Hikmet, her şeyi yerli yerine koymaktır. El-Hakîm ise hikmet fiilinin sahibidir. Hikmet, Allah’ın sıfatı el-Hakîm ise O’nun en güzel isimlerindendir.

 O (cc) son derece hikmet sahibidir. Hikmetinin sırları yaratışında ve emirlerinin çoğunda kendini gösterirken birçokları ise bize gizli kalır. Allah bu sırları sadece tefekkür sahibi kullarına açar ki O’na olan yakınlıkları, sevgi ve saygıları artsın.

Allah’ın yarattıkları üzerindeki hikmetleri konusuna, bizleri tefekküre yönlendiren şu ayeti zikrederek başlayalım;

“Kendi nefislerinizde dahi (nice ayetler var. Bunları) görmüyor musunuz?” (Zariyat, 21)

Yine Rabbimiz şöyle buyurmuştur: “Dikkat edin, yaratma ve emir O'na aittir.” (Araf, 54)

 Rabbimizin sonsuz hikmeti, bu iki önemli esasta ‘yaratma ve emretme’ çok daha fazla ortaya çıkar. Yarattıklarına bak, sonra da emirlerini ve hükümlerini düşün! Hikmetinin, azametinin ve yüceliğinin karşısında hayrete düşeceksin. 

Bizleri yaratan Allah’ın hikmet sahibi olduğundan hiç şüphe yok. Vücudumuzda işe yaramayan tek bir kemik, tek bir uzuv, tek bir yaratış bulamazsın. Faydalarını bugün bilmesek de ileride öğreneceklerimiz bize onların hikmetlerini haber verecektir. Allah (cc) şöyle buyuruyor:

“İnsanlara ufuklarda ve kendi nefislerinde ayetlerimizi göstereceğiz ki onun (Kuran'ın) gerçek olduğu, onlara iyice belli olsun. Rabbinin her şeye şahit olması, yetmez mi?” (Fussilet, 53)

O’nun yaratışındaki hikmetlerini anlaman için üzerlerinde düşünmen gerekir. Sadece vücudundaki hikmetlerin işaretlerini düşün. Zira onlar yaratılışın ve bu yaratıştaki şekillerin mükemmelliğini görmen için üzerinde gezinti yapacağın bir kıta gibidir.

Sen kendini küçücük bir cesetten ibaret sanıyorsun

Lakin içinde kocaman bir âlem barındırıyorsun.

Allah’ın hikmetleri, mahlûkatı yaratışında tecelli ettiği gibi emirlerinde de ortaya çıkar, görünür. Allah (cc) bir şeyi emrettiğinde o şey kulluk haliyle uyumlu, kulların maslahatına uygun, dünya ve ahiret mutluluğuna sebep olur.

Namaz emrini düşündüğünde, ondaki sırlara vakıf olman ve yığınla hikmetinin ortaya çıkması sebebiyle bu tefekkür işi sana çok ağır gelecektir. Namazların beş vakit oluşunu düşününce kullara zor olacağından daha fazla olmadığını ama aynı zamanda kalplerinden kendisi için yaratıldıkları kulluk manasının silinmemesi için de daha az olmadığını göreceksin.

Şayet namazın eda edilişini, hareketlerinin ruhaniliğini, zikirlerinin imani boyutunu düşünecek olursan güzelliğin hikmeti sarmaladığını, hikmetin güzellik, yücelik ve azametle kuşanarak meydana geldiğini göreceksin.

Namazı tefekkür etmenin ardından oruç emrine bir geçiş yap bakalım! Hikmetlerinin seni hayrete düşüreceğinden hiç şüphe yok. Açlık, sana fakirleri ve yoksulları hatırlatır. Vücudunun yemekten ve başka şeylerden arınması, seni dünya ve debdebesinden uzaklaştırıyor. Küçük bir itaat, nefsinde kulluğun manasını uyandırıyor.

Sonra Hac ibadetini düşün. Allah’ın istekleri doğrultusunda atılan o adımlar, insanlara her şeyden haberdar olan, hikmet sahibi ve çok yüce olan bir ilaha bağlı olduklarını hatırlatır. Allah’ın yaratışındaki hikmeti, emirlerindeki ve kanunlarındaki hikmetine denktir. Kâinatta olan her şeyde yaratıcısının ve nizam koyucusunun hikmetleri vardır.

İslam şeriatında erkek mirastan iki kat fazla hak alıyorsa diğer taraftan ailesinin nafakasını karşılama sorumluluğu da ona yüklenmiştir. Kadına ise yarısı verilince ona ailesinin nafakasını karşılama sorumluluğu yüklenmemiştir. Kadının malı yalnızca kendisine aittir. Erkeğin malı ise hem kendisine hem de başkalarına aittir. Bu sadece bu hükümdeki yüce hikmetlerden biridir.

Bazı kanunlarındaki hikmetlerin anlaşılmaz olması da yine O’nun hikmetlerindendir. Bu tür hükümler insanlar için birer imtihan hükmündedir. Bu imtihanla mümin münafıktan, teslimiyet gösteren şüphe edenden, gönülden kabul eden nefret edenden ayrılır.

