Sizin için sağmal hayvanlarda[1] da ibret vardır. Size onların karınlarındaki dışkı ile kan arasından arı, duru, içenlerin boğazından kolayca geçen bir süt içiriyoruz.[2]

Allah’ın (cc) yarattığı canlıların ve insanların yediği gıdalar, onların protein, vitamin, kalsiyum, demir gibi ihtiyaçlarını karşılar. Bunlardan bir tanesinin bile eksik olması, o canlının ve insanın vücudunda birtakım arızaların ortaya çıkmasına sebep olur. Bu arada, ihtiyaç olduğu zaman Allah (cc), o yenen gıdalardan sütün üretilmesini sağlar.

Hizmetimize sunulan sağmal hayvanlarda, özellikle de hayatımız için mühim bir besin kaynağı olan sütün oluşumunda, Allah’ın (cc) varlığını, birliğini, ilmini, hikmetini ve kudretini gösteren büyük bir ibret bulunmaktadır. İşte Rabbimiz, bu ayetinde bize sütün üretilmesini anlatıyor.

İnsanlık, öteden beri sütün üretilmesi ile hayvanın yediği gıdalar arasındaki ilişki hakkında ve hayvanın gıdadan mahrum kaldığında helâk olacağı konusunda az çok bir bilgiye sahipti; ancak bu gıdayı süte, ete, kemiğe veya başka bir maddeye dönüştüren mekanizma hakkında en ufak bir bilgiye sahip değildi.

Süt mucizesi, kâinat kitabının en hayret verici ayetlerinden biridir. Fakat bu mucize, o kadar doğal bir şekilde meydana gelir ve bu besin öylesine zahmetsizce elimize geçer ki bizler, onun ne şekilde yaratıldığını düşünmez ve onun Rabbimizin kevni bir ayeti olduğunu bilmeyiz. Hâlbuki Rabbimiz, yukarıda geçen ayet-i kerimesinde “ibret vardır” diyerek bizi sütün yaratılışındaki delilleri görmeye davet ediyor.

Süt, Rabbimizin bize yeryüzündeki ikramı olup hayvanların yediği gıdalardan yaratılan besinlerdendir. Sofralarımızdaki çeşitli yiyecekleri kendisinden ürettiğimiz gibi, kendisi de içeceklerin en güzeli ve Rabbimizin icat ettiği, taklidi mümkün olmayan bir mucizedir.

Rabbimiz, bu ayetinde sütü ve ondan üretilen bütün gıdaları içine alan “leben (لبن)” kelimesini kullanmıştır. (لبن) kelimesi, temizlik, saflık ve doğallık anlamlarını çağrıştırır. Bu kelime, anne sütü, hayvansal süt ve saflıkla özdeşleştirilmiş bir içecek olarak kullanılır. Köken olarak “لبن” kökü, “yoğrulmak, şekil almak” anlamına gelir. Bu, sütün insanın bünyesine en uygun gıdalardan biri olduğunu gösterir.

Arapçada “leben (لَبَن)” ve “halîb (حَلِيب)” kelimeleri süt için kullanılsalar da aralarında önemli farklar vardır. Leben, hem taze hem de fermente olmuş sütü kapsayan genel bir terimdir ve peynir, yoğurt gibi süt ürünlerini de içine alır. Kur’an’da “leben” kelimesi geçer ve sütün Allah’ın sunduğu saf bir nimet olduğu vurgulanır.

Öte yandan “halîb”, sadece yeni sağılmış, taze süt anlamına gelir. Eğer süt ekşirse ya da işlenirse artık “halîb” değil, “leben” denir. Günlük Arapça kullanımda da “halîb” taze sütü, “leben” ise yoğurt ve ayran gibi fermente ürünleri ifade eder.

Kur’an’da Allah (cc) tüm süt ve süt ürünlerini kapsayacak şekilde “leben” kelimesini kullanmıştır. Eğer sadece taze sütten bahsedilseydi “halîb” denilirdi. Ancak ayette, sütün fermente halleri de dâhil olmak üzere insanlara sağlanan tüm süt nimetleri anlatıldığı için “leben” lafzı tercih edilmiştir.

İslami bakış açısına göre “leben” kelimesi, saflık, ilahi bereket ve tüm süt ürünlerini kapsayan bir nimet olarak görülür. Ayette sütün biyolojik oluşumu ile ilgili tarif edilenler, fizyoloji, anatomi gibi bilimlerin günümüzde ortaya koyduğu bilgilerle büyük bir uyum içindedir.

