Kıymetli kardeşim,

Bu yola çıktığında, eline sadece kitaplar değil; vakit, sabır ve nefsinle olan mücadele de verilecek.

Vakit senin sermayendir. Nice insanlar vardır ki büyük ilimlere sahip olabilecek iken vakti hoyratça harcadıkları için elleri boş kalmıştır.

Rabbimiz Asr Suresinde şöyle buyuruyor:
“Asra yemin ederim ki, insan gerçekten ziyandadır. Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler başka.” (Asr, 1-3)

Allah Teâlâ zaman üzerine yemin ediyor. Çünkü zaman insanın elinden akıp giden ama kıymeti en az bilinen hazinedir. İlim talebesi için bu ayetin yankısı daha derindir. Çünkü ilim talebesi saatlerini sadece bilgiyle değil o bilgiyi anlamak, özümsemek, yaşamak ve yaşatmak için harcar. Ve surenin sonunda gelen istisna ise ilim yolcusunun pusulasıdır.

“Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler başka.”  

Yani kurtulanlar, vaktini imana, amele, hakka ve sabra harcayanlardır. Zaman öyle kıymetli bir nimettir ki boşa harcayan helak olur. Sen bir ilim talebesisin; zamanını kıymetli bir şekilde değerlendirmelisin. Ders saatleri dışında kalan vakitlerini telefona, boş konuşmalara, lüzumsuz meşguliyetlere verirsen bu yolda yavaşlar, belki de durursun.

Vakit İlmin Anahtarı

Rasulullah şöyle buyurdu: “İki nimet vardır ki insanların çoğu onların kıymetini bilmez; sağlık ve boş vakit.” (Buhari)

Bu hadiste geçen boş vakit senin için ilimle dolması gereken vakittir. Eğer bu vakitler heba edilirse ne geçmişe dönebilirsin ne de elindeki imkânı geri getirebilirsin. Unutma ki bu yol dikenli bir yoldur. Ama dikenlerin ardında öyle güzel güller var ki sabreden ve devam eden kazanır.

İlim talebesi olmak sadece kitap ezberlemek değildir. Bu bir ahlak, bir hal, bir tavır meselesidir. Geceni nasıl geçirdiğin, vaktini nasıl kullandığın senin ilmindeki bereketi belirler.

İmam Şafii’ye bir gün “Nasıl bu kadar güçlü bir hafızaya sahipsin?” diye sordular. Şöyle dedi: “Günahı terk ettim, ilmimi Allah bana ikram etti. Çünkü ilim, Allah’ın bir nurudur; günahkâr kalbe verilmez.”

Senin vaktin de uykun da kalbinin haline bağlıdır. Kalbini koru, vaktini zayi etme, uykunda ölçülü ol.

Az Uyku Derin İlim

Allah Teala insanı zayıf yarattı ve onu uykuya muhtaç kıldı. Ama bu ihtiyaç seni tembelliğe sevk ederse bil ki bu bir imtihana dönüşür.

“Geceleyin Rabbinin huzurunda secdeye kapan, geceyi de uzun uzun O’na ibadetle geçir.” (İnsan,26)

Allah Teala geceyi uyku için yaratmış olabilir ama kullarından bazılarını bu nimetin ötesine davet etmiştir. O kullar gecenin bir kısmında uykularından feragat ederek Rabbine yönelir. İşte ilim talebesi de böyle olmalıdır; ne tamamen uykusuz ne de uykuyla meşgul. Unutma ki uyku seni tazeliyorsa ne güzel, ama seni ilimden alıkoyuyorsa o artık bir ihtiyaç değil gaflettir.

Az uyku, bedeni yorgun düşürse de, ruhun gıdası olan ilmin ışığına kavuşmak için bir fedakârlıktır. Bu, ilmi elde etme sürecinin bir parçasıdır. Geceleri az uyumak, ilme olan açlığı doyurur, zihni daha berrak kılar ve sabah ışığında hayata dair daha derin bir anlayışla uyanmanı sağlar.

Az uyumak, bir bakıma zamanı en verimli şekilde kullanma çabasıdır. Çünkü ilim, yalnızca gündüz saatlerinde değil, geceyi ibadetle ve düşüncelerle ihya edenlere Allah tarafından bir lütuf olarak gelir.