İnsanlar arasında bir fark olması için hükümlerdeki hikmetlerin hepsini herkes göremeyebilir. İslam, iman ve ihsan yönünden bir mertebe farklılıkları olsun. Hatta küfür, fısk ve isyan yönünden bir mertebe farkları da olsun…

Yarattığı ve emrettiği her şeyde Allah’ın şaşırtıcı hikmetleri vardır. Bazı hükümlerdeki hikmetlerin gizli kalmasının sırlarından biri de ilim ehlinin onlardaki hikmetleri anlamaları, araştırmaları, incelemeleri ve bulmak için çaba harcamaları yönünde bir imtihan olmasındandır. Bu da onların cihadı olsun. Bu hususta gösterecekleri çaba sayesinden ilimleri artacak, zayıf kalpler onlarla sebat bulacak ve yüce mertebelere erişeceklerdir.

el-Hakîm isminin tecelli ettiği durumlardan biri de kulun duasına rabbinin icabetinin gecikmesidir. O (cc) dualara hemen icabet etmeye, istekleri gerçekleştirmeye, sen henüz elini indirmeden isteklerini yerine getirmeye kâdir olduğu halde hikmeti gereği birçok dua için bunu gerçekleştirmez.

Hüzünler seni yorduğunda

Dünya tüm genişliğine rağmen sana dar geldiğinde

Üzülme! Belki de Allah, senin dua ederken sesini duymak istiyor.

Her taraftan kendisini kuşatan rızanın ve rahmet sağanağına tutulmanın karşısında fakirlik nedir ki? Bununla birlikte Ahirette onu bekleyen büyük ecirlerin karşısında bir önemi var mı fakirliğin? Bu meselenin bir yönü…

Diğer bir yönü de şudur: Allah’tan zenginlik isteyen bir fakire istediğinin verildiğini düşünelim. Allah (cc) bu zenginliğin onu bozacağını, kibirleneceğini, azacağını biliyor. Ve yine çok az bir ömrünün kaldığını da biliyor. Beş yıl, on yıl belki de daha az. Onu azdıran, şımartan ve oyalayan bu milyonların artık ne anlamı kalır ki? En sonunda hayatını kulluktan uzak bir şekilde sonlandıracak. Dünyasını ve ahiretini ziyan edecek! Bu da meselenin diğer bir yönü…

Zenginlik isteyen bir kişiye, Allah bugün verdiğinde o zenginliğin yok olacağını biliyor. Bugün fakirlik onun için daha uygundur zira başına gelecek bir felaket bu hızlı gelen zenginliği yok edecek. Onun için en uygunu bu zenginliğin biraz ertelenmesidir. Her şey durulduğunda bu felaketin vakti bittiğinde gelen zenginlik daha faydalı ve daha kalıcı olacaktır. Bu da meselenin üçüncü bir yönü… Dördüncü… Beşinci… Onuncu…

Sen O’nun hikmetlerini düşünmeyi daha bitirmeden, O’nun rahmeti, kudreti ve yüceliği gelir bulur seni… Fakir bir kişiyle muamelesinde Allah’ın hikmetlerini anladıysan hasta, dertli, muhtaç kişilerin hallerindeki hikmetleri de aynı şekilde düşünebilirsin. el-Hakîm olanın herhangi bir anda hikmeti terk edeceğini, ya da er-Rahim’in rahmetinde eksiklik göstereceğini sanma sakın!

Unutma ki; Allah kullarını kolaylık ve zorlukla, sevilen ve sevilmeyen şeylerle dilediği şekilde, dilediği şeylerle imtihan edebilir. Her zamana ait bir maslahat örneği, bir zorluk çeşidi ve bir ibadet şekli vardır.

Hakikat, bazılarının tabiriyle altıgen gibidir. Onun bir yönünü yakinen bilmemiz bilmediğimiz diğer beş yönünü geçersiz yapmaz. Hakikatin bir tarafını bilmek bile bizi mutlu etmeli, henüz kavrayamadığımız yönlerine ulaşmak için bizleri gayrete getirmelidir. Bu zikrettiğimiz ve daha zikretmediğimiz şeylerin kendisine isabet ettiği akıllarımız, herhangi bir hükümdeki veya yaratılıştaki hikmetleri sorgulamaya elverişli değildir. İnsan aklı, çevresinde olup bitenleri anlama konusunda sadece mevzuyu anlamak noktasında bile zayıf iken, bir de kalkmış meselelerin hikmetlerini ve gayelerini tam manasıyla kavrayacakmış (!)

Tüm bunlardan sonra, ruhlarımızın el-Hakîm ve el-Habîr’e secde etmesi, hikmetinin bizim sorgulamalarımızdan çok daha büyük olduğunu; O’nun sadece hakkı ve hayrı takdir ettiğini, en güzel hükümleri koyduğunu kabul etmemiz gerekmez mi?

Velhamdulillahi rabbil alemin…