Sütün Yaratılışı ve Bilimsel Gerçekler

Gün boyu Rabbimizin yarattığı çayırlarda dolaşıp nasibini toplayan sağmal hayvanların bedeni, adeta kusursuz bir fabrika gibi süt üretmektedir. Bu sağmal hayvanların memesinden bembeyaz, tertemiz, dupduru çıkan sütün durumu ne kadar dikkat çekicidir! Hâlbuki süt, bağırsaklardaki dışkı ile damarlardaki kan arasında yaratılır. Yani bir tarafta dışkı, diğer tarafta kan varken; özellikleri bunlardan tamamen ayrı, lekesiz, tertemiz, lezzetli ve içenlere faydalı bir süt yaratılması, Allah’ın hikmet ve kudretinin işaretidir. İşte bunu yaratan Allah (cc) birdir; kulluğa ve şükredilmeye en lâyık olan O’dur.

Sindirim ve süt oluşumu mekanizması kısaca şu şekilde anlatılabilir: Yediğimiz yiyecekler üç ana yapı maddesinden oluşur; karbonhidratlar, proteinler ve yağlar. Bu besinler midede ön işleme tutulur; fakat asıl sindirim bağırsaklarda pankreas bezlerinin salgıları ile gerçekleşir ve besinler bağırsaklardan emilir. Mideden sonra bağırsağa ulaşan yiyecekler burada dışkı formuna ulaşır ve bağırsağın içindeki yiyeceklere dışkı denir.

Bu nedenle ayette “karınlarındaki dışkı” denilmiştir. Yani bağırsaklardaki dışkılar işe yaramaz değildir; aslında asıl işe yaradıkları zaman, bağırsaklarda dışkı halindeyken emilme sürecidir. Emilip işe yaramaz hale geldiklerinde ise dışarı atılırlar. Yani ayet, dışarı atılan dışkıdan değil, karınlarda henüz sindirimin devam ettiği dışkıdan bahsediyor. Bu iki durumu birbirine karıştırmamak gerekir. Bağırsaktaki dışkının karbonhidratları, proteinleri ve yağları iyice emilir ve kana karışır. Dışkının en son kalan posa kısmı ise defekasyon (dışkılama) ile atılır.

Ayette geçen “Fers (فرث)” kelimesi, hazmedilen gıdaların bağırsaklardan süzülüp kana karışmış haline denir. Kana karışan besin maddeleri vücudun gerekli hücrelerinde kullanılır. Her hücreye alınıp o organın beslenmesinde görev aldığı gibi, sağmal hayvanların memelerinde süzülerek süt olur.

Süt bezine kan akışı, meme fonksiyonu için son derece önemlidir. Kan, vücut içinde dolaşıp dokuların ve organların muhtaç oldukları gıda maddelerini ve oksijeni taşımaktadır. Böylece imal edilen sütte besin maddelerinin meydana gelmesini sağlamaktadır. Tüm süt öncülerinin kandan geldiği bilinir. 1 litre süt üretmek için memeden 500 litre kan geçmesi gerekir. Bir inek günlük 60 litre süt ürettiğinde, süt bezinden 30.000 litre kan dolaşır.

Ayette geçen “Halis” lafzı ile kan ve dışkı aynı yerden olmakla birlikte sütün, kanın kırmızılığından ve dışkının pisliğinden arınmış olduğu kastedilmektedir. Kan ve fers aslında pistir. Bunlar yalın halde yenmez, içilmez. Ama Allah (cc) bu iki pis maddeyi önce ayırır, sonra bir sıvı ile fersin kimyasını değiştirir ve mucize içecek olan süt meydana gelir. Adeta süt ile diğer iki madde (kan ve besin artığı) arasına Allah’ın (cc) kudretiyle bir perde çekilmekte, sütün bunlardan birine veya ikisine karışarak renk, tat ve kokusu bakımından saflığının bozulması önlenmektedir.

Kısaca, sütün oluşması önce bağırsaklardaki dışkının sindirimi ve kana karışması, daha sonra kanla memeye gelen bu maddelerin süzülüp süte dönüşmesi ile olur. Kur’an’da sütün oluşumu bu kadar güzel ve bilimsel bir şekilde tarif edilmişken, insanın bu mucizeye kayıtsız kalması düşünülemez.

Bunun yanında, sütün dışında insan vücudunda sindirim sisteminin çalışması da harikulade mucizelerdendir.

Bu muazzam düzen sadece sütün oluşumu ile sınırlı değildir. İnsan vücudunda her an gerçekleşen sayısız hayret verici olay da bu mucizenin bir parçasıdır. Nitekim bu ayetin tefsirinde Seyyid Kutub (rh) şöyle demiştir: “Sindirilen yemeklerin kan haline geçişi ise şöyledir: Her dokunun ve her hücrenin kendisi için lüzumlu olan gıdayı seçerek kandan alması ve kullanılmayan gıda artıklarını geri kana vermesi... Bütün bu işlemler gerçekten son derece garip ve hayret verici ameliyelerdir. İnsan vücudunda her an bu ameliye devam ediyor ve her an alınan gıdalar yakılarak enerji hâline çevriliyor. Her saniye bu hayret verici cihazda yapma ve yakma işlemi sürüyor, bir kısım hücreler ölüyor, bir kısım hücreler yenileniyor ve ruh ile ceset birbirinden ayrılıncaya kadar bu ameliye hiçbir an durmuyor...

