bu fidyeyi çocuğun babası öder.   

Soru: Kan vermek orucu bozar mı?

Cevap: tahlil yaptırmak için az miktarda alınan kan orucu bozmaz. Fakat bağışa bulunmak için en az bir ünite kadar alınan kan orucu bozar. Kan vermek zorunda kalan bir kimse bir gün kaza orucu tutar.

Soru: Kusmak orucu bozar mı?

Cevap: Hastalık veya herhangi bir harici sebepten dolayı kusan kimsenin orucu bozulmaz. Fakat kişi bir şeyi koklamak veya bakmak gibi bir şeyle kendini kusmaya zorlar ve kusarsa orucu bozulur. Bir gün kaza orucu tutması vacip olur.

Soru: İstimna orucu bozar mı?

Cevap: İstimna yapan kimse kendi isteği ile menisini dışarı akıttığı için orucu bozulur tercih edilen görüşe göre bir gün kaza orucu tutması vaciptir.

Soru: Oruçlu iken adet gören kadın ne yapmalıdır?

Cevap: Güneş batmadan bir dakika önce bile olsa adet gören kadının tuttuğu oruç geçersiz olur yerine bir gün kaza orucu tutması vaciptir.

Soru: Ramazan ayında adetli olduğu için oruç tutmayan kadının âdeti güneş batmadan önce kesilirse ne yapar?

Cevap: Ramazan ayına hürmeten günün geri kalanını oruçluymuş gibi geçirmesi müstehaptır. Bu günün yerine de bir gün kaza etmesi vaciptir.

Soru: İmsak vakti girdiği halde henüz vakit girmemiş zannı ile yiyip içen kimsenin orucu geçerli olur mu?

Cevap: Bu konuda iki farklı görüş vardır. Tercih edilen görüşe göre karanlık veya bulut sebebiyle vakti tayin edememekten dolayı vakit girmemiş sanarak yiyip içen kimsenin orucu geçerlidir. Kaza etmesi gerekmez. Fakat orucu geçerli olmaz diyenlerin görüşüne göre bir gün kaza orucu tutması ihtiyatlı olur.

Soru: Sabah ezanı başlar başlamaz yeme içmeyi bırakmak gerekir mi?

Cevap: Ezan okuyan müezzinler vakti tayin etmek konusunda güvenilir kimseler ise ezan başladığı anda oruca başlamak vacip olur. Şayet ezan vaktinde okunmuyor veya ezan okuyanlar tam fecir vaktine riayet etmiyorlarsa fecir vaktini tayin eden güvenilir kimselere itimad edilmesi gerekir. Vakti tayin eden güvenilir kimse yoksa mümkün mertebe vaktin oruç tutanların kendileri tarafından tayin edilmesi vacip olur.

Soru: Şevval ayında tutulan altı günlük orucu Ramazan ayından kazası olan kadınlar kaza oruçlarını tamamlamadan tutabilirler mi?

Cevap: Şevval ayında tutulan altı gün oruç Ramazan ayının orucunun üzerine tutulması emredilen bir oruçtur. Bu orucun sevabına nail olmak için Ramazan ayının oruçları bitirilmiş olması gerekir. Ramazan ayından borcu olan bir kadın gücü yeterse önce Ramazan ayından kalan kaza oruçlarını sonra da altı gün şevval orucunu tutar. Her iki orucu da şevval ayında tutmaya gücü yetmezse Rasulullah (sav)’in zevcesi müminlerin annesi Aişe (rha)’nın kaza oruçlarını Şaban ayında tuttuğunu ifade eden rivayete istinaden Şevval ayının ecrini kaçırmamak için önce şevval ayının altı gün orucunu, sonra da senenin geri kalanında Ramazan ayından kalan oruçlarını tutabilir.
   
 
  
 


[1] (buhari müslim)