Seher Vaktini Geri Çevirmeyen Kazanır

İlim talebesi için seher vakti, sadece ibadetle ihya edilecek bir zaman dilimi değil; aynı zamanda gönlün, zihnin ve niyetin yenilendiği müstesna bir andır. Gündüz meşguliyetlerinin, kalabalıkların, seslerin dağıttığı dikkati ve ruhu, seher vaktinin huzuru ve sessizliği yeniden toplar.

Bu vakit, Rabbimizin kullarına en yakın olduğu vakittir. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur:

“Her gece, Rabbimiz gecenin son üçte biri kalınca, dünya semasına iner ve şöyle buyurur: Kim bana dua ederse ona icabet ederim. Kim benden bir şey isterse ona veririm. Kim benden bağışlanma dilerse onu bağışlarım.”[1]

İlim yolunu seçmiş bir kimse, bu daveti duymazdan gelemez. Çünkü bu vakit, sıradan bir zaman değildir. Bu vakit affın, icabetin, kabulün vaktidir.

Seher vaktinde uyanmak kolay değildir, evet. Özellikle ilimle meşgul olan bir kimse için yorgunluk, uykusuzluk, bitmeyen dersler arasında bunu sürekli yapmak zorlayıcı olabilir. Ama unutma ki, kolay olmayan şey zaten değerlidir. Uykudan feragat, duaya yaklaşmaktır. Rahatından biraz vermek, rahmetten çok almak demektir.

Başlangıçta zorlanman doğaldır. Ama bu vakte alışan bir kalp, gündüzün karmaşasında kaybolmaz.

Çünkü seher vaktinde ayağa kalkmayı başaran bir talebe, yalnızca ilme değil, Allah’a da yöneldiğinin farkındadır.
İşte bu yöneliş, bütün gününü aydınlatan, kalbini koruyan, ilminde bereket açan bir kapıdır.

Ayrıca sessizlik ve dikkatin en yoğun olduğu andır. Ezber, tekrar, kısa not gözden geçirme için en verimli vakitlerden biridir.
Özellikle zorlandığın metinleri seher vaktinde tekrar edersen zihninde daha iyi yer ettiğini fark edersin.

Talebe İçin Günün Fıkhı

1.Sabahın Bereketinden Faydalan

Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Ümmetimin sabah vaktine bereket verilmiştir.” (Tirmizi)
Sabah namazının ardından yatağa dönme! Biraz Kuran oku veya ezber yap. Ardından da biraz ders tekrarı... Unutma ki sabah saatlerinde zihnin berraktır, ezberin kuvvetlidir. Bu saatlerde yapılan bir saatlik çalışma, diğer vakitlerdeki birkaç saate bedeldir.

2.Gündüz: İlmin Yoğunlaştığı Zaman

Ders saatlerinde not al, anlamadığını anında sor. Dersi sadece dinleme değil alma ve anlamlandırma gayretinde ol. Öğle sonrası yeni öğrendiğin bilgileri pekiştir. Gün içinde telefon ve sosyal medya gibi oyalayıcı şeyleri en aza indir. Her 5 dakikalık bir bakış zihni dağıtır ve ilmin bereketini azaltır.

3.İkindi-Akşam Arası: Orta Hafiflik

Bu saatlerde zihnin biraz yavaşlayabilir. O yüzden bu vakit, tekrar ya da hafif okumalar için uygundur. Yani ezber tazelemek için güzel bir vakittir.

4.Akşam-Yatsı Arası: Derinlik Zamanı

Ağır metinleri gözden geçirmek ve üzerine yoğunlaşmak için bu vakit idealdir. Ayrıca 15-20 dakikalık bir tefekkür ile de kalbini dinleyebilir ve gününü değerlendirebilirsin.

5.İlimle Aydınlanan Gece

Gecenin bir kısmını ilimle geçirmeye çalış. Her gece değilse bile haftada birkaç gece. Çünkü sessizlik artar dikkat berraklaşır ve zihnin daha derin işler. Bu saatlerde öğrenilen bilgi akla ve kalbe daha çabuk yerleşir.

Sen uykunun değil uyanıklığın adamı ol. Çünkü senin gecen gündüzünden bereketlidir.
Başkaları uyurken sen çalışırsın. Çünkü senin çaban rızayadır.
Her nimet bir emanet, her emanet bir imtihandır. Vakit de bu nimetlerin en kıymetlisi, en hızlı tükenenidir. Hele ilim talebesi için vakit; sadece saatlerle değil, gayretle, hedefle ve sabırla ölçülür.

Selam ve Dua ile…

 
 


[1] Buhârî, Teheccüd 14; Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn 168.