Normal şuur yapısına sahip bulunan bir insanın, bu hayret dolu ameliyeler karşısında durup düşünmemesi, bir an olsun dehşetinden titrememesi ve insanoğluna bu akılları durduran cihazı bahşeden yüce yaratıcıyı hamd ile tesbih etmemesi imkânsızdır. İnsan mekanizması ile hiçbir cihaz ve makine mukayese edilemez. Hatta hesaba gelmeyecek sayıdaki hücrelerinden bir hücre ile dahi en mükemmel makine kabil-i kıyas değildir. Bu canlı mekanizmadaki emilme ve yanıp enerji hâline dönüşme ameliyesinin tafsilatı o kadar korkunçtur ki kafaları döndürür; hatta vücuttaki bir tek hücrenin faaliyeti ve çalışması bile insan zekâsını durduracak orijinalitededir.

Kur’an’da bu tip gerçeklerden sadece birinin bulunması bile, bunun bir beşer elinden çıkmayıp yüce yaratıcı tarafından indirildiğini göstermesi bakımından kâfidir. Çünkü Kur’an’ın bu gerçeği söylediği sıralarda hiçbir beşer topluluğu bu gerçeği bilmiyordu.[3]

Fıtrata Uygun Seçim

Mirac hadisesinde gerçekleşen olaylardan biri de Cibril (as) tarafından Rasulullah’a (sav) biri süt, diğeri şarap olarak iki kap içecek sunulmasıdır. Rasulullah (sav) bu iki içecekten sütü tercih etmiş ve bunun üzerine Cibril, “Sen fıtratı tercih ettin” demiştir.[4]

Sütün tercih edilmesi ile fıtrat arasındaki ilişki, İslam dininin kolay, huzur veren ve insanın yaratılışına uygun hükümler ihtiva ettiğine işarettir. Şarap ise kötülüğün anası olarak nitelendirilmiş ve bu nedenle tercih edilmemiştir.[5]

“Fıtratı seçtin” cevabındaki fıtratı, İslam ve istikamet olarak açıklamışlardır. Anlamı şöyledir (Allah en iyi bilendir): “Sen, İslam’ın ve doğru yolda yürümenin alâmeti olanı seçtin.” Süt, içimi kolay, temiz, lezzetli ve insan fıtratıyla uyumlu bir içecektir. Oysa şarap, anında ve gelecekte çok sayıda kötülüğü beraberinde getirir.

Ayetteki “arı, duru, içenlerin boğazından kolayca geçen bir süt içiriyoruz” lafzından anlaşılacağı üzere, süt insan fıtratıyla uyumlu bir içecektir. 

Bu olay, insanın yaratılışındaki saflığa dönmesi ve helal olanla beslenmesinin önemine dikkat çekerken, aynı zamanda İslam’ın da insanlar için fıtri, yani yaratılışa uygun bir din olduğunu vurgular. Rasulullah’ın (sav) sütü seçmesi, hem tercih edilen yolun hem de İslam'ın özündeki temizliğin bir ifadesi olarak yorumlanır.

Süt, memeli canlıların dişi bireyleri tarafından, doğumdan sonra yavrularını besleyebilmeleri için üretilir. Balinanın yavrularından insanların bebeklerine kadar bütün yavru memeliler, yaşamlarının ilk dönemlerinde annelerinin sütleriyle beslenir. Bebek, çok harika bir besine, hiçbir uğraş vermeden sahip olmaktadır. Yeni doğan herhangi bir yavru için en faydalı, gelişimine en uygun besin anne sütüdür. Örneğin, insanı ele alalım; tertemiz bir fıtrat üzerine doğan insanın doğduğunda ilk beslendiği gıda anne sütüdür. Zira anne sütü, henüz bebeğin küçücük ve tazecik bedeniyle uyum içinde olan bir içecektir. Yeni doğmuş bir bebeğe, dünyada mevcut bütün maddelerden hangisini verirseniz verin, hiçbiri annesinin sütünün yerini tutmaz. Her memeli canlı için oluşan bu mükemmel düzen, kâinatın Yaratıcısının her şeyi nasıl mükemmel bir planla yarattığının delilidir. Başta sindirilmiş gıda olan, başta kan olan maddeler, annenin memesinde süt olmakta ve bu da yeni doğan bebeğe, doğar doğmaz Yaratıcısının hazırladığı bir ikram olarak annesinin memesiyle sunulmaktadır. İsterse en basit mantıkla, isterse olasılık hesabıyla bakılsın, bir annenin yavrusunu doğduğu anda sütle karşılaması ve bu sütün o yavru için en uygun madde olması, bilinçli bir yaratılış dışında hiçbir şeyle açıklanamaz. Sütü emecek insan yavrusuna anne karnında parmağını emdirerek süt emme talimi yaptırılır. Böylelikle annesinin memesi süt vermeye hazırken, o da emmeye hazırdır. Sütün memeden fışkırmadan, tam bebeğe uygun bir ahenkle gelmesi de süt emmenin mükemmel yaratılmış bir yönüdür.


Bu hadis, sütün besleyici özelliğine ve insan için en uygun gıdalardan biri olduğuna işaret eder. Süt, hem gıda hem de içecek yerine geçebilir ve Allah’ın insanlara verdiği özel bir nimettir. Süt, Rasulullah (sav) tarafından bereketli, doğal ve temiz bir gıda olarak görülmüş ve birçok hadiste övülmüştür.


Dünyadaki nimetler zamanla bozulur ama cennetteki süt asla değişmez. Bu, cennetteki nimetlerin ebedî olduğu ve Allah katında kusursuz olduğu anlamına gelir. Cennetteki süt nehirleri, insanın ruhunu arındıran ve hakikate ulaştıran ilahi bilgiyi ve temizliği temsil eder.

Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Cennette su, süt, bal ve şaraptan oluşan dört nehir vardır.[8]

Cennette akacak süt nehirleri, sütün temizliğini, saflığını ve Allah katında özel bir nimet olduğunu gösterir. Dünya hayatında olduğu gibi ahirette de süt, temiz ve özel bir içecek olarak bahsedilmiştir.


Süt, insan fıtratıyla uyumlu bir içecek olduğu gibi, ilim de insanın ruhu için en uygun gıdadır.

Rasulullah’ın (sav) sütü içmesi ve Ömer’e vermesi, ilmin paylaşılması gereken bir nimet olduğunu gösterir.

Rasulullah (sav) bu hadiste sütü, bilgi ve hikmetle özdeşleştirmiştir. Rasulullah (sav) rüyasında süt içmesi, ilmin kendisinde olduğunu ve bunu sahabeleriyle paylaştığını simgeler.

Süt, Allah’ın (cc) yarattığı en saf ve doğal içeceklerden biridir.

Kur’an, sütün yaratılışındaki mucizeyi anlatır ve cennetteki nimetler arasında sayar.

Hadislerde süt, besleyici olması, fıtrata uygunluğu ve ilimle benzetilmesi açısından övülür.

Süt, hem dünyada hem de ahirette önemli bir gıda olarak kabul edilmiştir. Sadece bir içecek değil, aynı zamanda Allah’ın (cc) insanlara sunduğu özel ve besleyici bir nimet olarak değerlendirilmelidir.

İbn Ömer (ra) şöyle demiştir: “Rasulullah (sav) buyurdu ki: ‘Cennette bozulmayan süt nehirleri vardır. Bu dünyadaki süt, o nimetlerin bir numunesidir.’ [10]

Hasan el-Basri (rh) şöyle demiştir: “Süt, Allah’ın insana ihsan ettiği en saf içecektir. İçen kimse, hem bedenine hem de ruhuna fayda sağlar. Onda gıdanın doyuruculuğu, suyun susuzluğu gidermesi ve balın şifası vardır.

Hasan el-Basri, sütün hem besleyici hem de şifalı olduğunu belirtmiş ve onu Allah’ın (cc) özel bir nimeti olarak görmüştür.

Sonuç olarak; Süt, Rabbimizin yarattığı en saf, en besleyici ve en mucizevî nimetlerden biridir. Öyleyse, her yudum süt içtiğimizde şükretmeyi unutmayalım. Rabbimize hamdolsun ki, bize böyle mükemmel ve fıtrata uygun nimetler bahşetmiştir.

O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?[11]

   



[1] Sağmal hayvan denilen “en‘âm” kelimesinin koyun, keçi, sığır ve deveyi kapsadığı belirtilmektedir.

[2] 16/Nahl 66

[3] Seyyid Kutub, Fi Zilal-il Kur’an, c.9 s.210

[4] bk. Müslim, İman, 74/259; Beğavî, Hazin, 17/İsra 1. Ayetin tefsiri

[5] bk. Nevevî, ilgili hadisin şerhi

[6] Tirmizi, Daavât, 58; İbn Mâce, Et’ime, 33

[7] 47/Muhammed 15

[8] Tirmizi, Tefsir 47; Müslim, Cennet 13

[9] Buhari, İlim 11; Müslim, Fezail 15

[10] Tirmizî, Cennet 4

[11] 55/Rahman 13.